En Ideal Forum Adresiniz!
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Aktivasyon mailiniz gelmediyse buraya tıklayın.
Mayıs 24, 2012, 03:03:07
1725893 Mesaj 29052 Konu Gönderen: 27008 Üye
Son üye: trenddryday
En Ideal Forum Adresiniz!  | 
Ideal Club  |  Felsefe clubu  |  Medeni İnsan
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1]
Gönderen Konu: Medeni İnsan  (Okunma Sayısı 513 defa)
interferon_ADL
IdealMesajcı
**

Teşekkür Sayısı 7
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 78



« : Kasım 21, 2009, 00:03:10 »


Medeni refah araçlarına sahip olan insan medeni insan değildir. Medeniyet insanın yücelme merhalelerinden ibaret bir merhaledir. Medeniyet, her kabiliyetin onda açıp gelişebileceği elverişli bir ortamdır. Medeni insan da böyledir. Yani bu ortam onda bulunduğu zaman medenidir. Elbette mutlak medeniyetten söz edilemez. İnsan, kabiliyetlerinin geliştiği oranda medenidir. Öyleyse medeniyet gözle görülen bir şey değil, zihni bir haldir. Medeniyeti gözle görülebilir nesnel bir şey telakki edenler için fertlerin servetleri, üretim-tüketim hayatı, apartman ve bunun gibi dış görünüşler önemlidir. Oysa medenileşme, ruhi bir hal, manevi ve fikri bir yükselme derecesidir. Dolayısıyla medeniyeti, fertlerin düşünce, görüş tarzı, duyuş ve bilgi düzeylerinden anlamak mümkündür; buna göre Hint medeniyeti, Amerikan medeniyetinden aşağı olmayan bir medeniyettir.
Oysa yazık ki, geri kalmış ülkeler, Avrupa’nın yalnızca maddi hayatını edinmeyi medeniyetin asıl faktörü görüyorlar, halbuki medeniyet aktarılacak ve örnek alınacak bir hal değildir. Medeniyet insanı belli bir aşamaya ulaştıran bir iç durum, ruhi ve insani bir haldir. Mesele insanın yaşamasına yardım eden araçları modernleştirmek değil, insanın kendini değiştirmesidir. Araçların değişmesiyle insanın bunlara uyum sağlamak ve ürünleri tüketmek için bir miktar değişeceğini inkar etmiyorum. Ama burada insanın kendisi değişmiyor. Tüketimle ilgili görüşleri değişiyor. Buna göre de modernleşmiş insan ile medenileşmiş insan çok farklıdır. Birincisinde, insan şekli seviyede ve yaşama araçlarının değişmesiyle modernleşmiş olur, ikincisinde ise görüşleri değiştiğinde medenileşmiş oluyor. Konfüçyüs’e “Toplumun kaderi senin eline verilirse onu düzeltmek ve iyileştirmek için ne yapardın?” diye sormuşlar. Konfüçyüs’ün verdiği cevap şu olmuştur: “İlk işim isim ve kavramları değiştirmek olacaktı. Çünkü toplum, isim ve kavramları yanlış tabir etmekle ve kullanmakla bozulur.” Bu yanlış kullanım ve tabir, çarpık ve bozuk düşüncelerin zihinlere yerleşmesine sebep olur. Max Müller şöyle der: ”Kelimelerin yanlış ve bozuk kullanılması önce edebiyatta, sonra da ahlakta hastalık doğurur; çünkü bozuk bir kelime ve yanlış bir deyim giderek yaşamın bir parçası halini alır”
 
Aydınların görevi kelimelere asıl anlamlarını ve muhtevalarını yüklemektir. Medeniyet ve modernizm de bunlardandır. Bazen de tahsilli ile aydın kelimelerinin aynı anlamda kullanıldığı görülür. Oysa her tahsilli aydın fikirli değildir. Birçok aydın fikirli insan vardır, bunlar yüksek tahsil yapmamıştır. Günün moda akımlarına uygun hareket eden her modernist kişi de medeni değildir. Görülüyor ki yanlış anlamlar toplumun bozulmasına yol açıyor, çünkü toplumu meydana getiren düşünceler ve davranışlarıdır. Toplumda doktor, edebiyatçı, sanatçı, ve hüner sahibi kimseler var. Ama ancak aydın düşünce sahibi düşünürler kendi özel mesajlarıyla yeni bir kültür inşa ediyorlar, yeni bir toplum ortaya çıkarıyorlar ve medeniyetler kuruyorlar. Bence Hıristiyan kültürünü Sn. Ojen değil, ama Hz. İsa ve Sn.Paul meydana getirmiş; bunlar batı dünyasının düşünce hayatını değiştirdiler. Yine İslam kültürünü Hz. Muhammed (sav.), Ali ve Ebu Zer meydana  getirmiştir. Aydınların görevi toplumda gerçek ve taze bir iman doğurmaktır, çünkü medeniyet taze imanların ürünüdür. Bu taze iman yeni temeller üzerinde birçok sanat dalının yükselip beslenmesine yardım eder.

Şüphesiz Batı medeniyetinin temeli, Einstein ve diğer icat sahiplerinin ürünü değildir. Batılılar bu medeniyeti, yeni düşünme tarzını öğretenlere borçludurlar. Ortaçağ’ın temeline ilk darbeyi François Bacon indirdi. Bugüne kadar, yeni bir iman olmadan hiçbir toplumda büyük bir medeniyetin meydana geldiği görülmemiştir. Bundan dolayıdır ki, medeniyetler, yeteneklerin rahatça ve özgürce gelişmesine elverişli olan ortamlardan ibarettir. Böyle bir ortam mevcut olunca sanatlar ve buluşlar meydana gelir, ortam elverişli olmayınca her türlü gelişme suni olup er geç dökülmeye ve yok olmaya mahkumdur.

(Alıntı)
Logged

Yaşayanların Ruhuna El-Fatiha
Sayfa: [1]
« önceki sonraki »
    Gitmek istediğiniz yer: