En Ideal Forum Adresiniz!
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Aktivasyon mailiniz gelmediyse buraya tıklayın.
Mayıs 23, 2012, 19:59:41
1725886 Mesaj 29051 Konu Gönderen: 26983 Üye
Son üye: entemiemiNews
En Ideal Forum Adresiniz!  | 
Ideal Club  |  Felsefe clubu  |  .aŞk.
0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1]
Gönderen Konu: .aŞk.  (Okunma Sayısı 982 defa)
Lose
PsikopatIdealci
******

Teşekkür Sayısı 67
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 6347

. insanın fahişe ruhlusundan korkma/asildir,


« : Aralık 18, 2008, 06:55:53 »


Aşk...

Üç harften oluşan, kısacık bir sözcük dilimizde... Bu denli kısa olup da, söylendiğinde, okunduğunda ya da duyulduğunda insanın dikkatini çeken, içinde birşeyleri kıpırdatan... Bu denli kısa olup da, uğrunda ölünen, öldürülen, yemeden içmeden kesilinen  ya da deli olunan bir durumu anlatan kaç sözcük vardır ki... Eğer aşk, salt bir sözcük olsaydı; yaşanan bir gerçekliğe delalet etmeseydi, bu kadar bizi ilgilendiren ve etkili bir kavram olabilir miydi ki...

         

      Aşk her toplumda vardır ama yaşanış renkleri farklıdır. Bunların renklerini birbirinden ayıran ise, bireylerin içerisinde yaşadığı toplumsal, kültürel koşullar, bireylerin yetişme tarzları ve çocukluk yaşantıları, kişilik özellikleri, değerleri ve tercihleridir.


         Tarihsel ve güncel anlamda, aşkın yüzlerce, binlerce tanımı yapılmıştır ve gelecekte de yenileri eklenecektir bunlara. Keza yine aşkı konu alan binlerle ifade edilecek şiirler, öyküler, romanlar yazılmış; oyunlar sahnelenmiş, türküler yakılmış, şarkılar söylenmiştir. Ressamlar, ellerinde fırçaları ve paletlerindeki renklerle, tuvale aksettirmeye yeltenmişlerdir onu.


         Aşk, yalnızca sanatın ve edebiyatın farklı alanlarında değil, felsefede de işlenmiştir. Filozofların bazıları aşk’ı bir varlık olarak ele alıp, “aşk nedir” sorusunu yanıtlamaya, onun neliğini ortaya koymaya ve belirlemeye girişmişlerdir. Bunlardan bazıları makaleler yazmış, bazıları daha kapsamlı çalışmalar yapmıştır. Schopenhauer’in Aşkın Metafiziği, Afşar Timuçin’in Aşkın Diyalektiği, yine yaklaşık olarak aynı kapsamda değerlendirilebilecek olan Alain Finkielkraut’un Sevginin Bilgeliği, Herbert Marcuse’un Eros ve Uygarlık, Erich From’un Sevme Sanatı, bu çalışmalardan bazı örnekler olarak sayılabilir.


         Bunların yanısıra, bilim alanından da, özellikle psikolog ve psikiyatristler aşk üzerine çalışmalar yapıp eserler ortaya koymuştur.


         İster bilimsel, ister sanatsal, isterse felsefi anlamda ele alınsın, aşkı bir varlık, bir olgu olarak gören ve belirlemeye yönelen her girişimin temelinde, buna girişen bireyin, kendi öznel, deneyimleri ya da deneyimsizlikleri; anlamlandırmaları, yanılsamaları, hayalleri; içerisinde yaşadığı koşullardaki tercihlerini hem kendisi hem de diğerleri nezdinde meşrulaştırma çabaları vardır. Bu çaba, kendilerinin, yani öznelliklerinin paranteze alındığı, hatta, sanki hiç yokmuş gibi algılanmasına olanak veren genelleşen belirleme ve önermelerde bulur ifadesini... Yapılan tanımlarda daha da belirgindir bu özellik... Bundan dolayı yapılan her genelleme öznelliği aşma yada gizleme çabasıdır. Çünkü bilinmesini, sorgulanmasını, alenileşmesini istemez kendi yaşantısının...


         Örneğin;


         “Aşk şiddettir.”


         “Aşk tutkudur.”


         “Aşk iradedir.” Tanımlarının her birinde gizlenen bireysel yaşantılar ve bunlara dayanan öznel anlamlandırmalar vardır. Ancak tanımın genelliğinden dolayı,  bunları okuyanlar, bu tanımları verenlerin/yapanların bireyselliğini düşünmez bile... Oysa bu tanımlar, gerçekliğini esas olarak, tanımı yapanın, adına “aşk” dediği ilişkide bulur. Daha ötesinde  değil... Acaba yaşanan gerçek bir aşk mıydı? Okuyan bilebilir mi ki bunu...


           Aşk’ı varolana aşkın kılmaya çalışmanın anlamı da gereği de yoktur. Aşk metafizik bir şey olmadığı gibi, herhangi, sıradan denilebilecek bir şey de değildir.


Aşk ilişkidir...

Ne var ki her aşk, karşılıklı yaşanan gerçek bir ilişkiye dayanmadığı gibi, her ilişki de aşk değildir. Adına aşk denilen ilişki, diğer tüm insan ilişkilerinden farklıdır. Hem öznesi ve özne/nesnesi hem de yaşanışı açısından...

         ‘Aşk ilişkidir’ önermesi, “nedir” sorusuna genel bir yanıt olsa da, kendi başına açıklayıcı değil elbette. Bundan dolayı sorular sormak gerek yükleme. Aşk nasıl bir ilişkidir? Aşk neden bir ilişkidir? Bu ilişkiyi diğer insan  ilişkilerinden ayırıcı ve ayrıcalıklı kılan nedir? Soruları çoğaltmak mümkün ama, gerek yok şimdilik...


         Aşk, düşünsel, duygusal, bedensel boyutuyla, öznenin özne/nesnesini bütünsel anlamda fethetme ve onun tarafından fethedilme isteğine dayanan bir ilişkidir. Öznenin, özne/nesnesiyle buluşamadığı ya da özne/nesnenin idealleştirildiği yerde, gerçek, yaşanan bir aşk yoktur. Ki “platonik aşk” denilen ve giderek hastalıklı bir hal alan bu durumda gerçek bir aşktan değil, saplantılı bir bilinç halinden söz edilebilir yalnızca... Çünkü ortada ilişki yoktur. İlişkinin olmadığı yerde de aşk...


         İnsanın hem en güçlü, hem  de en zayıf olduğu ilişkidir aşk... Çünkü çırılçıplak yaşanır; düşünsel, duygusal ve bedensel boyutuyla... Teklifsiz, beklentisiz, çıkarsız ve ikircimsiz yaşanır. Ki orada, ne bir gonca gülün gölgesine yer vardır ne de bir kuş kanadının...  Eğer bunlar, “acaba”, “ama”, “ancak” gibi sözcüklerle peydah olursa bir ilişkide, biline ki aşk sırra kadem basmıştır çoktan... Ve onun adı artık aşktan başka her  şey olabilir...  Ama asla aşk olamaz.

atalay/girgin.
Logged

canım sana doğru acıyor her gece.
ZuLeyha
PsikopatIdealci
******

Teşekkür Sayısı 166
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 2978


A$kSiN SeN....


« Yanıtla #1 : Aralık 18, 2008, 07:18:08 »

İnsanın hem en güçlü, hem  de en zayıf olduğu ilişkidir aşk... Çünkü çırılçıplak yaşanır; düşünsel, duygusal ve bedensel boyutuyla... Teklifsiz, beklentisiz, çıkarsız ve ikircimsiz yaşanır. Ki orada, ne bir gonca gülün gölgesine yer vardır ne de bir kuş kanadının...  Eğer bunlar, “acaba”, “ama”, “ancak” gibi sözcüklerle peydah olursa bir ilişkide, biline ki aşk sırra kadem basmıştır çoktan... Ve onun adı artık aşktan başka her  şey olabilir...  Ama asla aşk olamaz.
Logged

En guzeL dusLerim Sen.
Yeterki yarinlarimda bugunku gibi Sev beni,
Senin SarhosLugundan
hic ayriLmasin Yuregim ve
eceLe kadar
BenimLe kaL yanLiz BenimLe...
Lose
PsikopatIdealci
******

Teşekkür Sayısı 67
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 6347

. insanın fahişe ruhlusundan korkma/asildir,


« Yanıtla #2 : Aralık 18, 2008, 07:24:49 »

düşsel yaşamanız tavsiyedir  Smiley
Logged

canım sana doğru acıyor her gece.
idea
PsikopatIdealci
******

Teşekkür Sayısı 20
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 2266


..::EyLuL::..


« Yanıtla #3 : Aralık 18, 2008, 14:27:28 »

 Smiley
Logged



Ya Sahip Olursun ßana ßu Hayatta
Ya Hayal oLur KaLırım RüyaLarında
Ya $arkın oLur DoLanırım DudakLarında
Ya Uzaktan geLen Ses oLur,KaLırım kuLakLarında 
     
Lose
PsikopatIdealci
******

Teşekkür Sayısı 67
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 6347

. insanın fahişe ruhlusundan korkma/asildir,


« Yanıtla #4 : Aralık 23, 2008, 22:55:49 »

 Smiley
Logged

canım sana doğru acıyor her gece.
marisa
PsikopatIdealci
******

Teşekkür Sayısı 85
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 6253


Abra Kadabra


« Yanıtla #5 : Ocak 08, 2009, 15:14:32 »

Aşk yok olmaktır diyor Yıldız Tilbe'm Smiley
Logged

[Sana değil, Seni sevdiğim için, Kendimedir LANETİM!!!
Lose
PsikopatIdealci
******

Teşekkür Sayısı 67
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 6347

. insanın fahişe ruhlusundan korkma/asildir,


« Yanıtla #6 : Ocak 12, 2009, 02:38:59 »

aynı şekilde vazgecebilmek diyormu ki ? ;(
Logged

canım sana doğru acıyor her gece.
Sayfa: [1]
« önceki sonraki »
    Gitmek istediğiniz yer: