En Ideal Forum Adresiniz!
Merhaba,
Ziyaretçi
. Lütfen
giriş yapın
veya
üye olun
.
Ekim 14, 2008, 02:18:25
837952
Mesaj
9138
Konu Gönderen:
6657
Üye
Son üye:
Şşşizo
Ana Sayfa
Yardım
Giriş Yap
Kayıt
En Ideal Forum Adresiniz!
|
Ideal Club
|
Efsanaler / Hikayeler
|
ßir ŞizofreN'in Hayatı. Bu dünyadan Usaklaşmak istermisiniz ? Buyrun okuyun!
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
« önceki
sonraki »
Sayfa:
[
1
]
Yazdır
Gönderen
Konu: ßir ŞizofreN'in Hayatı. Bu dünyadan Usaklaşmak istermisiniz ? Buyrun okuyun! (Okunma Sayısı 695 defa)
RoDi
PsikopatIdealci
Teşekkür et +0/-0
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 2666
{ Léavé mé aLôné..} [Şizôfrén...]
ßir ŞizofreN'in Hayatı. Bu dünyadan Usaklaşmak istermisiniz ? Buyrun okuyun!
«
:
Mayıs 21, 2007, 23:19:01 »
(Şizofreni, zihin bölünmesi anlamına gelen bir hastalktr. Biyolojik ve genetik faktörlerin yanı sıra, özellikle eğitimde tutarsızlk, verilen çelişkili mesajlar yahut belirsiz, anlamsz, korkutucu olaylar ruhsal dünyada bir parçalanmaya yol açabiliyor, bu da sonunda gerçeklerden tamamen kopmayı ve bir hayal dünyasýnda yaşamayı netice verebiliyordu)
Bu delikanlı o noktaya gelene dek neler yaşamıştı kim bilir?
"Ben iyiyim doktor ağabey, ben iyiyim, hiçbir şeyim yok. Sağa çektim,bekliyorum." Böyle demişti Hüseyin, daha odaya ilk girişinde. Onsekiz yaşındaydı.şizofreni hastasıydı.Gözlerinde hayalet görmüşçesine bir korku ile hiçbir şey görmüyormuş gibi boş bir bakış yer değiştiriyordu.
Çocuk gibiydi tavırları.
Büyümeyi reddetmiş, zamanı geri çevirip küçük bir çocuğun o problemsiz, saf dünyasına dönmüştü sanki.Artık mücadeleyi bırakmş, dış dünyaya kapılarını kapatmştı.Kendisine ait bilinmez bir dünyadaydı.Neyi neden yaptığını, ne zaman ne yapacağını kestiremiyordu ailesi.insanlardan
kaçıyor, bazen kendi kendine birseyler konuşup gülüyordu. Ama, gariptir, halinden memnun görünüyordu.Ve yerli yersiz aynı sözü tekrarlayýp duruyordu:
iyiyim ben, iyiyim. Sağa çektim, bekliyorum."
Çocukluğundan ilk hatırladığı, babasından yediği bir
tokattı.Oyundan eve biraz geç gelmiş, evdekiler onu çok merak
etmişlerdi. "Geldim işte, sevinin" dercesine masumbir neşeyle yüzüne baktığı babasının öfke dolu bakışları, yediği tokat esnasında gördüðü yıldızlara karışmıştı.Neye sinirlenmişti babası, bilemedi. Çok korktu ve yatağına gidip ağladı.
Babasının asabi olduğunu, bazen işten gergin geldiğini, o yüzden ufak şeylere sinirlendiğini,aslında iyi bir insan olduğunu zamanla annesinden
öğrenmişti. iyi de, kendisinin ne kabahati vardı ki? Hem babası "Sizin için çalışıyorum, ablanın ve senin geleceğiniz için yoruluyorum" demiyor muydu?
Bizim için çalışıp yorulduğu ve sinirleri bozulduğu için bizi dövmesi nasl işti?
Bizden intikam mı alıyordu yoksa? Neden ki?
Bazen "aslan oğlum, akıllı oğlum" derdi babası kendisine, bazen de "salak, haylaz!"
Ne zaman nasl tepki alacağını bilemiyor, güvensizlikiçini kemiriyordu.
Babasına bile güvenemeyecekse, bu dünyada kime güvenebilirdi ki?
Annesi, babasınn aksine, çok şefkatliydi.Bir o kadar da evhamlı. Devamlı peşinde dolaşr, "Hasta olacaksn" der, başka şey demezdi..
Bu aşırı ilgiden boğulacak gibi oluyordu bazen. Ama seviyordu kendisini ve dövmüyordu ya; yetebilirdi bu.Bu sevgi uğruna bazen kişiliğini feda etmesi
gerekiyordu ama, olsundu.
Hep sevildiğini bilmek güven vericiydi zira. Ama hayır; maalesef her zaman sevmiyordu annesi onu.Uslu olduğu zamanlarda geçerliydi bu sevgi. şartlı bir sevgiydi yani.
Annesinin hoşlanmadığı bir şey yaptığnda "Seni doğuracağıma taş doğursaydm" sözünü sık duydu. Bir gün dayanamayp "Acaba benim gerçek anne-babam siz
değil misiniz?" sorusunu sorduğunda, annesi öfkeli gözlerle "Saçmalama salak!" diye bağırdı.
Bu cevap acaba ne anlama geliyordu?
Bazen annesiyle babası kavga ederlerdi.
Daha doğrusu, öyle hissediyordu. içeriden bağırışlar gelir, yanlarına gidince susarlardı. Bir şey yokmuş gibi davranrlardı. Ama evde birkaç gün sessiz bir gerginlik olurdu. içini dağlardı bu gergin dönemler.
Neydi problem, anlayamadı hiç. Neden anlatmazlardı ki? Problem varsa söylesinler, yoksa güzel güzel sohbet etsinlerdi.
Böylesi daha mı iyiydi sanki? Suratsz bir çocuk olmuştu artık.
Evlerine bir misafir geldiğinde ise, keyfi biraz yerine gelirdi. Anne baba ne kadar gergin de olsalar misafirin yanında gülümserlerdi çünkü.
Yalancktan da olsa onları öyle mutlu, kibar, konuşkan görmek hoşuna gidiyordu.
Hoşuna gidiyordu da, neden biz bize iken böyle davranmıyorlardı ki? Biz komşulardan daha mı değersizdik?
Saflık derecesindeki patavatszlığı misafirliklerde başına dert oldu.
Anne-babasının evde "kel toş" dedikleri komşu evlerine misafir olduğu bir gün ona "kel toş" diye seslenince buz gibi bir hava esmişti.Ablası çimdikledi.
Yanlış mı söylemişti adını yoksa? Adı bu değil miydi? Niye öyle diyorlardı o zaman?
Gelen giden arttıkça, çelişkiler de artıyordu.
"Yine mi o gıcık tipler geliyor? / Aman efendim ne iyi oldu da geldiniz?"
"O Ayten de çok saçmalıyor canm / Haklısın Aytenciğim,naaparsın?"
"Keşke evde yok deseydin oğlum / inanın çok özlemiştik."
Bir kenara çekilmiş, sessizce izliyordu çoğunlukla. Bukarmaşk oyunun kuralı acaba neydi?
ilkokula başlayışını, evdeki sıkıntılardan kaçışolarak, sevinçle karşılamştı..
Ama siyah önlükler, anlamsz kısıtlamalar olmasa daha iyi olurdu.Hele bazen bayat nutuklar atıp bazen de öfkeyle bağıran asık suratlı öğretmenler olmasa çok da güzelolabilirdi. Nutuklarda başka konuşuyorlardı,
koridorlarda başka.
"Gelecek sizin elinizde / Siz haylazsınz!"
"Okuyup büyük adam olacaksınz / Adam olmazsnz siz!"
"Bu ülkenin umudu sizlerde /Sizi her gün dövmek lazm!"
"Atatürk bu ülkeyi sizlere bıraktı / Aptallar!"
Anlayamıyordu çoğu şeyi. Atatürk'ü öðretmişlerdi ona önce ve sonra ve hep-beden eğitimi dersinde bile. "En büyük o! Bizi kurtardı. Bir millet yarattı."
Ama Hüseyin dedesinden "Allah en büyüktür, tek yaratıcı Odur" diye öğrenmişti.
Bir gün öğretmenine "Allah mı büyük, Atatürk mü?" diye sordu. Öğretmen ters ters baktı ve "Böyle saçma soruları bir daha sorma; fena olur" dedi.
