En Ideal Forum Adresiniz!
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Aktivasyon mailiniz gelmediyse buraya tıklayın.
Mayıs 24, 2012, 17:12:45
1725389 Mesaj 29054 Konu Gönderen: 27062 Üye
Son üye: lillCaptida
En Ideal Forum Adresiniz!  | 
Idealsohbet.com Forum
 |  Günlükler  |  A$kin Canı SıkıLdı `SEni Andı`. . .
0 Üye ve 3 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: 1 [2]
Gönderen Konu: A$kin Canı SıkıLdı `SEni Andı`. . .  (Okunma Sayısı 3127 defa)
BoNCuK
IdealManyak
*****

Teşekkür Sayısı 12
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 919



« Yanıtla #15 : Nisan 24, 2011, 04:25:59 »


Sevgi… Sevgi Kelimesi içinde sevgiden daha çok şeyi barındırır hem kelime anlamı olarak hem de hissedilmesi yaşanması gerekilen en güzel duygulardan birisi olarak. Bence Sevginin içindeki birçok şeyden ama en çok rastlanan duygulardan bazıları şunlardır. Bu duyguların hepsini göze alarak kendinizi sevgiye tamamen teslim etmektir sevgi zamanla oluşan bir duygudur parçalara ayrılmıştır. Ve yaşadıkça bu parçaları kendiniz keşfedersiniz zamanla bunlar önünüze tek tek çıkar ve en kötüsü de sevgiden sonra nefretin doğmasıdır. Bu duyguyu kimse yaşamak ve yaşatmak istemez. Ama ne yazık ki çok yaşayanlar ve yaşatanlar var, bana göre sevgi; hoşlanmaktan ve paylaşmaktan başlayarak alışkanlık haline gelir zamanın nasıl geçtiğini bilmezsiniz o zaman içerisinde o kadar çok şey paylaşırsınız ki kendinize bile şaşarsınız ben bunları nasıl yaşadım diye işte sevginin büyüleyici yönü de buradadır. Kendinizi birden içinde bulursunuz heyecana kapılırsınız ama hoşunuza gider çünkü hoşlanma aşaması geri de kalmış ve alışkanlık aşamasına gelmişsinizdir geri adım atması zordur sigara gibi bağımlılık yapar en basit örnek olarak ele alabiliriz. Neden mi alışkanlık sevginin temelini oluşturur aslında ve alışkanlık dönemin de yaşananlar sevgiye ulaşabilmek için bir çabadır. Tek taraflı da olabilir çift taraflı da çift taraflı olması temelin daha sağlam olmasıdır. Gününüz mutlu da bitebilir bir hüzünle de ama bu alışkanlığı kolay kolay üzerinizden atamayacağınızı bilirsiniz. Çünkü ertesi gün onu umutla beklersiniz bugün beni nasıl bir gün bekliyor neler bekliyor her şeyden habersiz bir şekil de yüzünüz de gülücüklerle beklersiniz. Hayat her zaman sürprizlerle doludur neyin nerede karşınıza çıkacağını bilemezsiniz. Ve o an geldiğinde bir anda büyünün içine kapılırsınız soğuyabilirsiniz de tabi ki sonuçta alışkanlık ve sevginin başlangıcı burada atılan adımlar mantıklı düşününce daha doğrusu mantığı ön plana çıkarırsak gelecek için çok etkilidir. Duygu yönünden gidildiğin de ise sizin geleceğiniz emin ellerde de olabilir zan altında da kalabilir. Bunu ya siz belirlersiniz yada karşıya bırakırsınız burada mantık sizin duygu ise karşı tarafın kararına ayak uydurmanızdır. Kendiniz için sevgi başlamış durumdadır artık sevgiye adım attık peki ben seviyor muyum acaba dediğiniz de kafanız da sorular oluşacaktır. Acaba oda seviyor mu? Duygularımı belli etsem mi diye düşünceler oluşur kafanız da hemen teslim olmak istemezsiniz ama içiniz de  büyüyen bir sevgi var ise bunu dışarı vurmanız için beklemek sizin aleyhinize kötü olacaktır. Her şeyden biraz vererek ilerlemek en doğrusudur tabi almak da ama her şeyin karşılığını beklemek de anlamlı olmaz. Partnerinize kendinizce yeterli bir zaman vermelisiniz kendi istediği zamanı değil. Çünkü alışkanlık dönemin de onun kişiliğini karakterini duygularını çözebilecek aşamaya gelmiş olmalısınız. Ve bu  konu da ısrarcı olmalısınız temelinizi sağlam atmak için üzerine gitmeniz en güzelidir. Yalanlar ile kurulu bir dünyada yaşamayı kim ister ki? Her zaman dengeli vermek en güzel yaklaşımdır. Eğer siz çok verip az alıyorsanız bu durumdan korkun çünkü sevgi de artçı şoklar başlamak üzeredir. Ve bu durum da üzerine gitmeniz her şeyi kaybettirebilir. Genel de çiftler birbirlerinin üzerine çok giderler aşırı kıskançlık bunun başlıca nedenlerinden biri diyebiliriz. Sevdiğinizi kıskanın tabi ki ama bu kıskançlık onu cesaretlendirmemeli çünkü sizi partnerinize daha çok bağlar. Eşitlikler dengesizliğe uğrar alışkanlık dönemin de güven kazandığımızı zannederiz hepimiz. Ama bir kıskançlık yaşandığın da güvensizlik hemen ön plana fırlar ve çok can yakar. Sevginin içinde en çok karşımıza çıkan da öfkedir. Öfkeliyken konuşmak o kadar çok zevk verir ki duygu mantık hiç bir şey kalmaz sevdiğiniz kişi bir anda düşmanınız olur. Ve dersiniz ben haklıyım karşı tarafın hiçbir doğrusunu kabullenmezsiniz. Kıskançlık konularından bir örnek ele alarak üzerine gitmeye devam edersiniz ezmek istersiniz. Ama sakinleştiğiniz de bir bakarsınız arkanıza gelecek için yapılmış planlar bir öfkeyle bitivermiş. Tereddütler delice düşünceler kafanızı yemeye başlar. Ama yine de kopmak istemezsiniz hayaller rüyalar umutlar hepsi birlikte bir anda bitmesin istersiniz. Hem seversiniz hem de düşüncelerinizi yavaş bir şekil de aktarmak istersiniz. İçinize bir şeytan girdi burada o kadar iyi bir mantık kullanmak gerekir ki partneriniz bundan hiç bir şey anlamamalıdır. Şeytan dürtsün sizi ama siz sakın ona kulak vermeyin adı üzerinde şeytan ne zaman güzel bir düşünce ile içimize girmiştir ki? Kötülük ile beslenir ve kötülük yaptırmak için zaafınızı kullanır. Akıl da kalan soru işaretlerini partnerinizi şüphelendirmeden doğruyu ve yanlışı  kendiniz ayırt etmek zorunda kalırsınız. Aklınız da soru işareti kalmadı diyerekten yola çıkalım sevgiyi yada sevmeyi o kadar basit duygu sananlarda vardır aramızda belki hiç inanmayanlarımız bile vardır. Ama dünyamız sevgi üzerine kurulmuştur paylaşımlar sevdikçe güzeldir. Sevmeden kim bir şey paylaşmak ister ki? Hiç kimse… Ama sevgiyi birçok duyguyla dile getirirler. Sevginin o yanını görmüşlerdir daha çok kimisi ihanet kimisi özlem kimisi nefret kimisi aşk kimisi hoşlanmak kimisi alışkanlık kimileri de Ömür olarak adlandırır. Bir kalp kaç kişiyi sevebilir ki? Kalbimiz sevgi konusunda,  o kadar hassasdır ki en ufak sözle kırılabilir ve çok mutlu olabilir. Sevginin gidişi bunu çok etkiler bir bakmışsınız yüzünüzü bir tebessüm sarmış gitmek bilmiyor saçma gelebilir bu tebessüm ama o kalbinizin hissettiğidir. Mimiklerinizi artık kalbiniz kontrol eder. Ve bir de göz yaşı vardır kalp o kadar acı ile kıvranır ki beden artık kalbi taşıyamaz ve göz yaşlarınıza hakim olamazsınız. İkisinin de tarifi imkansızdır sadece yaşamak gerekir. Ve sevgiyi yaşamak o kadar çok cesaret ister ki. Ya kendinizi bir ateşe atarsınız yada bir bulutun üzerinde bulursunuz. Kuşlar gibi uçarsınız ayağınız yerden kesilir farkına bile varmazsınız. O kadar güzeldir ki sanki cennette gibi olursunuz. O büyüye kapılıp gidersiniz artık gözler hiç bir şey görmez. Doğru yanlış nedir ayırt etmek o kadar çok zor olur ki sizi düşündüren tek şey o an ki mutluluğunuzdur hiç bitmesin istersiniz. Yatağa girdiğiniz de yarını beklemekten ve mutluluktan uyuyamazsınız. Yaşadıklarınızı düşünürsünüz ve içiniz de bir kıpırtı oluşur işte sevgi içiniz de büyümeye başlamıştır. Hatta belki de bedene sığmıyor olabilir bu kıpırtı bunun için vardır. Sevgiyi buldunuz birde seviliyorsanız işte o zaman o yüzünüz de gülücük hiçbir zaman eksik olmaz. Deli olduğunuzu yada delirdiğinizi düşünürsünüz oysaki yaşadığınız en ufak an aklınıza geldiğiniz de sizin yüzünüzü güldürmeye yeterli bir sebeptir. Delilik değildir yani J her şey gerçek ve yaşanmış anlardır. Durduk yere gülersiniz tabi bu olay sadece sevgide olan bir şey değildir. Çoğu zaman aklınıza komik bir olay gelir buna da gülersiniz. Ama sevgiyi yaşayınca bu olayla çok sık karşılaşırsınız çünkü yaşanmış o kadar şey olacaktır ki. Kötü ve iyi bunlar zaman içerisinde belirlenir ama genel de iyi yönü daha çoktur. Zaten kötü yönlerini kim hatırlamak ister ki ihaneti barındırmayan bir sevgiyse. Sevginin içinde bulunan bir parçası da ihanettir. Ama sevginin son parçasıdır ve sevgiyi bitiren tek şeydir. Hatta parçalara bölünmesini sağlayan bir duygu diyebiliriz veya bir hata. Ama sevgi kendi içinde o kadar saf ve güzeldir ki. Bunu keşfetmek için çok sevmeye akıllı olmaya gerek yoktur. Bazen küçücük bir an için ömür bile verilebiliniyor. Sevgi genel de vaatler ile başlar alışkanlık döneminde umutlar havalarda uçuşur. İleriye dönük düşünceler kafanız da oluşur ama anı yaşamak her zaman en güzelidir. Geleceği düşünmek güzeldir evet ama yarım kalabilme ihtimalini de düşünürsek geriye sizden hiçbir eser kalmaz. Umutlar yıkılmış hayaller bitmiş olur. İki kişi ile kurulan hayaller tek başına devam edemez içiniz de yaşatmak istersiniz ve bunun için her şeyi de göze alabilirsiniz. Dediğimiz gibi sevgi zaten her şeyi göze almak değil midir ki? Kimi zaman fedakarlık yapmak zorunda kalırız sevgimizden kendimizden her şeyimizden bir fedakarlık yapabiliriz seviyorsak eğer. En acısı da fedakarlıklardan sanırım sevgilinizin mutlu olması için çekip gitmektir. Zaten sevmek her zaman birlikte olmak değildir. Çekip gitmek de bir sevginin örneğidir. Uzaktan da seven birçok kişi vardır eminim. İçinde bir yerlerde bir sevgi her insanın vardır. O çocuk yönünü bulmak o kadar kolaydır ki seven insanın bir iki söz ile can evinden vurabilirsiniz bütün duygularını dillendirebilirsiniz. Birde bu kişi arkadaşınız ise zaten kendini durduramaz su gibi akar gider… o büyüyü size anlatır siz de bu büyüden etkilenirsiniz ve bu paylaşmaktır sevgiyi her kez farklı duygular da dile getirebilir çünkü anlatmakla bitecek bir şey değildir. Bir ömür yetmezken sevgiye, kim anlatarak bitirebilir ki? Evet aslın da düşününce bitirebilen olabilir yukarda bahsettiğimiz gibi inanmayan ya da sevginin hep kötü yanını tanımış olanlar bitirebilir gerçek bir sevgi ile yüz yüze gelmemiş kişiler bunu yapabilir. Ama bu sevgi budur işte bu demek anlamına gelmez. Çünkü kimsenin ne yaşadığını bilemezsiniz sadece yaşadığınız olaylar benzerdir ve ona hak verirsiniz. Dedik ya sevgi işte çok yönlüdür acısıyla tatlısıyla ama önemli olan bunu yaşamak değil midir? Sevgiden kim mahrum kalmak ister, bir ömür sevgisiz kim yaşayabilir ki? Sevgi her zaman istenildiği gibi yaşanmıyor saf ve temizliğini günümüz de kaybetmiş gibi bir durumda ya da kötü niyetlerle bozulmuş durum da. Ve sevgiyi bitiren de biz insanlarız, değerini çok geç anlamamız özellikle de bir insanın değerini kaybettikten sonra anlamayı çok iyi biliyoruz. Ama beraberken yok gibi bile davrandığımız zamanlar oluyor. Halbuki onu kaybetmekten korkuyoruz ama buna rağmen kaybediyoruz ne kadar acı bir durum istemeden kırmak ve kaybetmek. Sessiz sevdaların bitiremediği, sözcüklerin ifade edemediği, bahar aylarının varlığını kıskandığı... Sen... Sen içimin ince büyük derin sızısı..! Seni Seviyorum... "Seni seviyorum" derken eriyorum, her eriyişimde bir kez daha "seni
seviyorum" diyorum.


Hepsi bu; "Seni seviyorum"...

SEVGİNE İHTİYACIM VAR, bana yaklaşan durağanlaşmış beyninde ki
düşüncelerin nokta bitişlerine. Uzaklarda olduğumu düşlediğinde, senden
bir nebze uzaklaşmadan, senli dünlerde ayakta kalma çabalarıma inanmana,
parmak uçlarımda ki hislerimden, acılarına sebebiyet verenlere olan
nefretimin büyümesine olan engelleme çabalarına sahip çıkamayan beynimin,
aslında kendine verdiği sızılardan vazgeçme gayretleriyle cebelleşip
duruyorken, bakışlarındaki ışığa ihtiyacım var. Benliğimde bastırdığım
sana olan vazgeçilmez hislerimi beyninde açığa çıkarma duygularımın,
yüreğimdeki fırtınanın dinmediğini, cümlelerimin arasına sıkıştırılmış
göğsümün o ince sızısından, göğsünün sol yarısına akan hislerimi anlamana
ihtiyacım var. "Seni sevdiğimi daha önce söylemiş miydim?" cümlesinin
dudaklarından çıkarken "hayır" diye anlamsız bir cümle kurup sesindeki
sevgiyi defalarca duymak isteyen "ben" in sana ihtiyacı var. Yanan
kalemime dokunmadan sevdalı kalemimin ucundan dökülen yazıların sana ait
olduğunu bilmene ihtiyacım var. "Sen"i kaybetmekten her adımda korkan
benim sevdanı bilmeye ihtiyacı var...

Ağla! Ben de ağlarım, göz yaşlarım özlemine az kalır, buralarda nem var!
Nem varsa sende kalır daha çağırırken beni anı bile kalmaya tenezzül
etmeyen o dağ dorukları... Sömürgem yaslar durur sesime kırgın
ayrılıkları... Ağla sömürgem... Belki dönemem; oralarda usul usul
talazlanan nehirlerde yaz kalır, kış yanar, düş üşür yüreğimde... Ağlarım
göz yaşlarım yine beyaz kalır.Bir tür gurur bu... Bir gün nasılsa ve hiç olmadık bir anda alınıp
kopartılmadan, kendi ellerimizle onu yok etmek bizim gibilerin mutluluğuna
tahammül edemeyen bu hayata bu hayatın zorba kurallarına bir tür baş
kaldırış...Yağmur yağacak az sonra, hep ağlamaklı olurum yağmur yağdığında. Yüreğim
üşür, gözlerim üşür, içimdeki kuşlar uçar gider...

Sevgiye doğadan bir örnek verelim ateş ile suyun sevgisi mükemmel bir hikaye…

 

Ateş bir gün suyu görmüş yüce dağların ardında sevdalanmış onun deli dalgalarına. Hırçın hırçın kayalara vuruşuna, yüreğindeki duruluğa Demiş ki suya: Gel sevdalım ol, Hayatıma anlam veren mucizem ol... Su dayanamamış ateşin gözlerindeki sıcaklığa al demiş; Yüreğim sana armağan... Sarılmış ateşle su birbirlerine sıkıca, kopmamacasına... Zamanla su, buhar olmaya, ateş, kül olmaya başlamış. Ya kendisi yok olacakmış, ya aşkı... Baştan alınlarına yazılmış olan kaderi de yüreğindeki kederi de alıp gitmiş uzak diyarlara su... Ateş kızmış, ateş yakmış ormanları... Aramış suyu diyarlar boyu, günler boyu, geceler boyu Bir gün gelmiş, suya varmış yolu Bakmış o duru gözlerine suyun, biraz kırgın, biraz hırçın. Ve o an anlamış; aşkın bazen gitmek olduğunu. Ama gitmenin yitirmek olmadığını.... Ateş durmuş, susmuş, sönmüş aşkıyla. İşte o zamandan beridir ki: Ateş sudan, su ateş den kaçar olmuş...

Peki bunu neden örnek verdim sevginin bazen gitmek olduğunu doğanın bir parçası olan ateş ve su bile anlamış ise insanlık alemi neden böyle güzel bir duyguyu yok etmek için çaba gösterir yada anlamamak için bir çok neden üretir?  Birde Doğamızdan örnek verelim sevgiye kelebek ile papatyanın sevgisi…

 

Günlerden bir gün, evrenin bir noktasında, küçük bir tırtıl gözlerini

hayata açmış. Doğal içgüdüleri ile hemen beslenmeye başlamış.

Ne bulursa yemiş. Bir süre sonra, yeterince büyüdüğünde,

kendine güvenli bir yer bulup, bir koza örmeye başlamış.

Bu kozanın içinde geçirdiği uzunca bir sürenin sonunda da,

rengarenk kanatlı bir kelebek olup çıkmış.

minik kelebek, uçabiliyor olmanın da verdiği mutlulukla uçmaya

başlamış. Dağlar tepeler aşmış, ormanın her yerini dolaşmış.

Derken bir vadiye gelmiş. Rengarenk çiçeklerin bulunduğu bir vadiye.

Etrafına şaşkın şaşkın bakarken, vadinin öbür ucunda bir papatya

görmüş. Bir anda afallamış. Ne düşüneceğini, ne yapacağını

bilememiş. içinden "Ne muhteşem bir çiçek" diye geçirmiş.

Ve vakit kaybetmeden yüzlerce renkli, hoş kokulu çiçeğin

üzerinden geçip doğruca onun yanında almış soluğu.

"Merhaba" demiş papatyaya, "sizi uzaktan gördüm ve yanınıza

gelmek istedim.". Nazlı papatya şöyle bir bakmış konuğuna ve

"Merhaba" demiş, "ben de yalnızlıktan sıkılmıştım zaten."

Ve konuşmaya başlamışlar. Kelebek ona hayat hikayesini,

nerede dünyaya geldiğini, geçtiği ormanı, tepeleri anlatmış.

Papatya da ona kendinden bahsetmiş. Birbirlerinden gerçekten

hoşlanmışlar. Kelebek bütün zamanını papatyayla geçirmiş.

Gece olunca beraber yıldızları ve ateş böceklerinin danslarını

seyretmişler. Gündüz olunca kelebek, kanatlarıyla papatyayı

güneşin yakıcı ışınlarından korumuş. Minik kelebek papatyayı çok

sevmiş. O kadar çok sevmiş ki, bir türlü onun yanından ayrılamamış.

Papatyanın da onu sevip sevmediğini merak ediyormuş. Ama cesaret

edip de bunu papatyaya söyleyememiş bir türlü. Onu kırmaktan,

incitmekten, bu yüzden kaybetmekten korkmuş. Papatya da

kelebeği çok sevmiş ama o da bir türlü söyleyememiş sevgisini.

Duygularının karşılığının olmayacağından, bu yüzden kelebeği

kaybedeceğinden korkmuş. Böylece iki sevgili yan yana

ama sevgilerini paylaşmadan sürekli sohbet etmişler.

Böylece saatler saatleri kovalamış. Günler geçip de, kelebek

artık zamanı kalmadığını, gücünün tükendiğini anlayınca, papatyaya

dönmüş ve; "Üzgünüm ama senden ayrılmam gerekecek" demiş.

Papatya buna bir anlam verememiş. "Neden" demiş. "Yoksa

benim yanımda mutsuz musun?". "Hayır" demiş kelebek. "Bilakis,

sen benim hayatıma anlam kattın. Fakat biz kelebeklerin ömrü

sadece üç gündür. Ve ben de ömrümü tamamladım. Artık

kelebeklerin hiç ölmediği bir yere gitmeliyim."

Papatya bu duruma çok üzülmüş ama yapacak bir şey yokmuş zaten.

Kelebek artık hiç gücünün kalmadığını, daha fazla tutunamayacağını

fark ettiğinde, son bir gayretle papatyaya "Sevi seviyorum"

diyebilmiş ancak. Papatya donakalmış. Sadece "Bende..."

diyebilmiş kelebeğin arkasından. Ardından da gözyaşlarına boğulmuş.

İçinden "Keşke onun da beni sevdiğini bilseydim.

Keşke onu sevdiğimi söyleyebilseydim." diye geçirmiş.

Papatya, sevdiğinin onu sevdiğini bilmeden geçirdiği günlerin

acısına dayanamamış. Bir süre sonra yaprakları önce solmuş,

sonra da dökülmeye başlamış.

Her düşen yaprakta papatya, "seviyormuş" diye geçirmiş içinden.

 

 

 

İşte o günden beri, bunu bilen aşıklar,

sevgililerine soramadıklarını hep papatyalara sormuş:

"Seviyor mu, sevmiyor mu?

 

Sevgiyi Örneklerle Bitirmek imkansızdır. Her insanın yaşadığı hissettiği bir sevgi mutlaka vardır. İnsanlardan  örnek vermeye gerek yoktur vermemiz gerekirse de eğer Leyla ile mecnun kerem ile aslı Ferhat ile şirin bunlar sevginin baş yapıtlarıdır ve bilinen en büyük aşklardır. Hiç yoksa bile sevgi adına yorum yapamayacak insan yoktur. Çoklu bir paylaşımdır ve paylaştıkça büyür kelimeler  bile yetmez anlatmaya, işte o an kalp sevgiyle dolmuştur kalp sessizliğini bozar ve gözler kalbin sesine kulak verir. Seni Seviyorum demek duymak ne kadar güzeldir. Birde bunu gözlerden hiç hissetiniz mi, hiç birine gözlerinizle seni seviyorum dediniz mi? Yada bu sözü gözlerden hiç okudunumuz mu gözlerinizle… Gözler kalbin aynasıdır yalan nedir bilmez onlar. Gerçekten yalandan tek uzak olan bir şey vardır oda gözlerdir. Gözleri kandırmak imkansızdır gerçekleri birebir yansıtırlar o kadar masumdur ki gözler yalan söylemeyi asla beceremezler. Sevildiğinizi sevdiğinizi anlatmak için gözler tek şahittir ve inanılacak en yakın dosttur. Dünyaya açılan en önemli organımız da o değil mi zaten. Sadece görmek için değildir gözler kulağın duymadığı bir çok şeyi gözler duyar kalbin hissedemediği her şeyi hissedebilir. Birine beni seviyor musun diye sormak mantıklı mıdır sizce? Sizin kafanız da zaten bir cevap vardır. Karşı taraf nederse sizin aklınızda olan cevap geçerli olacaktır, Ama sormak yerine gözler ile buluşmak en doğrusu değil midir. Sevgiden  çektiği kadar bir kalp başka nelerden acı çekebilir yada mutlu olabilir. Kalbimizin besini sevgi değil midir, aç kaldığın da bizler nasıl halsiz olursak kalbimiz de sevgisiz zarar görür. Sevmek Çok Sevmek daha çok sevmek ve bu sevginin partnerinize verdiği korku sevmekten yada sevilmekten neden korkulur ki? Korkunun olduğu yerde aşk yoktur. Cesarettir sevmek. Düzenlere, oyunlara, kötülüklere meydan okumaktır. Sevmek; uzaklaşmaktır yalandan, bencilliği hiçe saymaktır. Bir başka açıdan da inanmaktır sevmek. Gerçekten inanmaktır, tümden inanmaktır. İnsan sevince; sevdiğine bütün varlığı ile teslim olmamışsa, yeteri derecede sevmemiş demektir. Ve ona kayıtsız şartsız inanmıyorsa, sevgiden bahsetmeye bile hakkı yoktur. Kıskançlık; inancımızın bütünlüğü ölçüsünde besler aşkı. Şüpheyse öldürür. Şüphenin olduğu yerde inancın yeri olmaz. Sevgiden bahsedilemez orada. Kıskançlıksa; kutsal bir duadır, dudağında sevenlerin.Sevmek; var olmaktır bir bakıma, derinden bakılınca yokluğa benzer. Sevmek bütünlenmektir. Çok seven eksildiğini zanneder, oysa artmaktır sevmek, çoğalmaktır. Çevrenin gözlerimizden silinmesi, önce bir eksilme hissi verir insana. Fakat o her şeyimizi varlığı ile doldurdukça arttığımızı anlarız. O bir tek kazanç, bütün kayıplarımıza bedeldir.Bir an gelir; her şeyi onunla değerlendirmeye başlarız. O bugün mutluysa yaşamak güzeldir. Kabımıza sığmayız. Şarkılar söylemek gelir içimizden. O kederliyse, gözlerimizde herşey kederlidir artık. Bütün güzellikler bir bir yitirirler anlamlarını. O anlarda ölümü düşünür de, yine ölemeyiz kurtulamamak için.Yanmaktır, tutuşmaktır sevmek ve yaşadıkça hiç sönmemektir. Dinle, sana sevmenin ne olmadığını söyleyeceğim önce. Ne olduğunu sonra anlayacaksın.Dinle, sevmek alışveriş değildir. Geometri değildir, aritmetik değildir. En değerli şeydir belki, ama karşılığında hiçbir şey alınmaz. Karşılıksız bir çeke atılmış kuru bir imza değildir sevmek. İskambil kağıdı değildir, zar değildir, bir dilim değildir, hesap pusulası değildir sevmek.Sevginin bedeli yine sevgiyle ödenir, altınla değil. Sevilmekse; sevmenin mükafatıdır ancak, karşılığı değil. Bir sevgiye eş bir başka sevgi olamaz. Çünkü her sevgi birbirinden büyüktür. Sevgi tartılamaz, sevgi ölçülemez. Sevgi; gram değildir, mesafe değildir. Derinlik sanırsınız, yüksekliktir o. Sevgi; dudak değildir, göz değildir, saç değildir. Sandalye değildir sevgi, yatak değildir, çarşaf değildir. İçki değildir, içemezsiniz fakat her şeyden güzeldir sarhoşluğu. Geçip karşısına seyredemezsiniz, manzara değildir, tablo değildir, heykel değildir. Okuyamazsınız kitap değildir. Bilmece değildir, çözemezsiniz. İsteseniz de içinizden atamazsınız. Kan değildir, kesip damarınızı akıtamazsınız. Siz ağladıkça o güçlenir içinizde. Akmaz, gözyaşı değildir. Kuş değildir uçmaz, çiçek değildir koklanmaz. Bitmez çile değildir. Ne desen o değildir sevmek. Kıyısı olmayan bir deniz, sonu olmayan bir yol, çıkılması zor yokuş gibidir sevgi. Vadinin sığ köşelerinde beyaz bir zambağa tılsımlı bir rüzgarın söylediğini andırır, sevgiye dair söylenenler. Bir bakışın duruluğuna demir atmış mavi bir düştür sevgili, bir deniz kızı, bir çoban yıldızı.Hiçsi bir yaklaşımın duruluğunda yakalarım ben sevgiyi. Her şeye boş verdiğim an dikilir bronz heykel timsali karşıma. Yıkıldığımda bir sokağın insafına koltuk değneğim olur. Küstüğümde dünyanın acımasızlığına, hani biraz kadere bahane aradığımda tutuşturur elime umut dolu bir mektup. Ne zaman düşlerimi kirleten bir tren geçse yüreğimin raylarından yağmur olur arındırır iliklerime kadar bütün ruhumu. Aynanın suratı ne zaman asık olsa bir tebessümle eritir sevgi içimdeki aysbergleri. O zaman anlarım yaşamanın tadını, o zaman varırım cebimde parasız sahil de tur atmanın ince zevkine. O zaman sezebilirim boyacı çocuğun bir çift ayakkabı boyadığın da parlayan gözlerindeki sevinci
Her şeye rağmen zordur sevmek. Yüreği olmayanlar, içinde dalga kıranları taşımayanlar sevemezler. İnişinden önce yokuşları vardır sevginin. Bağlılık ister gönülden, biraz cesaret ve en önemlisi vefa ister. Bir savaş meydanında geri çekilmeden yılmadan devamlı mücadele etmeye benzer. Geri bir adım atmak sevginin intiharı olur.Her gül, her çiçek gibi her aşk da gölgesinde büyür sevginin. Sevginin soluğu, anlık bir nefesi, aşkın alev almasına sebep olacak bir kıvılcım gibidir. Bu yüzden bir kadının kalbinde sevgi aramak kadar boş bir çaba yoktur. Suya resim yapar gibi bir şeydir, rast gele bir ebrunun oynaklığı edasında. Sizin sevginiz olmasa hiçtir sevgili. O gözleri sürmeli, kaşları kalem sunalar, Mecnun'u mecnun eden Leylalar, Kerem'i yakan Aslılar, dağları devirten Şirinler yoktur.İçimizin mahzenlerinde sakladığımız sevgiyi eyleme dönüştürmemek, onu evrenselleştirmemek mahkeme kayıtlarına geçmese de suçtur. İçimizdeki sevgiyi gün yüzüne çıkarmalıyız bir gün pişmanlık mahkemesinde yargılanmamak için  Sevmek kelimelerle nesnelerle tarifi edilemez bir duygudur ve bir o kadar da mükemmeldir sevgi üzerine bile yazılmış binlerce şarkı ve eserler vardır peki sevgi yok ise bu kadar kişi bu duyguyu nasıl bu kadar çok anlatmışlardır? Çoğu zaman kendi içimizden gelen şeyleri söylemeyiz kelime bulamayız anlatmaya yada çekiniriz ilk gün aşıkları gibi hemen bir şarkı da ilham ararız hatta bir şarkı belirleriz bu şarkı bizim olsun dinledikçe birbirimize daha çok bağlanalım dersiniz. Ya da ayrılık olursa o şarkıyla aşkınızı yaşatırsınız seneler geçse de o şarkı sizin içinizde bir yer edinmiştir. Sevgi her zaman karşınıza çıkabilir hiç beklenmedik bir yerde aklınız da olmadan birden bire girebilir hayatınıza sizi o kadar büyüler ki bu büyüden uzun zaman kurtulamazsın. İsteseniz de istemeseniz de çünkü yaşanmış bir gerçektir. İnsan taşıdığı ve yaşadığı duygularla değer kazanmaktadır Sevmek duygusu da insana verilmiş en güzel