En Ideal Forum Adresiniz!
Merhaba,
Ziyaretçi
. Lütfen
giriş yapın
veya
üye olun
.
Aktivasyon mailiniz gelmediyse
buraya tıklayın
.
Mayıs 24, 2012, 02:49:04
1725893
Mesaj
29052
Konu Gönderen:
27007
Üye
Son üye:
Barry_mori
Ana Sayfa
Yardım
Giriş Yap
Kayıt
En Ideal Forum Adresiniz!
|
Ideal Club
|
Felsefe clubu
|
Intihâr Vé Kritiği .. .
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
« önceki
sonraki »
Sayfa:
[
1
]
2
Yazdır
Gönderen
Konu: Intihâr Vé Kritiği .. . (Okunma Sayısı 3364 defa)
HeLin
PsikopatIdealci
Teşekkür Sayısı 514
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 39604
tırnaklarına gözyaşı ojeleri süren.
Intihâr Vé Kritiği .. .
«
:
Mart 05, 2008, 19:05:02 »
Çağlar boyunca toplumlar intihara farklı tepkiler göstermişlerdir. Kimi toplumlarda desteklenen ve doğru bir davranış olarak kabul edilen intihar, diğer bazı toplumlarda ise olumsuz bir davranış olarak değerlendirilmiştir. Bu tür tepkilerin yönünü belirleyen en önemli faktörlerden biri de kuşkusuz toplumların düşünce biçimleri ve dolayısıyla düşünürleridir. Hata bazı düşünürlerin eserleri, o dönemdeki intihar olaylarından sorumlu tutulmuşlardır.
Düşünürler daha çok insanın kendi yaşamına son verme hakkına sahip olup olmadıkları ve bu davranışın onurlu bir davranış olup olmadığı üzerinde durmuşlardır.
Eski Yunanistan’daki ilk filozoflar intihara karşı çıkmışlardır. Pisagor ve takipçileri ruhun ölümsüzlüğüne inandıkları için intiharı yasaklarlar. Platon ve Aristo da intihara karşıdır. Fakat bazı durumlarda intiharı onaylarlar. Platon, yasalarında, en yakınını, en iyi dostunu yani kendini öldürenin şerefsizce gömülmesini ister. Eğer kişi bu işi kamu yargısıyla, kaderin başına getirdiği önlenmez, çekilmez bir dert, katlanılmaz bir utanç yüzünden yapmışsa anlayış gösterilmesi gerektiğini belirtir (Montaigne 1984). Aristo ise, savaşta onur için olan intiharları destekler. Oysa, aşk vb. gibi nedenlerden olan intiharlar cesur insanın yapacağı şeyler değildir (Choron 1972). Bu düşünürlere göre, bizim hayattan nefret edip, yüz çevirmemiz doğaya aykırıdır.
İntihara karşı olan bir diğer düşünür de Epikür’dür. O da, öncekiler gibi, erdeme önem vermiş ve amacımızın bilgeliğe ulaşmak olduğunu savunmuştur. İnsan ihtiraslarını tatmin yoluyla mutluluğa ulaşamaz. Çünkü, hazzın tatminini doğal olarak bir sıkıntı ve isteksizlik takip edecektir. Bu, bizi, gerçek amacımız olan acıdan kaçmak hedefinden saptıracaktır (Fromm 1982). Hatta, ölümü aramaya kadar götürecektir.
Eski Yunan’da intiharın kabul edilebilir bir eylem olduğuna doğru yapılan kararlı ilk değişim, Epikür’ün en büyük rakibi Kitionlu Zenon tarafından olmuştur. Zenon, kişinin intihar etme hakkına sahip olduğunu savunur. Kendisi de yaşlandığında intihar etmiştir.
Stuacılara göre, akıllı adamın intiharı sorunu ahlâki bir doğru veya yanlış değildir. Fakat karşılaşılan bir durumda yaşamayı veya ölmeyi tercih kararıdır.
Stuacılar intiharı savunmakla kalmamış, şu durumlarda yapılması gereken bir davranış olarak kabul etmişlerdir. (Gibbs 1968)
1) Bu hareket diğer kişiler veya vatana bir hizmet taşıdığı zaman,
2) Kişi yasa dışı bir işe zorlandığı zaman,
3) Kronik hastalıklarda; ölümün yaşama tercih edileceği durumlarda,
Hegesias, işi daha ileri götürerek, bilgi olmayan kimselerin kendilerini öldürmeleri gerektiğini savunur. Ona göre mutluluk erdemdir. Günlük olayların nazzını arayan kimse bu mutluluğu hiçbir zaman elde edemez; o halde bilge olmayan kişi erdemsizdir, kendini öldürmelidir. Onun felsefesinin temelini ise, şu sözü çok iyi bir biçimde yansıtır: “Yaşamın yolunu olduğu gibi, ölmenin yolunu da kendimiz seçmeliyiz.” (Montaigne 1984).
Seneka; “iyi insan yaşaması gerektiği kadar yaşar, yaşayabildiği kadar değil” demektedir (Choron 1972). İnsan kendi ölümüne istediği zaman karar verebilir. Yaşamı ile felsefesi birbiriyle çeliştiği için, Roma Kralı Neron tarafından damarını keserek intihar etme cezasına çarptırılmıştır.
Eski Yunan’da son zamanlarda intiharın bu şekilde kabul edilebilir bir eylem olması, o devirde intiharların artmasına neden olan faktörlerden biri olabilir. Özellikle Yunan sitelerinin Roma’ya katılmasıyla bu oranlarda bir artış görülmüştür.
Hristiyanlığın batı dünyasında egemen olmasıyla beraber, kilise öğretileri felsefe alanında da etkin duruma gelmiş ve Rönesans dönemine kadar bu etkinliğini sürdürebilmiştir. Bu dönem filozoflarında, insan hayatının Tanrı’ya ait olduğu fikri egemen durumdaydı. Dinle felsefenin bu dönemde içiçe oluşu intihar olaylarının düşük bir oranda kalmasına neden olmuş; fakat tamamen engelleyememiştir. Rönesans ile birlikte kilise felsefesi etkinliğini yitirmiş ve intihar konusunda da daha tavizkâr bir tutum takınılmaya başlanmıştır.
Montaigne, insanın kendi iradesiyle yaşamına son verebileceğini savunmuştur. “hayat bir işinize yaramadıysa, boşu boşuna geçtiyse, onu yitirmekten ne korkuyorsunuz. Daha yaşayıp da ne yapacaksınız” diyen Montaigne’e göre, ölümle bütün dertler bitecektir (Montaigne 1984). Bunun için ölümden korkmamalı ve dertlerden kurtulmanın bir yolu olarak da intiharı düşünmelidir.
18. yüzyıl felsefesinde ençok işlenen konulardan biri özgürlük olduğu için, bu dönemdeki filozofların hemen hepsi intihara da izin verir bir tavır takınmışlardır. Montesquieu intihara karşı uygulanan kanunları eleştirmiştir. Hume, intiharın bir suç olduğu fikrini çürütmeye çelışıyor. Ona göre intihar, ilahi yasaya karşı gelme değildir; çünkü bu yasa doğa yasasıyla birlikte işler ve insanın doğadaki yerini bulmasına yardımcı olur. Rousseau, başkasına zarar vermedikce intiharı destekler. Söylentilere göre, mutsuz bir yaşamı olan Rousseau da intihar etmiştir. Aynı dönemlerde yaşamış olan Diderot ise, doğal olmadığı ve kilisenin öğretilerine karşı geldiği için anti-sosyal bir davranış olarak görür ve karşı çıkar.
19. yüzyılda Kant, intihara karşı çıkmaktadır. Hume’un görüşünü eleştirir. Kant’a göre, doğal olarak insanın ilk amacı kendini korumaktır. Bunun için intihar bir kusurdur ve lanetlenmelidir.
Schopenhauer, Kant’a göre daha çok taviz verir. Ona göre, kişi intihar etme hakkına sahiptir; ama bu, boş ve aptalca bir şeydir. İntihar, kişinin doğaya sorduğu bir sorudur: Ölümün ötesinde ne var? Kendilerini öldürenler sadece acı çeken bedenlerinin acısına son verebilirler; sonsuz sürekliliklerine engel olamazlar.
“Bazıları çok erken, bazıları çok geç hayattan ayrılıyorlar, asıl iş tam zamanında ölmektir” (Arkun 1963) diyen Nietzsche, intihara karşı değildir. İntihar kişinin hakkı ve ona verilen bir armağandır. Üst-insanın yaratılması için felsefesini yönlendiren Nietzsche, bu üstün amaca katkıda bulunamayacak kişinin intihar etmesini ve bundan da mutluluk duymasını söyler.
Hartmann ise, insanın sahip olduğu tek şeyin bu dünya olduğunu belirterek, en iyi olmamakla beraber elimizdeki bu dünyadan vazgeçmememiz gerektiğini savunur. Yaşamak, temelde arzu edilmeyen bir şeydir; hayal kırıklığı ile doludur. Fakat yine de, elimizdekinin en iyisi olan bu yaşamdan kaçmamalıdır.
Camus, “acaba hayat yaşamaya değer mi, değmez mi?” sorusuna cevap vermeye çalışır (Hübscher 1980). Camus için bu soru felsefenin temel sorusudur; bundan başka da temel felsefe sorusu yoktur. Bu sorunun cevabını Camus şöyle verir: İnsan intihar edebilir, ancak bu dürüstlük olmaz. Ölüm insanı huzura kavuşturur, fakat insanın gerçek çabası dünya üzerinde mümkün olduğu kadar çok kalmaya, onu incelemeye çalışmak olmalıdır.
Batıdaki bu çok farklı görüşlere karşılık, doğu dünyasında egemen olan mistik felsefenin görüşüne göre, intihar etmek kişinin istemine bağlıdır. Yani kişi, yaşam ile ölüm arasında karar verme hakkına sahiptir.
Jainizm ve Budizme göre, yüreklerimizden yaşama isteklerini çıkarmalıyız. İnsan ancak yokolarak acıdan kurtulur ve mutlu olabilir. Hatta, Jainizmin kurucusu olan Mahavira, insanın aç kalarak kendini öldürmesini büyük bir erdem olarak nitelendirir. Konfüçyus ise intihara karşı çıkar. Ona göre, insanın amacı iyi ve uzun yaşamaktır. İnsan ölümden sonrasını merak etmemelidir. Çünkü, ölümden sonra hayat olduğu bilinirse, kimileri canlarına kıyarak oraya gitmeyi isteyebilirler (Hançerlioğlu 1976).
Belirli bir tarihsel sırayla değindiğimiz bu düşünürlerin görüşleriyle, yaşadıkları dönemlerdeki intihar oranları arasında doğrudan bir ilişki göze çarpmaktadır. Konumuz açısından önemli olan nokta da budur. Fakat bu ilişkiye bakarak, intiharın sorumluluğunu sadece düşünürlere bağlamak da yanlış olur. Çünkü, genelde, toplumsal düşünce toplumu oluşturan öğelerden sadece bir tanesidir.
Konuya felsefi açıdan baktığımızda sonuç olarak şunu söylemek mümkündür: İnsan yaşamak için doğar, yaşaması gereklidir; olumsuz toplumsal koşullar karşısında çaresiz kaldığını hissettiği anda kişinin, yaşamına son verme hakkı vardır. Çünkü insan yaşamı, insanın yaptığı eylemlerden oluşur. Şöyle veya böyle intihar da bir eylemdir ve kişi istediği takdirde bu eylemi gerçekleştirebilir.
(alıntıdır)
Logged
Hepinizin aLter ego
S
uyum.
Giz
Ziyaretçi
Ynt: Intihâr Vé Kritiği .. .
«
Yanıtla #1 :
Mart 09, 2008, 01:58:14 »
Montaigne, insanın kendi iradesiyle yaşamına son verebileceğini savunmuştur. “hayat bir işinize yaramadıysa, boşu boşuna geçtiyse, onu yitirmekten ne korkuyorsunuz. Daha yaşayıp da ne yapacaksınız” diyen Montaigne’e göre, ölümle bütün dertler bitecektir (Montaigne 1984). Bunun için ölümden korkmamalı ve dertlerden kurtulmanın bir yolu olarak da intiharı düşünmelidir.
KâtIlIorum EEt.
Logged
HeLin
PsikopatIdealci
Teşekkür Sayısı 514
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 39604
tırnaklarına gözyaşı ojeleri süren.
Ynt: Intihâr Vé Kritiği .. .
«
Yanıtla #2 :
Mart 09, 2008, 11:51:33 »
Logged
Hepinizin aLter ego
S
uyum.
Tormentor
PsikopatIdealci
Teşekkür Sayısı 3
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 7448
Hatred is forever.
Ynt: Intihâr Vé Kritiği .. .
«
Yanıtla #3 :
Mart 09, 2008, 15:01:36 »
intihar deyince kafka aklıma geliyor
Logged
emPaTi
PsikopatIdealci
Teşekkür Sayısı 4
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 4599
Ynt: Intihâr Vé Kritiği .. .
«
Yanıtla #4 :
Mart 09, 2008, 15:39:51 »
intihar edince herşeyin çözüleceğini zannetiğimiz ama çözülmeyen bir olgu
hep umutlu olun umudun bittiği yerde yaşayamayız
Logged
OriginaL..(Seni çok seviyorum)
HeLin
PsikopatIdealci
Teşekkür Sayısı 514
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 39604
tırnaklarına gözyaşı ojeleri süren.
Ynt: Intihâr Vé Kritiği .. .
«
Yanıtla #5 :
Mart 09, 2008, 16:21:01 »
Alıntı sahibi: Tormentor üzerinde Mart 09, 2008, 15:01:36
intihar deyince kafka aklıma geliyor
hımm kafka,nilgün marmara, mayakovsky( böle miydi yazılışı:) ),slyvia plath ve dierleri...
Logged
Hepinizin aLter ego
S
uyum.
yagmur18
PsikopatIdealci
Teşekkür Sayısı 62
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 10305
..Sadece Adını Bildiğin Biriyim...
Ynt: Intihâr Vé Kritiği .. .
«
Yanıtla #6 :
Mart 10, 2008, 13:13:14 »
Mafya da vardı vay be
Logged
Söyleyecek sözümüz değiştirecek gücümüz var..
Onun adı kadın...
Benim adım kadın!!!
Evsen'im * EmeL'im
Giz
Ziyaretçi
Ynt: Intihâr Vé Kritiği .. .
«
Yanıtla #7 :
Mart 23, 2008, 01:53:05 »
“hayat bir işinize yaramadıysa, boşu boşuna geçtiyse, onu yitirmekten ne korkuyorsunuz. Daha yaşayıp da ne yapacaksınız” diyen Montaigne’e
Yahh HéLénimm Cok Dogru (:
Logged
Giz
Ziyaretçi
Ynt: Intihâr Vé Kritiği .. .
«
Yanıtla #8 :
Mart 23, 2008, 01:57:15 »
Anarşizan Ölüm
Biz bu makalede, "ölsem daha iyi" durumlarının, sadece tıbbi durumlara sınırlandırılmaması gerektiğini; ahlaki ve duygusal nedenlerin de, ölmenin "yaşamaktan" daha iyi ve moral olmasının (benzer şekilde) gerekçesi olabileceğini iddia edeceğiz.
Yukarıda değindik, ölümcül hastalıkların özellikle aileler üzerindeki tek yükü duygusal sızılar değildir. Ömür boyu süren ağır hastalıkların tedavisi çoğu zaman bireylerin ve ailelerin tüm parasal birikimlerini tüketmekte ve kimi zaman da ailelerin iflasına veya mali çöküşüne neden olmaktadır. Toplumsal iktisadi dayanışmanın yetersizliği zemininde, mali durumları nedeniyle ötenazi çözümünü göz önünde bulundurmak zorunda kalan ailelerin ve hastaların durumlarını, politik gerekçelerle, bu yazıda dışlayacağız. Bu yazıda, ciddiye alacağımız tek ötenazi nedeni dolayısıyla, duygusal nedenler olacak: ya hastanın bitmek bilmeyen acıları, ya da bilinci kapalı hastanın ailesine verdiği emsalsiz acılar. Benzer şekilde, Hardwig'in argümanlarını da duygusal acı zemininde okuyacağız. Diğer bir ifadeyle, "ölse daha iyi" olacak olan hastanın yarattığı iktisadi problemleri göz ardı edecek, bu hastanın ölmesinin daha iyi olacağı durumları sadece sevenlerde yaratılan duygusal zulme dayanarak tespit edilmesi gerektiğini varsayacağız. Zira, yukarıda da belirttik, yarattığı mali yük nedeniyle bir insanın ölmesinin daha iyi olması, hastanın kendisinden değil, toplumsal organizasyonumuzun yarattığı iktisadi eşitsizlikten kaynaklanmaktadır.
Özetleyelim. Ötenazinin (bu yazı kapsamındaki) salt moral gerekçesi, anarşizan perspektifle, hastanın fiziksel ya da duygusal acılarını iradi olarak sonlandırmak istemesi ("Bu ölümcül ağrıları çekmek istemiyorum artık", ya da "Sevenlerimi daha üzmek istemiyorum") ya da (hastanın bilincinin kapalı olduğu ve tıbben bilincin yerine gelmeyeceği durumlarda) sevenlerinin çektiği onulmaz hissi yıkımlardır ("sevgilimi makinelere bağlı 'yaşar' göreceğime, ölmesini tercih ederim").
Fakat, ötenazi konsepti, hastanın iradesinin açık olduğu ve kendi çektiği fiziksel ve hissi acılara rağmen ötenazi "istememesi" durumunda tamamıyla devre dışı kalmaktadır. Zira, aksi takdirde, hastanın öldürülmesi cinayettir. Hardwig'in argümanlarından yararlanacağımız, zurnanın zırt dediği yer işte burası: Peki ya ölmek istemezsek? Acaba ölmeyerek, sevdiklerimize acı çektirme hakkımız var mıdır? Yukarıda atfettiğimiz gibi, Hardwig'in yazısı, tıbbi bağlamda bu konunun derin analizini yapmakta. Biz ise bu yazıda, tıbbi nedenler dışında, sevdiklerimize acı çektireceğimize ölmenin daha iyi olacağı durumları formelleştirme yolunda küçük bir adım atacağız. Öncelikle, kimi gündelik hayat senaryolarını inceleyerek, hedefimize nasıl varabileceğimiz kestirmeye gayret edelim. Böylelikle, tıbbi olmayan "gerekliliklere" rağmen ölmesi "iyi" olanların, bundan imtina etmeleri halinde içine düşecekleri moral statüyü değerlendirme yolunda basit ama önemli bir adım atmış olacağız.
«
Son Düzenleme: Nisan 18, 2008, 04:50:26 Gönderen: Giz
»
Logged
Giz
Ziyaretçi
Ynt: Intihâr Vé Kritiği .. .
«
Yanıtla #9 :
Mart 23, 2008, 02:00:06 »
Gündelik Hayat Öyküleri
İlk olarak şöyle bir senaryoyu düşünelim. Günümüz dünyasında yaşayan, (mantıksal literatüre selam ederek) Abelard ve Heloise olarak adlandıracağımız çiftimizin, tesadüf de bu ya, Astrolabe adında bir çocuğu olduğunu varsayalım. Günlerden bir gün, Abelard'ın, örneğin Astrolobe'nin pusetini gelişigüzel bir yere bırakmak ya da otomobillerinde 2 yaşındaki Astrolabe'yi ön koltuğa oturtup, bütünüyle kendi hatası olan bir trafik kazası geçirmek gibi, bariz bir kusuru nedeniyle, bebeklerinin ömür boyu sakat kalmasına neden olduğunu varsayalım. Acaba bu durumda Abelard'ın ölmesi daha iyi midir? Her ne kadar, Abelard kendi hatası nedeniyle, sevdiği bir insan olan bebeği üzerinde geri dönüşü neredeyse mümkün olmayan bir zarara yol açtıysa da, acaba Abelard, Astrolabe'ye olan sevgisini, kendi yaşamının ahlaki devamı olarak mazaret kılabilir mi? İç sızlatıcı bu senaryonun kilit noktalarından biri, elbette, sakatlığın biyolojik hayatın sonu olmadığı gerçeğidir. Dolayısıyla, bu senaryoda aslında yanıt açıktır: Abelard, bebeğine gerekli bakımı yerine getirme zorunluluğuna bağlı olarak, kendi varoluşunun bekasını ahlaki olarak gerekçelendirebilir. Gelin şimdi, senaryoyu biraz daha trajikleştirelim ve Astrolabe'nin kaza neticesinde öldüğünü varsayalım. Acaba, bu durumda Abelard'ın yaşamını devam ettirmek için ahlaki nedeni var mıdır? Acaba, Abelard ölse daha mı iyidir?
Ele alacağımız ikinci örnek ise aşk acısıdır. Abelard ve Heloise çiftimizi ele alalım. Abelard'ın Heloise'ye ihanet ettiğini ve bunu öğrenen Heloise'nin de girdiği bunalım nedeniyle Deleuze yöntemiyle intihara teşebbüs ettiğini, fakat başarısız olup, iyileşemeyecek şekilde felç olduğunu varsayalım. Acaba bu durumda Abelard'ın ölmesi daha iyi midir?
«
Son Düzenleme: Nisan 18, 2008, 04:50:44 Gönderen: Giz
»
Logged
Giz
Ziyaretçi
Ynt: Intihâr Vé Kritiği .. .
«
Yanıtla #10 :
Mart 23, 2008, 03:02:16 »
küçük cocuk o gece heyecandan uyuyamamıştı...ertesi gün doğum günüydü..sekizinci doğum günüydü bu.ama çok farklıydı.ilk kez bir kutlama yapılacaktı onun için.gidip bir kez daha buzdolabındaki pastaya baktı.saat 00:00 olduğunda gerçekten büyüyeceğinin hayalini kuruyordu.ve zamanın gelmesini bekledi.acaba aynanın karşısına geçse,büyüdüğünü görebilir miydi?..büyükannesi ona bir dilek tutmasını ve buna inanırsa bu dileğin gerçekleşeceğini söylemişti.aynanın karşısında beklemekten sıkıldı..bahçeye çıktı.minik gri kedinin ne kadar huzurlu uyuduğunu gördü.yanında annesi ve babası vardı çünkü.çocuk ise anne ve babasını fotoğraflarda görmüştü sadece..ve yedi yıl öncesine ait saklanan bir gazetenin manşetinde..büyükannesini çok sewdiğini düşündü.ve ölümün çok acı bişey olduğunu..onun için bahçedeki ağaca kurduğu salıncağa oturdu.bütün gücüyle sallanmaya başladı.her gece buraya oturup yıldızlara yetişmeye çalışıyordu.ama bu gece farklıydı...yıldızlar her zamankinden yakın ve daha parlaktı.ve zamanın geldiğini düşündü.gözlerini kapattı.sol omzuna konan meleğe döndü.bir dilek...
tanrıdan
sonsuzluk
diledi...
artık ölümsüzdü.ama kimse bilmiyordu bunu sol omzundaki melekten başka.bu dileği birisine söylerse büyü bozulacaktı.herkesten herşeyden farklıydı.korkmuyordu hayattan.sonunda ölüm yoktu ya..
günler günleri yıllar yılları devirdi.artık hayatta yalnız ama korkusuz bir adam olmuştu.tek dostu sol omzundaki melekti.ölümsüzdü ama yaşlanıyordu.kendi içinde bu kargaşayı yaşıyordu.ama bir türlü cesaret edip soramıyordu sol omzunda taşıdığı meleğe.
tanrı ona sonsuz bir hayat vermişti ama mutlu değildi.ve birgün tüm cesaretini toplayıp sordu.meleğin cevabı karşısında altüst olmuştu.o an anlamıştı..insanlar aslında doğdukları anda ölmeye başlıyordu.hayat buydu.sonsuz ama anlamsız bir hayat mutluluk getirmezdi.kutlanan her doğum günü ölüme biraz daha yaklaşmaktı.ve o gece çok farklıydı.otuzikinci doğum günüydü.artık aynanın karşısında beklemenin anlamsız olduğunun farkındaydı.bahçeye çıktı.kediler yoktu...o çok sewdiği salıncağın yanında durdu ve karar verdi.daha fazla beklemenin bir anlamı yoktu.
sol omzuna döndü son bir kez...
melek düş-tü..
düş bitti..
ölüm sonsuzluktu..
ve her zaman çok yaklaşıp bir türlü dokunamadığı yıldızlara yükseldi...
Logged
Penelope
IdealManyak
Teşekkür Sayısı 24
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 732
Ynt: Intihâr Vé Kritiği .. .
«
Yanıtla #11 :
Ekim 05, 2008, 00:29:36 »
yaşamıma son vermek hakkım. dilediğim zaman yaparım. çaresiz kalmışsam,yaşama sebebim bitmişse,artık nefes almak zor geliyorsa,kaan ince,nilgün marmara, hayranı olmuşsam:)
''hayatın neresinden dönülürse kardır'' sözünü her yere yazıyorsam
gitmişimdir ruhen.. beden kalsa neye yarar (=
Logged
SetheriaL
IdealManyak
Teşekkür Sayısı 6
Offline
Mesaj Sayısı: 995
ELhamdüLiLLahi ALâ Külli HâL ..
Ynt: Intihâr Vé Kritiği .. .
«
Yanıtla #12 :
Ekim 05, 2008, 18:43:19 »
ne kadar çok intihar intihar seven varmış yahu
Logged
HeLin
PsikopatIdealci
Teşekkür Sayısı 514
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 39604
tırnaklarına gözyaşı ojeleri süren.
Ynt: Intihâr Vé Kritiği .. .
«
Yanıtla #13 :
Ekim 05, 2008, 20:57:27 »
ya.
Logged
Hepinizin aLter ego
S
uyum.
diyojen
IdealForumcu
Teşekkür Sayısı 3
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 106
Ne toprak susuz yapabilir,Ne de su topraksız...
Ynt: Intihâr Vé Kritiği .. .
«
Yanıtla #14 :
Ekim 05, 2008, 21:21:34 »
Umudun bittiği an insan intiharı düşünür
İçinde iman olan birisi inanc olan birisi intiharı düşünemez
Logged
Bir vurgundu sevdan yüreğimde
Bir kaçıştı benimki senden önce
Bir ağrıydı bu kimse bilmiyordu
En son olan kalbime oldu
Devamlı atıyordu,hiç durmuyordu
OĞUZHAN DİBEK
Sayfa:
[
1
]
2
Yazdır
« önceki
sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:
Gitmek istediğiniz yer:
-----------------------------
Forum Kurallari
-----------------------------
=> Forum Kurallari
-----------------------------
Idealsohbet.com Forum
-----------------------------
=> Forum Yenilikleri, Görüşleriniz, İstekleriniz, Şikayetleriniz
=> Yeni Başlayanlar
=> Duyurular \ Uyarılar \ Öneriler
=> Anketler
=> ideaL Forum ÖzeL
===> Ayın İdeal Üyesi
===> İdeal Andaç
=> İdeal Yarışma
===> Yarışma Sonuçları
=> İdeal Röportajlar ..
===> İdeal Yönetim Röportajları
===> Ayın İdeal Üyelerini Tanıyalım
=> Günlükler
-----------------------------
Kurtarma Bölgesi
-----------------------------
===> A-B-C
-----------------------------
Ideal Sözlük
-----------------------------
=> Türkçe Kelimeler, Tümceler..
=> Yabancı dil kelimeler, Tümceler..
-----------------------------
Ideal Club
-----------------------------
=> Ideal Geyik Cafe..
=> IdeaL Acık Oturum
=> IdealClup Oyunlari
=> Fıkra Bölümü
=> Zeka Oyunları - Bilmece - Bulmaca
=> Felsefe clubu
===> Metafizik
===> Psikoloji
=> Komik Loglarınız
=> Ilginç Linkler
=> Dogum Gunun Kutlu Olsun
=> Kırık Kalpler Kulubu
=> Yazı Arşivi
=> Ideal Radio Clup
===> Dj Röportajları
=> İtiraf Ediyorum
=> Aşk / İlişkiler
=> Efsanaler / Hikayeler
=> Müzik genel, Tartışma Bölümü
===> Şarkı Sözleri (Lyrics)
=====> A,B,C,D,E
=====> F,G,H,I,İ
=====> J,K,L,M,N
=====> O,Ö,P,R,S
=====> Ş,T,U,Ü,V,Y,Z
=====> Yabancı Dillerdeki Şarkı Sözleri
=> Müzik
===> Yabancı Müzik Videoları
=> Mektup
=> Sahaf Cafe
=> Videolar
-----------------------------
Ideal Bayan
-----------------------------
=> Diyet
===> Zayıflama Ürünleri
===> Egzersiz
=> Sağlık ve Beslenme
===> Jinekoloji
=> Evlilik Öncesi ve Sonrası
===> Evlilik Hazırlıkları
===> Hamilelik Dönemi
=> Takı&Aksesuar
=> Güzellik Bakım
=> Örgü Dünyası
-----------------------------
Genel Konular
-----------------------------
=> Atatürk Köşesi
=> İL İL Türkiye
=> Yurt Dışı
=> Kişisel Gelişim..
===> Ingilizce Pratik :)
=> Hayatın İçinden...
===> Sağlık
=> Astroloji Burçlar Fal dünyası
=> Ilginc Ama Gercek
=> Yemek Bolumu
===> Diyet Yemekleri
===> Pratik Bilgiler
===> Çorbalar
===> Salatalar/Mezeler
===> Makarna/Pilav
===> Et Yemekleri,Sebze Yemekleri,Diğerleri
===> Tatlılar
===> kek,börek,kurabiye
===> reçel
===> Türk Mutfağı
===> Dünya Mutfağı
===> Öğrenci Mutfağı
=> Kadınlar
=> Erkekler
=> Cinsellik
=> Taktikler
=> Hobiler
=> Dekorasyon&Tasarım
=> Moda,Trendler,Giyim
===> Iç Çamaşırları
===> Erkeklere Özel
-----------------------------
Gündem
-----------------------------
=> Türkiyeden Güncel Haberler
=> İlginç Haberler
=> Dünya Gündemi
=> Magazin
-----------------------------
Kültür & Sanat Dünyası
-----------------------------
=> Edebiyat
=> Şiirler
===> Amatör Şiirleriniz
===> Resimli Şiirleriniz
=> Dergi ve Kitap
=> Sinema / Televizyon
=> Bilim & Teknik
===> Doğa Bilimler.
===> Insan bilimleri.
=> Din, Acıklanmayan olaylar ve Inançlar
===> Islam'i Resimler...
===> Dini Hikayeler...
===> Dini Videolar
=> Biyografi ve Otobiyografi
=> Köşe Yazıları
=> Tarih..
===> Mitoloji..
-----------------------------
İdeal Eğitim
-----------------------------
=> Eğitim iLe iLgili Haber Ve Duyurular
=> Okul Öncesi Eğitim
=> Üniversiteye Hazırlık
=> Üniversiteler ve Tanıtımları
-----------------------------
Resim & Albüm
-----------------------------
=> MotorLu araçlar ve Modifiye
=> İlginç Resimler
===> Hayvanlar aLemi
===> Avatar,Resim,Imza ..
===> Karikatürler
=> Yakışıklılar
=> Güzeller
=> Ünlülerin Resimleri
=> Sizin Seçtikleriniz
=> Romantik Resimler
-----------------------------
Bilgisayar & Teknoloji
-----------------------------
=> Mobil Dünyası
=> Bilgisayar & Teknoloji
=> Donanım Haberleri Ve İncelemeleri
=> Teknoloji Haberleri
-----------------------------
Güvenlik
-----------------------------
=> Msn Programları&Güvenlik
=> mIRC (Script)
=> Güvenlik ve güvenlik açıkları
-----------------------------
Oyun Dunyası
-----------------------------
=> Tüm oyunlar
-----------------------------
Spor Dunyası
-----------------------------
=> Sporda Son Dakika.
=> Diğer Spor Dalları
===> Voleybol
=> Basketbol
=> Beşiktaş
===> Çar$ı GruBu...
=> Galatasaray
===> uLtraSlan Köşesi
===> 1905 Sözlük
=> Fenerbahçe
===> Genç Fenerbahçeliler
=> TrabzonSpor
=> Anadolu Takımları
=> Bahis & Tahmin
=> Dünyadan Futbol
-----------------------------
Forum Arşivi.
-----------------------------
=> Arşiv
Powered by SMF 1.1.11
|
SMF © 2006, Simple Machines LLC
Bu Sayfa 0.181 Saniyede 23 Sorgu ile Oluşturuldu (
Pretty URLs
adds 0.02s, 4q)