En Ideal Forum Adresiniz!
Merhaba,
Ziyaretçi
. Lütfen
giriş yapın
veya
üye olun
.
Aktivasyon mailiniz gelmediyse
buraya tıklayın
.
Şubat 09, 2012, 09:59:36
1724500
Mesaj
28948
Konu Gönderen:
35680
Üye
Son üye:
speereobjeple
Ana Sayfa
Yardım
Giriş Yap
Kayıt
En Ideal Forum Adresiniz!
|
Ideal Club
|
Felsefe clubu
|
' Alain' (Emile-Auguste Chartier)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
« önceki
sonraki »
Sayfa:
[
1
]
Yazdır
Gönderen
Konu: ' Alain' (Emile-Auguste Chartier) (Okunma Sayısı 3429 defa)
Giz
Ziyaretçi
' Alain' (Emile-Auguste Chartier)
«
:
Mart 25, 2008, 03:18:47 »
Fransız yazarı ve filozofu.İnce uslubu ve fikirlerini açıklamak için başvurdugu degişik bir yazı türüyle dikkati çekmiş bir düşünürdür.Gerçekten de Alain,düşüncelerini bir kaç sayfayı aşmayan ve konuşma dilini yansıtan "söyleyişiler"türünde kaleme almıştır.Önemsiz gibi görünen konulara el atar ve ilk bakışta pek sınırlı gelen ve bu temelden hareket ederek genel ve derin fikirlere ulaşır.Klasik felsefe anlayışına sahip olanların kullandıgı eleştiri ve kanıtlara yazılarında fazlaca yer vermeyen Alain,şairleri ve romancıları,somut hayatla daha yakından ilgilendikleri için filozoflara tercih etmektedir.
Alain,toplum ve siyaset hayatına ilişkin fikirlerinde bireyin özgürlüklerinin savunucusu olarak ortaya çıkmış,modern dünyanın ve siyasal örgütlerin bireyi ezmelerini ve özgürlüklerinden yoksun kılmalarını şiddetle eleştirmiştir.Savaşların,insanoglundaki ahlaki sorumluluk duygusunu ve vicdanı zedeledigini ileri süren düşünür,bütün hayatı boyunca barışçı idealleri savunmuştur.
[/b]
İNSAN
"Korkunç bir düşmanım var,dedi bana.Bak,nerede olsa benim kadar kuvvetli,benim kadar dikkatli,benim kadar canlı,kendini gösteriyor.Durmadan beni gözetliyor;şöyle bir toparlanayım desem hemen karşıma dikiliyor.Gözüme
girmez oldu;ama onunda uyudugu yok.Benim kadar sakin,benim kadar azimli.Hücum etmesini bekliyorum ama benimde artık tehammülüm kalmadı:ona bu üstünlügü bırakmayacagım;kolumu kaldırıyorum;bak tam zamanıymış,o da kolunu kaldırdı.öyle zannediyorum ki,ben ne düşünsem,o da aynı zamanda aynı şeyi düşünüyor.Benden korkuyor,bunu açıkça görüyorum;korkunun ne oldugunu bildigim için de,benden nefret ettigini anlıyorum.Kendimi müdafa etmek için tasarladıgım herşeyi o da tasarlıyor;yayılmak ,açılmak istedim mi,bu da kendimi korumam için bir çaredir.O da aynı şeyi yapmak istiyor.Bir benzerim oldugunu biliyordum zaten;ama kavgalı oldugumuzdan beri bunu daha iyi hissediyorum.İnsanoglu benzerlerini sevebilir mi? Ondan korkmak,çekinmek daha akıllı uslu bir hareket olmaz mı?Beni çeken herşey onuda çekmez mi?Vaktiyle bana aynı şeyleri düşünenler arasında anlaşma oldugunu söylemişlerdi.Ama düşüncelerimiz eger isteklerimizse,daha dogrusu ihtiyaçlarımızsa,aynı şeyleri düşündügümüz takdirde ortaya bir kavga mevzuu çıkmaz mı?Ey düşman kardeşim,bana acı hakikatler ögrettin.Şu anda bile onları teyit ediyorsun.Takındıgın tavırdan,duruşundan,bıkkınlık gösteren hareketlerinden,evet,hem bıkkınlık gösteren hem tehdit eden hareketlerinden,bunu böyle oldugunu anlıyorum.Elvada kardeşlik."
İnsanoglu yine insanoglunu gösterek bana bunları söyledi."Ama,dedim ona,bu senin gölgen."
[/b]
Logged
Giz
Ziyaretçi
Ynt: ' Alain' (Emile-Auguste Chartier)
«
Yanıtla #1 :
Mart 25, 2008, 03:23:38 »
YOLCULAR
Şu tatil aylarında yeryüzü,az zamanda çok şey görmek istegiyle bir yerden ötekine koşan insanlarla dolar.gördükleri yerleri şuna buna anlatmak içinse, daha iyisi can saglıgı;bir çok yer ismi saymayı herkes tercih eder de ondan;vakit de böylece geçer.
Ama kendileri için,gerçekten görmek için hareket ediyorlarsa,buna benim aklım ermez.insanın,koşarak gördügü yerlerin hepsi birbirine benzer.bir sel her yerde seldir.bundan ötürüde dünyayı dört nala koşarak dolaşan insan,hatıra bakımından,seyahatin sonunda başındakinden daha zengin sayılmaz.
Manzaranın gerçek zenginligi teferruatındadır.görmek demek ayrıntıları incelemek,her yerde biraz durmak,yeniden bir bakışla bütünü birden kavramak demektir.başkalarının bunu çabucak yapıp yapamadıklarını,başka bir manzaraya dogru koşup yeniden işe başlayıp başlayamadıklarını bilemem ama ben kendi hesabıma böyle bir şey yapamam.
Ne mutlu.Rouen'da oturupta her gün güzel bir şeye göz atabilene;mesela,evindeki tablodan faydalanıyormuş gibi Saint-Quen'den faydalanana.
Halbuki bir müzeyi bir kez ziyaret edenin veya bir turist şehrinden bir kere geçenin kafasındaki hatıraların karışmaması,karmakarışık çizgilerden mürekkep kül rengi bir hayal şeklini almaması imkansızdır.
Benim zevkime göre,seyahat etmek demek,bir hamlede bir iki metre yürümek,durmak,aynı şeylerin yeni görünüşüne tekrar tekrar bakmak demektir;çogu zamanda saga sola gidip oturmak demektir;bu ise herşeyi degiştirir,hatta yüz kilometre yürümekten daha iyi bir netice verir.
Bir selden ötekine koşsam hep aynı seli görürüm.ama bir kayadan ötekine gitsem aynı sel her adımda başka bir hal alır.evvelce gördügüm bir şeye dönersem,o şey beni yeni bir şeymiş gibi çeker;gerçektende yenidir.bütün mesele,alışkanlıgın tesiriyle,uyuklamamak için degişik ve zengin bir manzara seçmesini bilmektir.şunuda söylemek gerekir ki,insanoglu daha iyi görmesini ögrendimi,herhangi bir manzaranın onun nazarında bitmez tükenmez güzellikleri olur.hem sonra,nerede olsa yıldızlı bir gökyüzü görmek mümkündür;işte size güzel bir uçurum.
[/b]
SATMAK SANATI
Bir satmak sanatı,binbir tanedesatmak usulu vardır;hepsini gayesi ,düşünen,tereddüt eden insanda hemen her zaman bir hırs uyandırmaktan ibarettir.Bir heyecan,bir hayret veya sadece bir degişiklik,mütereddit insanı harekete getirir,kararını da olgun bir yemiş gibi lop diye yere düürür.
Belediye memurlarının durmadan takip ettikleri,içleri yemiş veya çiçek dolu o küçük mahkumdurlar ama bu da pek öyle kötü bir şey degil;arzulanan şeyin uzaklaşması tereddütü ortadan kaldırır;içimizde,elimizde olmadan peşi sıra yürümek istegini uyandırır;bu da arzunun irade halini almasına sebep olur;peşisıra gittigimiz şeyi,peşi sıra gittigimiz için isteriz;mekanizma böyle kurulmuştur işte.Gazete satan bir adam tanırım;öteki gazetecilerden sonra gelir ama,hepsinden çok satar. Nasıl mı? Çok basit;sanki müşteriler kendisini çagırıyormuş gibi durmadan saga sola koşar,şöyle bir görünür,sesini duyurur;sesi ise,alışkanlık saikiyle bagıran,veya bagırmayı adet edinmiş,günlük işini bitirmiş bir insanın sesini andırır.Onun bu insicamsız hareketi,insanda peşisıra yürümek,durdurmak fikrini uyandırır;böylece müşteri,gazeteyi satın almak istemeden gazeteyi eline almış olur.
Pazar yerinde kumaş kuponları satan bir adam gördüm;yere kocaman bir şemsiye açmış,başınada kıpkırmızı bir şapka geçirmişti.Çok kurnazca bir harekettir bu;kırmızının ihtirasları tahrik ettigini bilmeyen yoktur.Onun usulu de,bir,iki,üç,dört diyerek kimseye bakmadan kumaşı ölçmek,şöyle bir buruşturup müşteriye dogru atmaktan ibaretti;bir arkadaşı da paraları topluyordu.Onun bu keskin hareketleri dikkati çekmekten geri kalmıyordu;orada bulunan her kadın istemedigi halde hissesine düşen paketi almaya hazırlanıyordu;onların bu hareketleri ise kumaşı almaga hazır olduklarını gösteriyordu.
Daha iyisini de gördüm.Bir adam az çok kusurlu fakat kullanılmaya elverişli porselen takımlar satıyordu.Her parçayı açık arttırmaya koyuyordu,istekli çıkmadıgı zaman da fiyatı muayyen bir hadde kadar indiriyordu.Bir,iki,üç dedikten sonrada yere atıp kırıyor.Etraftan yükselen sesleri ve neticeyi herhalde tahmin edersiniz.Ama buna artık maharet degil,düpe düz deha denir.
[/b]
«
Son Düzenleme: Mart 25, 2008, 03:24:12 Gönderen: Giz
»
Logged
Giz
Ziyaretçi
Ynt: ' Alain' (Emile-Auguste Chartier)
«
Yanıtla #2 :
Mart 25, 2008, 03:25:58 »
YAGMUR ALTINDA
Zaten yeteri kadar kötülük var;ama bu,insanoglunun hayalgücünü işletmesi suretiyle bu kötülüklere daha başka kötülükler ilave etmesine engel degil.Hemen her gün ,kendi mesleginden şikayet eden en az bir insan görürsünüz;sözlerini de daima bir hayli makul bulursunuz;her şey hakkında söylenecek söz vardır,hiçbir şey mükemmel degildir de ondan.
Siz ögretmenler,hiçbir şey bilmeyen,hiçbir şeyle ilgilenme-
yen bir sürü cahili aydınlatmak için çalışıp çabaladıgınızı söylersiniz;siz mühendisler,tomar tomar kagıtların içine dalm-
ışsınızdır;siz avukatlar,sizi dinleyecek yerdeşöyle bir kesti-
rip yedigi yemegi hazmeden hakimlerin huzurunda savunmanızı yaptıgınız için şikayetçisiniz.Yerden göge kadar haklısınız
sözlerinizi oldugu gibi kabul ediyorum;anlatılanlara bakılırsa
bir hayli hakikat payı var bu sözlerde.Gel gelelim,ayagınızda su çeken papuçlar olsa,veya hazım cihazınız bozuk olsa size daha çok hak veriririm; işte hayata,insanlara,hatta tanrıya eger varlıgına inanıyorsanız,lanet etmek için iki mükemmel sebep.
Bununla beraber şunu da bir yana kaydedin,bunun sonu yoktur,üzüntü üzüntüyü dogurur.Çünkü kaderden şikayet etmek
suretiyle ıstırabınızı arttırıyor,daha şimdiden gülmek ümidini
ortadan kaldırıyor,midenizin büsbütün bozulmasına sebep oluyorsunuz.Bir dostunuz olsa,her şeyden acı acı şikayet etse
kendisini teselli etmege,dünyayı ona başka şekilde göstermeye çalışacagınız muhakkak.Neden kendiniz için kıymetli bir dost olmayasınız? Evet,evet ciddi söylüyorum; insanın kendi kendini
azıcık olsun sevmesi,kendine karşı iyi davranması lazım.çünkü
her şey,çogu zaman bir hadise karşısında takınacagınız tavra
baglıdır.Eski bir yazar,her hadisenin iki kulplu bir kavanoza
benzedigini,bu kavanozu tutmak içinde eli kesecek kulpu seçme-
nin akıllı uslu bir iş olmayacagını söylemiş.Her vesile ile en
iyi,en kuvvetli sözleri seçip söyleyenlere halk dilinde öteden beri filozof derler;bu ise hedefin tam ortasına nişan almak demektir.O halde bahis konusu olan şey insanın kendi aleyhinde degil,lehinde konuşmasıdır.Bizler öyle iyi,öyle sürükleyici
avukatlarız ki,bu yolu takip ettigimiz takdirde,memnun olmak için bir çok sebepler bulmakta güçlük çekmeyiz.Çogu zaman dikkat ettim,insanoglu mesleginden şikayet ediyorsa,bunu,ihmal
karlıgından,biraz da nezaketinden ötürü yapıyor.Teşvik etsek
bize,çektigi eziyetleri degil de yaptıklarını,icat ettigi şeyleri anlatmasını söylesek,derhal şair kesilir,hemde neşeli
bir şair.
Hafif bir yagmur yagıyor,sokaktasınız,şemsiyenizi açarsınız
olur biter. " Yine mi şu pis yagmur " demenize ne lüzum var?
su damlalarına, bulutlara, rüzgara bunun bir tesiri olmaz ki.
Neden: " Aman ne güzel yagmur " demiyorsunuz? Biliyorum bununda su damlalarına bir tesiri olmaz,dogru,ama sizin için
iyi;bütün vucudumuz hareket edecek,gerçekten kızışacak; neşe
veren en küçük hareketin neticesi böyledir işte;yagmur altında
kalıpta nezle olmamak için bu şekilde hareket etmektir.
İnsanları da yagmura benzetin.Kolay degil diyeceksiniz.Kol-
ay hemde yagmurdan çok daha kolay.Çünkü gülümsemeniz yagmura tesir etmez,ama insanlara fazlasıyle tesir eder;hatta sırf taklit yüzünden,daha az üzüntülü,daha az can sıkıcı bir hal alırlar.Üstelik,siz kendi içinize bakarsanız,onlarda bir sürü mazeret bulmakta güçlük çekmezsiniz.Marcus Aurelius her sabah:
" Bugun kendini begenmiş boş bir adamla,bir yalancıyla,dogru-
lukla ilgisi olmayan bir insanla,can sıkıcı bir geveze ile karşılaşacagım;onlar cahil oldukları için böyledirler ",dermiş
Logged
MeteoR
Forum Yönetimi
Teşekkür Sayısı 42
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 31264
st by MeteoR
Ynt: ' Alain' (Emile-Auguste Chartier)
«
Yanıtla #3 :
Mart 25, 2008, 03:42:05 »
baya bir uzunmuş okuyayım sonra :=)
Logged
Giz
Ziyaretçi
Ynt: ' Alain' (Emile-Auguste Chartier)
«
Yanıtla #4 :
Mart 25, 2008, 03:47:09 »
Logged
yagmur18
PsikopatIdealci
Teşekkür Sayısı 62
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 10305
..Sadece Adını Bildiğin Biriyim...
Ynt: ' Alain' (Emile-Auguste Chartier)
«
Yanıtla #5 :
Mart 28, 2008, 09:10:26 »
'Gerçek Dostlar Sz, diyecek yerde, Kanım'ın Yuvarları az , demek daha İyi olmaz mı?'
'Hastanelerden birinde Marie Ad'ında bir Kız varmış. Marie, bir Saat Düzeni'yle, bir Hafta Mutlu, bir Hafta Mutsuz oluyormuş. Mutluluk Haftası'nda Çevresindeki her Şey ona Güzel, Aydınlık, Sevinçli görünüyormuş. Mutsuzluk Haftası'ndaysa, Çevresindeki her Şey Çirkin, Karanlık, Acılı'ymış. Aynı Güzel Söz, Mutluluk Haftası'nda onu sevindirdiği halde, Mutsuzluk Haftası'nda Acı verirmiş ona. Marie'ye bakan Profesör, birçok Denemeler'i sırasında, Marie'nin Kan'ındaki Yuvarları da saymış. Bakmış ki, Mutluluk Haftası'nın Sonu'na doğru Yuvarlar azalıyor, Mutsuzluk Haftası'nın Sonu'na doğru, Yuvarlar yeniden çoğalıyor. Şu halde, demiş, Mutluluk Kan'ın Zenginliğinden, Mutsuzluk Kan'ın Yoksulluğundan doğuyor.
Kan Yuvarları'nın Görevi, Akciğerler'deki Hava'nın Oksijen Gazı'nı alarak Nesiçler'e götürmektedir. Oksijen Gazı, Yaşamımız için Gerekli'dir. Kan Yuvarları'nın Fabrikası, Kemikler'in İçi'ndeki İlişkiler'dir. Bu Fabrika öylesine Düzenli bir Fabrika'dır ki, Verimi, Vucud'un Oksijen Gereğine Uygun'dur. Kan Fabrikası, Oksijen Gazı'nın Az bulunduğu Yerler'de, Vucud'un Gerekli Oksijeni alabilmesi için, daha çok Kan Yuvarı yapar. Oksijen'in bol bulunduğu yerlerdeyse, o kadar çok Kan Yuvarı Gerekli değildir, Fabrika hemen Verimini azaltır. Bilindiği gibi, en çok Oksijen Deniz Yüzü'nde, Alçak Yerler'de vardır. Yüksekler'e, Dağlar'a doğru çıkıldıkça Oksijen azalır. Bundan ötürü de Kan Fabrikası, Alçaklar'da daha Az Yuvar, Yüksekler'de daha çok Yuvar yapar. Bir İnsan'ın Kan Yuvarları'nı sayarak onun Deniz Yüzü'nden ne kadar Yükseklik'te yaşadığını anlayabiliriz. Gerekli Oksijen Gazı'nı alabilmek için, Deniz Yüzü'nde, Kan'ın bir Milimetre Küpü'ne Dört buçuk Milyon Yuvar yeterken, Deniz Yüzü'nden Dört Bin Metre Yükseklik'teki bir Dağ'da Sekiz Milyon Yuvar Az gelir. Bu Hesab'a göre, Mutluluğumuz için Dağlar'a tırmanmamız gerekmektedir.'
Her Çeşit Yükselme, Kan'ın Yuvarlar'ını artırmaktadır. Nitekim Alain Propos'ta şöyle der: 'Sevinç, İç Organlar'ımızı en Usta Doktor'dan daha iyi Düzen'e koyar.'
Bir Arkadaşı, Kan Yuvarlağı'nın Yoksulluğu Konusunda, kendisine şöyle demiş: Düşünceme Yön vererek Kan'ımım Yuvarlağını artıramam. Mutluluğum için düşünmek Boş'tur. Evren, Kış'la Yaz gibi, Yağmur'la Güneş gibi, Karanlık'la Aydınlık gibi, kendi Yasasına Uygun olarak, Ölçülü Dönemler'de Mutluluk'la Mutsuzluğu getirecek. Buna karşı Ben ne yapabilirim? Mutlu olmak istediğimde tıpkı Gezme'ye çıkmak istediğim gibi Büyük bir Değeri yok. Şu Kırlar'a Yağmur'u yağdırıp Gezmeme Engel olan Ben değilim. İçimdeki Mutsuzluğu da Ben yaratmıyorum, sadece onun Peşinden gidiyorum. Kan Yuvarlar'ımın Yoksulluğunu bilmek, Mutsuzluğumun Peşinden gitmek Zorunluluğunu açıklıyor. Bu Bilgi, Beni avundurmaz..
Alain de ona sorar: Sorun, dediğin kadar Yalınç değil. Acı Düşünceler'i, Kötü Kuruntular'ı, Kara Anlar'ı geveleyip durmakla İnsan Mutsuzluğunu kendisi bulur. Bu Mutsuzluğun, böylelikle, Tadını çıkarır bir bakıma. Ama Mutsuzluğumun Kan Yuvarlarından ileri geldiğini bilecek olursam, Düşüncelerime gülerim, İç Acılarımı Vucuduma püskürtürüm. O Zaman, Mutsuzluğum, Vucud'umda sadece bir Yorgunluk, ya da düpedüz bir Hastalık Hali'ne gelir. İnsan Yapısı'ysa bir Mide Ağrısı'na bir İhanet'ten daha kolay dayanır.
Propos sur le Bonheur de şöyle der: 'Eski Çağlar'da Tanrılar, Yolcular'ın Kılığına girerek, İnsanlar'ın Kapılarını çalarlarmış. Bana öyle geliyor ki Açlığı, Susuzluğu duymakta biraz Mutluluk buluyorlardı. Canları sıkılıyordu herhalde. O Çağlar'dan beri kendilerini ya asmış, ya da Su'ya atmış olsalar gerektir. Birçok Krallar tanıdım. Bir Şeyi istemeye Vakit bulamazlardı. Dikkatli Sözler hemen Düşüncelerini okuyup isteklerini yerine getirirlerdi onların. Oysa bu Jüpiterler de Yıldırımlarını atmak isterlerdi, kendilerine Engeller yaratırlardı. Tanrılar eğer Can Sıkıntısı'ndan ölmemişlerse Sizleri böyle Yavan Krallar olmaktan korusunlar.'
'Sıkıntılarınızdan kimseye Söz açmayınız, böylelikle onları siz de unutursunuz. Mutlu olmak için, Mutlu olmayı istemek, bu uğurda çabalamak gerekir. Mutlu olmak için Çevrenizdekileri de Mutlu kılmanız gerekir, onların yerilecek Yanlarını değil, övülecek Yanlarını görmeye çalışın. Mutluluğu Gelecek'te görüyorsanız onu şimdiden bulmuşsunuz demektir, ummak Mutlu olmaktır. Gerçek Nedenleri bulmaya çalışın, gerçek Nedenleri bilmedikçe Huylarınızı düzeltemezsiniz. Sinirlenmeyin, Elinizdedir bu, Sinirleriniz Uysal Köpekler gibidir, Düşüncenizin Emrinden Dışarı çıkamazlar. Mesleğimizden, Kitaplarımızdan, Dostlarımızdan gereği gibi yararlanamayarak Mutsuz olduğumuz için Yüzümüz kızarmalıdır. Mutsuzluğumuzu doğuran Kuşku ve Korku birer Hastalık'tır. Hasta olduğumuzu değil, Sağlam olduğumuzu düşünmeliyiz, böyle düşünerek bunlardan kaçınabiliriz. Kendinizi Trajediler'e kaptırmayınız, İhtiyar bir Adam İhtiyarlık çeken bir Genç, ölen bir Adam bir Canlı demek değildir. Çevrenizi değil, kendi Bilgisizliğinizi suçlayınız, bir Sarhoş düşerse Bacağı kırılır, bir İtfaiyeci gibi Bacağınızı kırmadan düşmesini öğrenmeniz gerektir. Sıralı Sırasız gülümseyiniz, İyi Etkiler'ini göreceksiniz. Kayıtsız davranmak isteyen Omzunu silkmez mi?.. Bu Davranış'ı Ciğerler'ine Hava verip Yüreğini yatıştırır çünkü. Küçük Nedenler'le boşuna Canınızı sıkmayın. Kundura Ayağınızı sıkıyorsa, hemen çıkarıp atın onu. Esnemek Sabırsızlığa karşı en iyi Jimnastik'tir. Kürsü'ye çıkarken Korku'dan titreyen Konuşmacı, konuşmaya başlar başlamaz hemen kendine geliverir, Korku'yu düşünecek Vakit kalmamıştır çünkü. Kuşkular ve Korkular Olaylar'dan çok Düşüncelerimizdedir. Vucudumuz, Kuşkularımız ve Korkularımız yüzünden, sizden Yanlış bir Emir almışsa, Kumanda'yı en doğru biçimde kendi Eline alır. Hayra yormak Hayırlı İş getirir; Epiktetos der ki, Sen istedikten sonra Karga bile Uğur getirir sana. Soğuğa dayanmanın tek Çaresi, Soğuğu Hoş görmektir; Mutluluk Ustası Spinoza gibi, ısındığım için Mutlu değlim, Mutlu olduğum için ısınıyorum' demeli. Başarı'ya ulaştığınız için Mutlu değilsiniz, Mutlu olduğunuz için Başarı'ya ulaştınız. Uyku'nuzun gelmesini istiyorsanız Geleceğine inanın, uyuyamayacağını düşünen hiç bir Kimse'nin uyuyabildiği görülmemiştir. Tek bir Kişi yoktur ki, kendisine kendinden Büyük bir Düşman bulmuş olsun. Başkalarını affedebilmek için İlk Şart, kendini affedebilmektir. Geleceği pek o kadar düşünmeyin, ne kadar Bilgin olursak olalım, Gözlerimizin çok Uzakları görebileceğine inanmıyorum.'
'Yapraklar sürmeye başladı artık. Yakında Tırtıllar Kara Ağac'ın Yapraklarına üşüşerek bunları yok edecekler. Ağaç, Ciğerler'inden Yoksun kalacak. Havasızlık'tan ölmemek için Yeni Yapraklar sürüp ikinci bir Bahar yaşadığını göreceksiniz ama, bu Gayretler tüketecek onu sonunda. Önümüzdeki Yıllar'ın birinde artık taze Yapraklar veremeyerek kuruyacak büsbütün. Küçük Gayretler'in göreceği İş'e inanmalı, Böceğe karşı bir Böcek Sabrı'yla savaşmalıyız.'
Logged
Söyleyecek sözümüz değiştirecek gücümüz var..
Onun adı kadın...
Benim adım kadın!!!
Evsen'im * EmeL'im
Giz
Ziyaretçi
Ynt: ' Alain' (Emile-Auguste Chartier)
«
Yanıtla #6 :
Mart 28, 2008, 09:15:57 »
İçimdeki Mutsuzluğu da Ben yaratmıyorum, sadece onun Peşinden gidiyorum. Kan Yuvarlar'ımın Yoksulluğunu bilmek, Mutsuzluğumun Peşinden gitmek Zorunluluğunu açıklıyor. Bu Bilgi, Beni avundurmaz..
:/
Bendemi Bu Kis Gibiyim yahh Pilmiom Ama Söyledigi Gibi Yazan Kişinin İcimdeki :Mutsuzlugu Kendimismi Yaratios HaIr :/
Logged
yagmur18
PsikopatIdealci
Teşekkür Sayısı 62
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 10305
..Sadece Adını Bildiğin Biriyim...
Ynt: ' Alain' (Emile-Auguste Chartier)
«
Yanıtla #7 :
Mart 28, 2008, 09:24:03 »
Yaşadığımız herşeyin mantıklı bir açıklaması vardır. Her insan kendisine bir yol seçer.
Bazıları ışığın peşinden, bazıları gölgenin peşinden gider. Gölgenin peşinden gidenlerden olma sakın.
Beynimizin bizi sadece, bizim istediğimiz gibi yönlendirebileceğini de unutma. Sen yeter ki mutlu olmayı iste. Ama gerçekten inanarak iste o zaman değişir herşey emin ol.
«
Son Düzenleme: Mart 28, 2008, 09:29:14 Gönderen: yagmur18
»
Logged
Söyleyecek sözümüz değiştirecek gücümüz var..
Onun adı kadın...
Benim adım kadın!!!
Evsen'im * EmeL'im
Giz
Ziyaretçi
Ynt: ' Alain' (Emile-Auguste Chartier)
«
Yanıtla #8 :
Mart 28, 2008, 09:24:56 »
Logged
suavi
PsikopatIdealci
Teşekkür Sayısı 21
Offline
Mesaj Sayısı: 3857
ses getirin.
Ynt: ' Alain' (Emile-Auguste Chartier)
«
Yanıtla #9 :
Şubat 01, 2010, 11:00:58 »
bu kadın bunu hiç olacak iş değil okumamıştır :Dddddddd
Logged
Azé
PsikopatIdealci
Teşekkür Sayısı 122
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 6054
Ynt: ' Alain' (Emile-Auguste Chartier)
«
Yanıtla #10 :
Şubat 26, 2010, 16:50:29 »
İyi Dilek
Önüne gelenin Basile'e: "yüzünüz ölü yüzü gibi sapsarı", demesi üzerine zavallının hasta olduguna inandıgı o meşhur sahneyi bilmeyen yoktur. Fertleri birbirine sonderece baglı, birbirlerinin saglıklarıyla yakından ilgili bir aile arasında bulundugum zaman bu sahneyi hatırlamaktan kendimi alamam. Rengi biraz sararmış veya kızarmış olanın vay haline;ailenin en küçügünden en büyügüne kadar bütün fertleri telaş içinde: "bu gece iyi uyumadın herhalde?", "dün ne yedin", "çok mu çalışıyorsun" gibi kuvvet verici sözlerle zavallıyı soru yagmuruna tutarlar.arkasındanda,"zamanında teşhis konup tedavi edilmemiş" hastalıklara dair hikayeler anlatıp dururlar.
bu şekilde sevilen, şımartılan, korunan, üzerine düşülen, duygulu ve az çok korkak adama acırım. Sancı, öksürük, esneme, sinir bozuklugu gibi gündelik ufak tefek olaylar çok geçmeden bu çeşit bir insan için korkunç hastalıkların arazı halini alır; bir yandan eşşek yerine konmamak için aile fertlerini yatıştırmaktan vazgeçen doktorun lakayt bakışları, öte yandan ailesinin gayretkeşligi sayesinde adamcagız, bu hastalıgın gelişmesini günü gününe takip etmege başlar.
insanın içinde bir kaygı oldumu uykusunu kaybeder. Muhayyel hastamızda böylece gecelerini kendini dinlemekle, gündüzlerinide, gecelerini anlatmakla geçirir. Çok geçmeden hastalıgı, toplulugun malı olur, herkes tarafından bilinir, konuşacak mevzuu bulamayanların dillerini harekete geçirir; borsadaki tahviller gibi zavallının sıhhatininde oynak bir degeri vardır: bazen çıkar, bazen düşer; bunun böyle oldugunu kendiside bilir veya tahmin eder. İşte size bir sinir hastası daha.
Devası? aileden uzaklaşmak, dalgın dalgın size:"nasılsınız" diye soran, ciddi bir şekilde cevap verdiniz mi de yanınızdan hemen uzaklaşan tanımadıgınız insanlar arasında yaşamak, şikayetlerinizi dinlemiyecek, size yüreginizi oynatan şefkat dolu gözlerle bakmayacak insanlar arasında yaşamak. Hemen ümitsizlige düşmezseniz bu şartlar içinde iyi olursunuz.kıssadan hisse: hiç kimseye yüzünün renginin bozuk oldugunu söylemeyin.
Logged
Azé
PsikopatIdealci
Teşekkür Sayısı 122
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 6054
Ynt: ' Alain' (Emile-Auguste Chartier)
«
Yanıtla #11 :
Şubat 26, 2010, 16:51:44 »
Ailece
İki çeşit insan vardır: gürültüye alışık olanlar bir, başkalarını susturmaya çalışanlar iki. Bir çok kimseler bilirim, çaşıştıkları veya uykuya daldıkları sırada bir mırıltı veya sandalyenin biraz şiddetle yerinden oynatılmasından çıkan bir gıcırtı duydular mı adeta çılgına dönerler; başka insanlar da tanırım, şunun bunun hareketlerini düzene koymayı akıllarından bile geçirmezler; komşularının gülmelerine, şarkı söylemelerine mani olmaktansa kafalarındaki degerli bir düşünceyi veya iki saatlik bir uykuyu feda etmeyi tercih ederler.
Bu iki çeşit insan,yeryüzünde kendileri gibi düşünmeyenlerden kaçarlar; bizzat kendi benzerlerini aralar. Bunun içindir ki, müşterek hayat kaide ve nizamı bakımından, birbirinden çok farklı aileler görürüz. Öyle aileler vardır ki, fertleri, birinin hoşuna gitmeyen şeyin ötekilerinde hoşuna gitmemesine kesin olarak karar vermişlerdir. Biri çiçek kokusundan, öteki yüksek sesle konuşulmasından rahatsız olur. Biri geceleyin, öteki sabahleyin sessizlik ister. Biri dine dokunulmasını istemez, öteki siyasetten dem vurulmadımı dişlerini gıcırdatır. Herkes birbirine "veto" hakkı tanır; bu hakkı azametle kullanmayanda yoktur.
Biri: " şu çiçeklerin yüzünden bütün gün başım agrıyacak", öteki ise: " saat 11'e dogru hızla kapanan şu kapı yüzünden bütün gece gözüme
girmedi ",der. Tam yemek zamanı, herkes, sanki parlementodaymış gibi şikayetlerini ortaya atar. Çok geçmeden bütün aile bu çetrefilli kaideleri ezbere bilir; aile terbiyesininde, bunları çocuklara ögretmekten başka bir gayesi kalmaz. Sonunda herkes hareketsiz durmak, birbirine bakmak ve manasız şeyler söylemekle yetinir. Bu ise can sıkıcı bir sessizlik, usanç verici bir saadet meydana getirir. Yanlız, ince arayıp sık dokunuldugu takdirde, ailenin her ferdi rahatsız ettiginden daha çok rahatsız edildiginin farkına varıldıgından, kendisini alicenap bir insan sanır ve: "insan yanlız kendisi için yaşamamalı, başkalarını da düşünmeli", der durur.
Öyle aileler vardır ki, her ferdin en ufak arzusu bile kutsaldır, sevilen bir şeydir; hiç kimse duydugu neşenin başkalarını rahatsız edebilecegini düşünmez. Ama bunlar yanlız kendilerini düşünen insanlardır, bahsetmesek daha iyi olur.
Logged
Azé
PsikopatIdealci
Teşekkür Sayısı 122
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 6054
Ynt: ' Alain' (Emile-Auguste Chartier)
«
Yanıtla #12 :
Şubat 26, 2010, 16:54:04 »
Yemekhane Kokusu
Bütün yemekhanelerde benzewrini buldugumuz bir yemekhane kokusu vardır. Anlatılması imkansız bir kokudur bu. Bulaşık suyu kokusu mu, yoksa küflenmiş ekmek kokusu mu? Bilemem. Kokuyu bizzat almadınızsa, hakkında size bir bilgi veremem; körlere ışıktan bahsedilir mi hiç? Benim için mavi, kırmızıdan ne kadar farklıysa bu kokuda ötekilerden o kadar farklıdır.
Bu kokunun ne oldugunu bilmiyorsanız bahtiyarsınız demektir. Bir koleje kapatılmadıgınız anlaşılırda ondan. Hayatımızın ilk çaglarından itibaren bir düzenin esiri olmadıgınızı, kanun düşmanı kesilmediginizi gösterir de ondan. Sonradan ise iyi bir vatandaş, iyi bir vergi mükellefi, iyi bir koca iyi bir baba oldunuz demektir; toplumsal güçlerin etkisi altında kalmayı yavaş yavaş ögrendiniz demektir; aile hayatı size, zarureti zevk haline sokmayı ögretmiştir de ondan.
Ama yemekhane kokusunun ne oldugunu bilenleri hiçbir şekle sokamazsınız. Çocukluklarını ip çekmekle geçirmişler, günün birindede çektikleri ipi koparmışlardır; hayata da böylece, bir ufak ip parçasını sürükleyen şüpheli köpekler gibi atılmışlardır. İştah açıcı en güzel yemegin karşısında bile isyan ederler. Nizam ve kaide denen şeyi imkanı yok sevemezler; vaktiyle çok korktukları için saygı göstermek ellerinden gelmez. Kanun ve nizamlara karşı, terbiyeye karşı, ahlaka karşı, klasiklere karşı, pedegojiye karşı, aydınlara verilen nişanlara karşı daima ateş püskürdüklerini görürsünüz; bütün bunlar yemekhane kokarda ondan. Bu koku alma hastalıgının da her yıl tam gökyüzünün maviden kurşuniye geçtigi, kitapçı dükkanlarının okul kitapları ile ögrenci çantalarını teşhir etmege başladıgı zamana rastlayan bir buhran devresi vardır.
Logged
Sayfa:
[
1
]
Yazdır
« önceki
sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:
Gitmek istediğiniz yer:
-----------------------------
Forum Kurallari
-----------------------------
=> Forum Kurallari
-----------------------------
Idealsohbet.com Forum
-----------------------------
=> Forum Yenilikleri, Görüşleriniz, İstekleriniz, Şikayetleriniz
=> Yeni Başlayanlar
=> Duyurular \ Uyarılar \ Öneriler
=> Anketler
=> ideaL Forum ÖzeL
===> Ayın İdeal Üyesi
===> İdeal Andaç
=> İdeal Yarışma
===> Yarışma Sonuçları
=> İdeal Röportajlar ..
===> İdeal Yönetim Röportajları
===> Ayın İdeal Üyelerini Tanıyalım
=> Günlükler
-----------------------------
Kurtarma Bölgesi
-----------------------------
===> A-B-C
-----------------------------
Ideal Sözlük
-----------------------------
=> Türkçe Kelimeler, Tümceler..
=> Yabancı dil kelimeler, Tümceler..
-----------------------------
Ideal Club
-----------------------------
=> Ideal Geyik Cafe..
=> IdeaL Acık Oturum
=> IdealClup Oyunlari
=> Fıkra Bölümü
=> Zeka Oyunları - Bilmece - Bulmaca
=> Felsefe clubu
===> Metafizik
===> Psikoloji
=> Komik Loglarınız
=> Ilginç Linkler
=> Dogum Gunun Kutlu Olsun
=> Kırık Kalpler Kulubu
=> Yazı Arşivi
=> Ideal Radio Clup
===> Dj Röportajları
=> İtiraf Ediyorum
=> Aşk / İlişkiler
=> Efsanaler / Hikayeler
=> Müzik genel, Tartışma Bölümü
===> Şarkı Sözleri (Lyrics)
=====> A,B,C,D,E
=====> F,G,H,I,İ
=====> J,K,L,M,N
=====> O,Ö,P,R,S
=====> Ş,T,U,Ü,V,Y,Z
=====> Yabancı Dillerdeki Şarkı Sözleri
=> Müzik
===> Yabancı Müzik Videoları
=> Mektup
=> Sahaf Cafe
=> Videolar
-----------------------------
Ideal Bayan
-----------------------------
=> Diyet
===> Zayıflama Ürünleri
===> Egzersiz
=> Sağlık ve Beslenme
===> Jinekoloji
=> Evlilik Öncesi ve Sonrası
===> Evlilik Hazırlıkları
===> Hamilelik Dönemi
=> Takı&Aksesuar
=> Güzellik Bakım
=> Örgü Dünyası
-----------------------------
Genel Konular
-----------------------------
=> Atatürk Köşesi
=> İL İL Türkiye
=> Yurt Dışı
=> Kişisel Gelişim..
===> Ingilizce Pratik :)
=> Hayatın İçinden...
===> Sağlık
=> Astroloji Burçlar Fal dünyası
=> Ilginc Ama Gercek
=> Yemek Bolumu
===> Diyet Yemekleri
===> Pratik Bilgiler
===> Çorbalar
===> Salatalar/Mezeler
===> Makarna/Pilav
===> Et Yemekleri,Sebze Yemekleri,Diğerleri
===> Tatlılar
===> kek,börek,kurabiye
===> reçel
===> Türk Mutfağı
===> Dünya Mutfağı
===> Öğrenci Mutfağı
=> Kadınlar
=> Erkekler
=> Cinsellik
=> Taktikler
=> Hobiler
=> Dekorasyon&Tasarım
=> Moda,Trendler,Giyim
===> Iç Çamaşırları
===> Erkeklere Özel
-----------------------------
Gündem
-----------------------------
=> Türkiyeden Güncel Haberler
=> İlginç Haberler
=> Dünya Gündemi
=> Magazin
-----------------------------
Kültür & Sanat Dünyası
-----------------------------
=> Edebiyat
=> Şiirler
===> Amatör Şiirleriniz
===> Resimli Şiirleriniz
=> Dergi ve Kitap
=> Sinema / Televizyon
=> Bilim & Teknik
===> Doğa Bilimler.
===> Insan bilimleri.
=> Din, Acıklanmayan olaylar ve Inançlar
===> Islam'i Resimler...
===> Dini Hikayeler...
===> Dini Videolar
=> Biyografi ve Otobiyografi
=> Köşe Yazıları
=> Tarih..
===> Mitoloji..
-----------------------------
İdeal Eğitim
-----------------------------
=> Eğitim iLe iLgili Haber Ve Duyurular
=> Okul Öncesi Eğitim
=> Üniversiteye Hazırlık
=> Üniversiteler ve Tanıtımları
-----------------------------
Resim & Albüm
-----------------------------
=> MotorLu araçlar ve Modifiye
=> İlginç Resimler
===> Hayvanlar aLemi
===> Avatar,Resim,Imza ..
===> Karikatürler
=> Yakışıklılar
=> Güzeller
=> Ünlülerin Resimleri
=> Sizin Seçtikleriniz
=> Romantik Resimler
-----------------------------
Bilgisayar & Teknoloji
-----------------------------
=> Mobil Dünyası
=> Bilgisayar & Teknoloji
=> Donanım Haberleri Ve İncelemeleri
=> Teknoloji Haberleri
-----------------------------
Güvenlik
-----------------------------
=> Msn Programları&Güvenlik
=> mIRC (Script)
=> Güvenlik ve güvenlik açıkları
-----------------------------
Oyun Dunyası
-----------------------------
=> Tüm oyunlar
-----------------------------
Spor Dunyası
-----------------------------
=> Sporda Son Dakika.
=> Diğer Spor Dalları
===> Voleybol
=> Basketbol
=> Beşiktaş
===> Çar$ı GruBu...
=> Galatasaray
===> uLtraSlan Köşesi
===> 1905 Sözlük
=> Fenerbahçe
===> Genç Fenerbahçeliler
=> TrabzonSpor
=> Anadolu Takımları
=> Bahis & Tahmin
=> Dünyadan Futbol
-----------------------------
Forum Arşivi.
-----------------------------
=> Arşiv
sohbet
-
örgü modelleri
-
chat
-
aşk şiirleri
-
güzel sözler
-
sohbet odaları
-
diyet
-
elbise modelleri
-
rüya tabirleri
-
tc kimlik no
-
vergi kimlik no
-
site map
-
wap
-
wap2
-
wap forum
-
antakya biberi
-
sağlık
-
xml
Powered by SMF 1.1.11
|
SMF © 2006, Simple Machines LLC
Bu Sayfa 0.129 Saniyede 21 Sorgu ile Oluşturuldu (
Pretty URLs
adds 0.032s, 2q)