|
KorKuLuK
|
 |
« : Temmuz 01, 2008, 00:49:02 » |
|
XXXXS ile XXXXL Biri kadın, biri erkek...
Biri mantıklı diğeri akıllı...
Biri titiz, diğeri rahat...
Biri kuralcı, diğeri oyuncu...
Biri agresif, diğeri her daim güleryüzlü....
Biraradalar, hatta 13 yıldır evliler, her evde ve evlilikte olan iniş çıkışlar onlarda da var ama bu zıtlıklar var ya bu zıtlıklar, mıknatıs gibi tutuyor onları, çekiyor birbirlerine, bir elmanın iki yarısı gibiler...
Müşterek hayatlarındaki tek ve en önemli ortak yanları çocuklarına olan düşkünlükleri ancak bunda bile dengeyi kuramıyorlar bazen. Sevme konusunda değil sorun, disiplinde, disiplinin uygulanmasında, kuralların işleyişinde...
Bu noktada da bugüne dek ortak dilleri olamadı bir türlü ne yazık ki! Birinin ak dediğine diğeri mutlaka kara ya da en masumundan gri diyor. Bu yüzden kadın hep daha temkinli, daha kuralcı, daha disiplinli olmak ve davranmak durumunda kalıyor, çünkü erkek gevşek.
Kadın, özellikle son birkaç yıldır, üzerinde taşıdığı XXXXS ruhundan, imajından, görüntüsünden ve duygularından rahatsız olsa da, erkek kadar XXXXL olamıyor. O’nun kadar farklı açılardan bakıp değerlendiremiyor, düşünemiyor, rahat ve huzurlu olmayı beceremiyor, ama deniyor, çaba harcıyor, gevşekliğinden kurtulabilmesi için aynı çabayı erkekten de bekliyor ama nafile...
Erkek alıştığı XXXXL halinden vazgeçemiyor, hayat çok kısa diyor, bu günlerimiz çok güzel diyor, ilerde bu günleri arayabiliriz diyor, öyleyse koy ver gitsin diyor, salıyor, sallıyor, salınmasını istiyor.
Kadın, XXXXM’ye razı, biraz senden, biraz benden diyor, ortada buluşalım diyor. Bazen belli bir zaman buluşurmuş gibi yapıyorlar sonra bir gün aniden erkek yine koyveriyor, kadın yine sinirleniyor ve çark bu şekilde dönüp duruyor.
Kadın, ailesinden, özellikle de annesinden disiplin adı altında gördüklerinin hepsini olmasa bile bazılarını uygulamakta kararlı. Kendi içinde yapmış olduğu yüzleşmelerde, çocuk eğitimi üzerine okuduğu kitaplardan da öğrendiği üzere tutarlı olmanın önemini kavramış durumda. Tek istediği çocuklarının aile içi eğitiminde bugün hayır denilene, yarın evet denmemesi, bir de ödül olayının makul bir seviyede tutulması.
Erkek ise, ailesinin çocuk eğitimi karşısındaki net ve tutarlı tavrından rahatsız olarak geçirdiği yıllara inat, belki de göremediği hertürlü önceliği, ödülü, sevgiyi içinden ne pahasına olursa olsun vermek taraftarı çocuklarına.
Kadın, çocuk gelişiminde ödülün anlamını biliyor, uygulama safhasında da abartma taraftarı değil, zira sonrasında çocuklarının doyumsuzluktan ötürü mutsuz olmalarını istemiyor. Ödülün maddi anlamda büyük olması değil kadın için önemli olan, verildiği andaki anlamı, değeri, çocuğa yaşattığı sevinç halleri.
Oysa erkek, biraz da eliaçıklığının ve bonkörlüğünün getirisi ile sınır tanımıyor ödülde. O’nun için önemli olan çocuğunu mutlu edebilmek, mutlu görebilmek.
Bu düşüncelerle alınmış bir cep telefonu, aile içi probleme dönüşüyor bu aralar yine.
Kadın ödülün ödül olmaktan çıkmasından, manasız maddi büyüklüğünden ve çocuğa verebileceği bilumum zararlardan ötürü kızgın.
Erkek, her zamanki gibi ödüle ekstra bir anlam yüklemekte, kızının yaklaşan doğumgününü bahane ederek...
Çocuk, sanırım bu işte en karlısı, en mutlusu ve de geleceğin en doyumsuzu...
9 yaşında ve bir cep telefonu sahibi...
Kadın pes etti, yenildi ve bu sefer gerçekten bıraktı her şeyi...
Galip geldi 9 yaşındaki çocuk, annesine rağmen babasının desteği ile...
Çocuk mutlu, baba mutlu...
Anne kızgın,
Anne üzgün,
Anne küskün.....
Zaten hep böyle değil miydi?
Sevgilerimle,
|