Korktu yine. Korkmaya alışmıştı zaten.
Korkutucuydu dünya. Nasıl korunacaktı?
İlkokul öğretmeni kopyaya çok kızardı. Bir kez sınavda kopya çeken bir arkadaşını sınıfn ortasnda evire çevire dövmüş, hatta bacağını kanatmştı.Kopya kötüydü, çekmemeliydi. Hiç çekmedi de.
Son sınıfta ilkokullar arası bilgi yarışmasına katıldılar.
Final yarışmasında öğretmeni yanlarına yanaştı ve "şöyle bir soru gelecek, cevabı da şu" diye fısıldadı. Duymazdan geldi..
Kopya kötü değil miydi?
Öğretmen kendilerini deniyordu herhalde. Yarışmasonrasnda öğretmen "Beni niye dinlemediniz? Sizecevabı söyledim. Ya yarışmayı kaybetseydiniz?" diye
bağırnca, kafası iyice karıştı.
Bir gün birisi "Bunlar kamera şakasıydı" diyecek diye bekliyordu. Ama
ya değilse?
Bir de kafasındaki çelişkileri tutabilseydi!Anlaşılan, onları kendi kendine ve kendince çözmesi gerekecekti. Yapabilirse.
Susmak çok iyiydi aslında. Zaten ilkokulda öğretmenleri hep"Susun!Çok konuşmayn bakiim!" derdi. Ama lisede öğretmenler "Niye aval aval bakıyorsunuz, derse katılın biraz, sizin gibi koyunlar yüzünden bu millet
geri kaldı!" deyince, sessiz ve uslu olma konusunda da çelişkide kaldı.
Büyümeseydi keşke. Hep küçük bir çocuk olarak kalsa ne iyi olurdu.. Zaten genellikle odasnda tek başına oyuncaklarıyla oynamasına, onlarla konuşmasına, annesi "Hâlâ çocuk gibisin" diye tepki gösteriyordu.
Ergenliğe girdiğinde garip şeyler yaşamaya başladı. Öteden beri bildiği bedeninde o güne dek bilmediği şeyler oluyordu. Ama kimseye soramadı.
Kimse de, ne olup bittiğini ona doğru düzgün anlatmadı.
Ayıp deyip sustular. "Kızlarn şeyi var mı?" sorusunun cevabını bile arkadaşlarıyla başbaşa verip üç ayda öğrenebildi. Yine o dönemde öğrendiğini sandığı bir yığın şeyi düzeltmesi yıllarını alacaktı.
Zaten kızlardan yana başı dertteydi hep. Çıktığı bir kız olmadığı için arkadaşları kendisiyle alay ediyorlardı. Üzülüyordu. Neredeyse sırf bu alaylardan kurtulmak için, hoşlandığı bir kızı gözüne kestirdi..
Ders aralarnda onunla konuşmaya başladı.Hatta ona âşık oldu bile denilebilirdi.. Ama bu kez de âşık olmasıyla alay edildi.
İnsanlar neden böyleydi ki?
Bir gün teneffüste hoşlandığı kıza "Seni seviyorum" demek geldi içinden.
Dedi de. Ama kız ağlamaya başladı.Hatta kendisini öğretmene şikayet etti. Tabii ki, dayak yedi öğretmenden.
Çok üzülmüştü.Durumu düzeltmek için kızın yanına gitti, özür diledi ve "Tamam, seni sevmiyorum" dedi.
Ama kız buna da ağladı. Yine şikayet edildi, yine dayak yedi, yine anlayamadı neler olup bittiğini.
Şu kızlar da garipti doğrusu.
Okul dışındaki kızlara yöneldi ilgisi. Yaşça büyük, tecrübeli ağabeylerle gezmeye başladı. Çok şey öğrenebilirdi onlardan. Öğrendi de.
Caddelerde gezip, gelen geçen kızlara laf atmaya başladı.
"Üf ağabey, şu kıza bak, çok güzel."
"Hakikaten Hüseyin, ne kız bee? Sana bakıyo oğlum,asıl şuna."
"Yok ağabey şu gelene asılayım. Baksana o daha hoş. Değil mi Ali ağabey?"
Değildi maalesef.
"Daha hoş" deyip laf attığı kız, Ali abisinin kızkardeşiydi. Birkaç küfürle paçayı kurtardı. Sahipsiz kızlara asılmak iyiydi,sahipliler ise bacımız olurdu.
Ama sahipsiz dediklerimiz de bizim gibi birilerinin ablası yahut kardeşi değil miydi? Acaba şu an ablasına kim nerede laf atıyordu?
İğrendi bu çifte standarttan. Çözemedikçe çözülüyordu.
Çok fazla kızla çıkmak makbuldü arkadaş çevresinde.Popüler bir delikanlının fazla kız arkadaşı olmalydı. Ama kızlarn erkeklerle fazla çıkmaları iyi değildi, "kaşar" damgası yerlerdi. Peki o zaman
erkekler kiminle çıkacaktı ki?
Meselâ kendisinin kız arkadaşlarıyla gezmesi anne babasının hoşuna gitmişti.
Ama ablasının bir erkekle çıkması evdekilerin en büyük korkusu idi. Kendisine bir kız telefon edince "aslan oğlum" diyen bakışlar gezinirdi üzerinde. Ama ablasını bir erkek ararsa evde kıyamet kopardı.
"Bu tutarszlıklar beni deli edecek" diyordu içinden. Sonunu hissetmişti sanki. Kur'ân okumanın ve ondaki emirlere uymanın çok güzel olduğunu öðrenmişti lise yıllarnda.
Anne babası Kur'ân okumazlardı, ama "Okumak lazım, iyidir" derlerdi. "Okumak lazım, iyidir" derler, ama okumazlardı. Normaldi artk bu çelişkiler; pek üstünde durmadı.
O okudu, etkilendi.Namaza başladı. Kızlarla mesafeli olması gerektiğini de öğrenmişti. Kız arkadaşlaryla samimiyetini azalttı. Bira içmez oldu. TV izlemedi, sohbetlere gitti.
Bir gün anne babasını fısır fısır konuşurken gördü.O akşam babası onu karşısna alıp konuşmaya başladı.Bir problem olduğunu anlamıştı. Bir problem olmasa babası onunla konuşmazdı çünkü; ancak bir problem varsa konuşurdu. Sonunda babası dilinin altndaki baklayı çıkardı:
"Evladım, aşırı gitme. Namazını da kıl, gereğindebara, pavyona da git.
Kur'ân da oku, kızlarla gezip içki de iç. Dengeli yaşa."
"Nerede yazıyor bu denge baba?" diye sordu. Babası sinirlenip "İşte burada yazıyor" dedi ve avucunu gösterip yanağına okkalı bir tokat yapıştrdı.
Ağlamıyordu artk. Etkileniyormuş gibi yapmaya çalışıyordu. Ama direnci zayflamıştı.
Kur'ân'ı da,namazı da bıraktı.
Evlerinde televizyon hep açık dururdu.Bazen açık-saçık programlar olurdu.
Spiker 'Şok, Şok! Şu rezilliğe bakın!' diye ekranı inletirken bir yandan da o rezillikler en ayrıntılı biçimde gösterilirdi.
Babası da hem onları seyreder, hem de "Tövbe, tövbe! Başımıza taş yağacak; şunlarn yaptklarna bakın" derdi.
Hüseyin "Baba, başka kanala geçelim" deyince de, "Biraz bakalım canım, meraktan izliyorum zaten, neler olup bitiyor bilmek lazm" diye cevap
verirdi.Babasının bakışlarnda merak denilemeyecek garip bir pırıltı olurdu oysa.Hüseyin farkndaydı bunun.
Lise son sınıfta siyasetle ilgilenmek ama aşırı gitmemek gerektiğini öğrendi;nasl olacaksa? Ve haber programlarını izlemeye, gazetelerdeki köşe yazılarını okumaya başladı. Birçokşey öğrendi;
özellikle dış politika konusunda. Batılı olmak lazmdı. Batılılar bizden üstündü. Yok hayır, biz en üstündük.Sadece, biraz geri kalmıştk. Ama en güçlü, en akıllı bizdik..
Bu millet adam olmazdı. Biz Batılıları seviyorduk, ama onlar bizi sevmiyordu.Onlar bizi sevmediği için biz de onları sevmiyorduk. Ama onlar gibi olmalıydk yine de.
Sevmeliydiler bizi, biz onları sevmesek de.
Hele Yunanlılar bize iyice düşmandılar.. Biz de onlardan nefret ederdik. Hep savaşmış, hep yenmiştik onları. Ama aslında kardeştik. Bazen bizden
korktukları söylenirdi. Sinirlendiriyordu bu bizi.Bizden neden korkuyorlardı ki? Fazla sinirlenirsek canlarına okurduk onlarn. Korkmasınlardı bizden.
Araplar ise zaten oldum olası bizi sevmezlerdi. Biz de onları hiç sevmezdik.Ama onlar bizi neden sevmiyordu ki? Biz onları hep sevmiş, hep iyilik yapmış değil miydik? Oysa onlar bize hep kötülük yapmak
istiyorlardı. Bizi sevmeleri lazımdı. Ama bizim onları sevmememiz lazımdı..
Zihni iyice dağılmaya başlamıştı. İçine kapanmaya başladı. Odasından
çıkmamaya başladı. Hayallerle avundu. Hayallerinde
herşey netti, kontrolü altındaydı.. En iyisi buydu galiba. Ama annesi neden ona garip garip bakmaya başlamıştı ki?
Askere gitmeden önce bir işe girip çalışmak istedi. Birkaç yere başvurdu. Torpilliler yüzünden ilk başvurduğu yere alınmadı.Babaı öfkelendi. "Bu torpil yüzünden memleket batacak" dedi. Bir hafta sonra ikinci
başvurduğu yer için torpil bulunca sevindiler. Başkası lehine olunca kötüydü torpil. Ama, biz yapınca iyi oluyordu.
İşyerinde bir kıza âşık oldu. Tutunacak bir dal arıyordu bu çalkantılar arasında. Her şey bozulmuştu, o kız tertemizdi. Onunla hayatı sihirli bir değnek değmişçesine değişecekti.
O da Hüseyin'i sevecekti mutlaka, hatta seviyordu galiba. Zaten geçen gün
işyerinde sudan bir sebepten bağırmıştı ona; tıpkı küçükken annesinin yaptığı gibi. Seviyordu kesin, ama tutucu bir aileden geldiği için bunu pek belli etmiyordu.
Özellikle sessiz, mazbut bir kız oluşundan hoşlanmıştı onun. Ama yaz gelince son hayal kırıklığını yaşadı. Sevdiği kız bazen kısacık etekler
giyiyordu. Otururken de, görünmesin diye eteğini
habire çekiştiriyordu. Niye kısa giyiyordu ki o zaman? Uzun giyse rahat ederdi. Dayanamayış bunu söyledi bir gün.
Kız utançla karışık gülümsedi, ama giyimini değiştirmedi. Sonra bir gün onun yazın plajda bikiniyle dolaşıp erkek
arkadaşlarıyla denize girdiğini öğrendi "Nasıl yani???"
Karşımda oturmuş kendi kendine konuşup gülen bu delikanlı, aslında kendince kurtuluşu seçmişti anlaşılan. Çocukluğundan beri bu hayatı, bu insanları çözememiş, doğru bir pusula, tutarlı bir rehber bulamamış, çifte standartlarn, yaman çelişkilerin çekiştirmesine dahafazla dayanamamış ve huzuru ancak gerçeği reddederek bulmuştu işte.
Bu kuralsz trafik, üstüne gelenler, arkadan sıkıştıranlar, yol isteyenler, küfredenler yüzünden, hayat yolculuğunda sağa çekmişti.Bekliyordu.
"Ben iyiyim artk, hiçbir şeyim yok doktor ağabey, çok iyiyim ben. Sağa çektim, bekliyorum."
Logged
"Léavé
mé
âLôné"
Ş
i
z
o
f
r
e
N
i
Helin
PsikopatIdealci
Teşekkür et +22/-38
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 26193
*°•::MournfuL::•°*
ßir ŞizofreN'in Hayatı. Bu dünyadan Usaklaşmak istermisiniz ? Buyrun okuyun!
«
Yanıtla #1 :
Mayıs 22, 2007, 11:12:11 »
Biraz uzundu ama okumaya değer. hayatımızdan bir kesit gibi.fakat bu kadar tutarsızlığı bu kadar değişkenliği bi arada yaşamadık sanırım...
tşk ettim..
Logged
Unuttum Sana Yazdığım Mektubun Altına Adımı Yazmayı
ßelki Hatırlarsın ßeni
Çok Eski ßir Çocukluk Hastalığınım Senin
Kırk Derece Ateşle Yattığın. ..
Йа
Nihle
Ziyaretçi
ßir ŞizofreN'in Hayatı. Bu dünyadan Usaklaşmak istermisiniz ? Buyrun okuyun!
«
Yanıtla #2 :
Mayıs 22, 2007, 11:27:42 »
Teşekkürler RoDi..
Konuyla İlgili Küçük ßir Yazı İzinsiz.Affola.
Bir Şizofreni Kızın Güncesinden:
Renée, uzun süre şizofreni tanısıyla tedavi görmüş bir genç kız. İyileştikten sonra hastalık dönemine ait anılarını yazıyor. Aşağıda bu ilginç gözlemden iki kesit bulacaksınız. İlki hastalığın başlangıç dönemine, ikincisiyse ileri aşamalarındaki yaşantılara ışık tutuyor.
Birinci kesit: şizofreniye giriş
"Bu olayın başıma geldiği günü çok iyi anımsıyorum. Zaman zaman yaptığım gibi, yalnız başıma gezmeye çıkmıştım. Birdenbire, o an önünden geçmekte olduğum okuldan müzik dersindeki çocukların söylediği Almanca bir şarkı yükseldi. Dinlemek için durdum. İşte o anda içimde, çözümlenmesi güç ancak daha sonraları hissettiklerimin tümüne benzer garip bir duygu uyandı: Bu gerçekdışılık duygusuydu. Okulu tanıyamıyormuşum gibi geldi; bir kışla kadar büyümüştü, şarkı söyleyen çocuklar da şarkı söylemeye zorlanan tutuklular olmuşlardı. Sanki okul ve çocukların şarkısı dünyanın geri kalan bölümünden kopmuştu. Yine o anda gözlerim uçsuz bucaksız bir başak tarlasına takıldı. Güneşin altında parlayan bu sarı sonsuzlukta kaygan taştan yapılmış kışla okuldaki tutuklu çocukların şarkısı bende öylesine yoğun bir kaygı uyandırdı ki hıçkırarak ağlamaya başladım."
İkinci kesit: şizofreninin derinliklerinde
"Önümden peş peşe, geniş kaftanlar giymiş insanların durmadan, sessizce geçtiklerini görüyordum. Onları yakalamaya çalışınca ellerim boşlukta asılıp kalıyordu; ortada hiç bir şey yoktu. Kafamın içinde çığlıklar, haykırışlar, kulağı sağır edici gürültüler patlıyordu. Ancak o durumda da yine işitsel olarak bir şey duymuyordum. Yalnızca içimden, duyduğum o anlamsız sözleri bağırarak tekrarlamak geliyordu: 'Trafalgar Savaşı, Ateşle yok etme - Ateşle yok etme - kesin, kesin - Gao gao' gibi. Bir süre sonra nesnelerin garip görünümü ortadan kalktı, beni çevreleyen dünyayı bir düşteymiş gibi algılamaya başladım. Ardından kendime zarar verme doğrultusunda buyruklar, daha doğrusu dürtüler gelmeye başladı. Ellerimi, kollarımı acımasızca ısırıyor, başımı duvarlara vuruyor, göğsümü öylesine çok yumrukluyordum ki çevremdeki insanlar yetişip beni kendime karşı koruyana kadar çürük içinde kalmış oluyordum. İçimde görülmemiş bir yok edici güç büyüyor ve beni her ne pahasına olursa olsun ortadan kaldırmayı istiyordu. Aynı zamanda kendimi korkunç derecede suçlu hissediyordum. Öylesine bir suçluluktu ki bu.. Bütün enginliği ve dehşeti içinde 'Ben suçluyum' diye bas bas bağıran bir suçluluk. Neden dolayı suçlu olduğumu bilmiyordum. Tek bildiğim, açık seçik, derin ve uçsuz bucaksız bir suçluluk içinde olduğumdu."
«
Son Düzenleme: Mayıs 22, 2007, 11:28:34 Gönderen: Nihle
»
Logged
Siγah_мєLєηк
PsikopatIdealci
Teşekkür et +0/-1
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 3027
Kırıq kalblér duraqı :(
Ynt: ßir ŞizofreN'in Hayatı. Bu dünyadan Usaklaşmak istermisiniz ? Buyrun okuyun!
«
Yanıtla #3 :
Eylül 03, 2007, 15:10:46 »
sağol benim çocukluğumda pek farklı diğildi .. sağa çektim bekliyorum!
Logged
şєу.. α¢αвα ƒαzℓα∂αη 2 кαηα∂ıη ναяѕα νєяєвℓямѕη ؟ вєηмкιℓєяι кıя∂ıℓαя∂α..
รเאคђ
_๓єlєภк
KEJMAN
Ziyaretçi
Ynt: ßir ŞizofreN'in Hayatı. Bu dünyadan Usaklaşmak istermisiniz ? Buyrun okuyun!
«
Yanıtla #4 :
Eylül 03, 2007, 16:58:13 »
Lise son sınıfta siyasetle ilgilenmek ama aşırı gitmemek gerektiğini öğrendi;nasl olacaksa? Ve haber programlarını izlemeye, gazetelerdeki köşe yazılarını okumaya başladı
ayneenn
Logged
Siγah_мєLєηк
PsikopatIdealci
Teşekkür et +0/-1
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 3027
Kırıq kalblér duraqı :(
Ynt: ßir ŞizofreN'in Hayatı. Bu dünyadan Usaklaşmak istermisiniz ? Buyrun okuyun!
«
Yanıtla #5 :
Eylül 04, 2007, 15:05:04 »
belkide hepimiz
şizofren-i
nin bi parçasıyız
Logged
şєу.. α¢αвα ƒαzℓα∂αη 2 кαηα∂ıη ναяѕα νєяєвℓямѕη ؟ вєηмкιℓєяι кıя∂ıℓαя∂α..
รเאคђ
_๓єlєภк
miniq_qRaLice
IdealForumcu
Teşekkür et +0/-0
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 106
♥♥duyGu♥♥
Ynt: ßir ŞizofreN'in Hayatı. Bu dünyadan Usaklaşmak istermisiniz ? Buyrun okuyun!
«
Yanıtla #6 :
Kasım 16, 2007, 16:14:42 »
usun ama çohkq qüsel bişi eline saqlık
Logged
ßєηι göяüρ кєη∂ιηι ѕıηαмα... ѕα∂є¢є göяєвιℓ∂ιğιη кα∂αяıм..нαуαт ßιя кυмαя ιѕє zαяℓαяı ßєη αтαяıм ...
''duyGu''
Paмuk_Şékériм
PsikopatIdealci
Teşekkür et +0/-0
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 1614
✖'D£w!L!$h'✖[bir sén varsn aklmda]♥ bill♥
Ynt: ßir ŞizofreN'in Hayatı. Bu dünyadan Usaklaşmak istermisiniz ? Buyrun okuyun!
«
Yanıtla #7 :
Kasım 24, 2007, 14:03:29 »
baya uzundu ama okumaya değermş okudm ve çok güzell payşam için saol : )
Logged
(AuDréy)Ich liebe dich Bill<3 "Özl€dim S€ni $imdi KapI ÇaLsA"B€N g€Ldm D€s€nn H€p B€Nİ S€vs€n..
♥
Ich liebe dich ßiLL
Sayfa:
[
1
]
Yazdır
« önceki
sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:
Gitmek istediğiniz yer:
-----------------------------
Forum Kurallari
-----------------------------
=> Forum Kurallari
-----------------------------
Idealsohbet.com Forum
-----------------------------
=> Forum Yenilikleri, Görüşleriniz, İstekleriniz, Şikayetleriniz
=> Yeni Başlayanlar
=> Duyurular \ Uyarılar \ Öneriler
=> Anketler
=> ideaL Forum ÖzeL
===> Üyelerimizle Röportaj
-----------------------------
Ideal Sözlük
-----------------------------
=> Türkçe Kelimeler, Tümceler..
=> Yabancı dil kelimeler, Tümceler..
-----------------------------
Ideal Club
-----------------------------
=> Ideal Geyik Cafe..
=> IdeaL Acık Oturum
=> IdealClup Oyunlari
=> Fıkra Bölümü
=> Zeka Oyunları - Bilmece - Bulmaca
=> Felsefe clubu
===> Metafizik
===> Psikoloji
=> Komik Loglarınız
=> Ilginç Linkler
=> Dogum Gunun Kutlu Olsun
=> Kırık Kalpler Kulubu
=> Yazı Arşivi
=> Ideal Radio Clup
===> Dj Röportajları
=> İtiraf Ediyorum
=> Aşk / İlişkiler
=> Efsanaler / Hikayeler
=> Müzik genel, Tartışma Bölümü
===> Şarkı Sözleri (Lyrics)
=> Müzik
===> Yabancı Müzik Videoları
=> Mektup
=> Sahaf Cafe
=> Videolar
-----------------------------
Ideal Bayan
-----------------------------
=> Diyet
===> Zayıflama Ürünleri
===> Egzersiz
=> Sağlık ve Beslenme
===> Jinekoloji
=> Evlilik Öncesi ve Sonrası
===> Evlilik Hazırlıkları
===> Hamilelik Dönemi
=> Güzellik Bakım
-----------------------------
Genel Konular
-----------------------------
=> Atatürk Köşesi
=> İL İL Türkiye
=> Kişisel Gelişim..
===> Ingilizce Pratik :)
=> Hayatın İçinden...
===> Sağlık
=> Astroloji Burçlar Fal dünyası
=> Ilginc Ama Gercek
=> Yemek Bolumu
===> Diyet Yemekleri
===> Pratik Bilgiler
===> Çorbalar
===> Salatalar/Mezeler
===> Makarna/Pilav
===> Et Yemekleri,Sebze Yemekleri,Diğerleri
===> Tatlılar
===> kek,börek,kurabiye
===> reçel
=> Kadınlar
=> Erkekler
=> Cinsellik
=> Taktikler
=> Hobiler
===> Örgü Dünyası
=> Dekorasyon&Tasarım
=> Moda,Trendler,Giyim
===> Iç Çamaşırları
-----------------------------
Gündem
-----------------------------
=> Türkiye'den Güncel Haberler
=> Dünya Gündemi
=> Magazin
-----------------------------
Kültür & Sanat Dünyası
-----------------------------
=> Edebiyat
=> Şiirler
===> Amatör Şiirleriniz
===> Resimli Şiirleriniz
=> Dergi ve Kitap
=> Sinema / Televizyon
=> Bilim & Teknik
===> Doğa Bilimler.
===> Insan bilimleri.
=> Din, Acıklanmayan olaylar ve Inançlar
===> Islam'i Resimler...
===> Dini Hikayeler...
===> Dini Videolar
=> Biyografi ve Otobiyografi
=> Köşe Yazıları
=> Tarih..
===> Mitoloji..
-----------------------------
Resim & Albüm
-----------------------------
=> MotorLu araçlar ve Modifiye
=> İlginç Resimler
===> Hayvanlar aLemi
===> Avatar,Resim,Imza ..
=> Yakışıklılar
=> Güzeller
=> Ünlülerin Resimleri
=> Sizin Seçtikleriniz
=> Romantik Resimler
-----------------------------
Bilgisayar & Teknoloji
-----------------------------
=> Mobil Dünyası
=> Bilgisayar & Teknoloji
=> Donanım Haberleri Ve İncelemeleri
=> Teknoloji Haberleri
-----------------------------
Güvenlik
-----------------------------
=> Msn Programları&Güvenlik
=> mIRC (Script)
=> Güvenlik ve güvenlik açıkları
-----------------------------
Oyun Dunyası
-----------------------------
=> Tüm oyunlar
-----------------------------
Spor Dunyası
-----------------------------
=> Sporda Son Dakika.
=> Diğer Spor Dalları
=> Basketbol
=> Beşiktaş
=> Galatasaray
=> Fenerbahçe
=> TrabzonSpor
=> Anadolu Takımları
=> Bahis & Tahmin
=> Dünyadan Futbol
-----------------------------
Forum Arşivi.
-----------------------------
=> Arşiv
Sohbet
|
Chat
|
Aşk Şiirleri
|
Güzel Sözler
|
Sohbet Odaları
|
Site Map
|
Arsivler
|
Wap
|
Wap2
|
Wap Forum
|
XML
|
Rss
Powered by SMF 1.1.6
|
SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
Bu Sayfa 0.146 Saniyede 25 Sorgu ile Oluşturuldu