ve anlamlı duygulardan bir tanesidir Sevgi, sadece insana mahsus bir duygudur Bu duyguyu, en mükemmel şekliyle yaşayabilen sadece insandır İnsana sevmek yakışıyor İnsan, sevince ve sevilince insandır İnsan, her şeye karşı taşıdığı sevgisiyle âlemin her tarafıyla alâkadardır Sevgisi ne kadar büyükse, insan o kadar büyüktür İnsan, sevgisiyle anlam kazanıyor İnsanı insan yapan değerlerdendir sevgi Sevgi kapasitesi yoğun insanlardan oluşan bir toplum, hayatın yaşamaya değdiği, insan olmanın lezzet verdiği, insanlar arası ilişkilerin kaliteli olarak icra edildiği bir dünyanın kapılarını açacaktır Sevgiyi taşımak ve yaşayabilmek her insanın harcı değildir Bu sanatı herkes güzel icrâ edemiyor Sevmek gerçekten sanattır Dünyanın yaşanabilirliği, sevginin insanlardaki oranıyla alakalıdır Nitekim sevgisizler yüzünden her geçen gün dünya neşesini, sevincini, heyecanını kaybetmektedir Sevgisizler dünyaya daha çok hükmettiğinde, dünya ömrünü tamamlamış olacaktır Onun için dünyadaki insanları, sevenler ve sevmeyenler diye ikiye ayırmak mümkündür Ama tabiî neyi seviyor insan, neden seviyor, bu sevgi ona ne kazandırıyor asıl belirleyici olan da bu noktadır İnsana bu duyguyu Veren, onun kullanım sınırlarını da belirlemiştir Onun için meşrû sevmekler yani sınırlarını Yaratıcının belirlediği sevmekler, Sevgi, taşıyanı sevimli kılar İnsan, taşıdığı duygularla anlam kazandığı için, güzel duygular taşıyan insan haliyle güzelleşeceklerdir Sevgi, taşıyanda etkisini gösterir İnsan, bedeni içinde taşıdığı duygular ile değerlendirilir İnsanı bir duygu kabı olarak düşünürsek, bu kabın içinde olanlar dışa da yansıyor Bu kapta sevgi taşıyan seviliyor İnsan bedenine iskân edilen ruh, ancak sevgi ile nefes alıyor Sevgi, ruhun gıdasıdır Bütün varlık sevildikçe anlamlıdır İnsan böyle bir sevgi gıdasından haz duyar Bedende yaşayan ruh, sevgiyle beslenirse güzelleşir Sevgi, ruhun da genişlemesine vesiledir Her şeyin sevilecek tarafına yönelen ruh, sevginin her şeyi kapsadığını görecektir Ruh sevgili ise, ruhun istimal ettiği organlar da sevgili olacaklardır
Böylece göz, sevgi gözlüğüyle hayata bakacaktır Görülen, varlıklardaki güzellikleri görecektir ve gösterecektir Sevgi kulağı, işitme organına dokunan bütün seslerin sevgi melodisini hissedecek ve terennümünü böylece idrak edecektir Sevginin hakim olduğu vicdan, kendisine dokunan bütün olaylardan sevgiyi öz olarak çıkaracaktır İçinde sevgi taşımayan bütün davranışlar, hem taşıyanı, hem de taşınanı rahatsız edecektir Sevgisiz vermek, almak, ilgilenmek, gitmek, gelmek, düşünmek, hissetmek, dokunmak, hasılı onsuz ne kadar fiil varsa, ruhsuz olacaktır Zaten davranışın, sözün etkisi, davranışın kendisi kadar, içinde taşıdığı sevgidedir Sevgi, davranışa nitelik kazandırmaktadır İnsan sevgisi kadardır İnsan sevgisi kadardır İnsan, önce kendisini sever ve sevmeli Sonra akrabalarını, çevresini, köyünü, kasabasını, şehrini, ülkesini sever ve sevmeli Sonra sonra daire genişler gider Gittiği ülkeleri, hayal ettiklerini, bütün yeryüzünü, semavatı, öte alemleri sever ve sevmeli Böylece âlemde ne varsa, insan onlara sevgi besler İnsanlar, yardımlaşma ile yaşar,
İnsanlar, dostluk ile yaşar,
İnsanlar, sevgi ile yaşar,
İnsanlar, insan sevgisi ile yaşar
İnsanlar, yardım yaparsa yardım alır,
İnsanlar, dostluk yaparsa dost olur,
İnsanlar, sevgi beslerse sevgi görür,
İnsanlar, insan sevgisi ile yaşar

 

Hintli bir adam suda bata çıka ilerlemeye çalısan bir akrep görür Onu kurtarmaya karar verir ve parmağını uzatır ama akrep onu sokar Hintli tekrar akrebi sudan kurtarmaya çalışır ama akrep onu tekrar sokar Yakınlardaki başka birisi ona, onu sürekli sokmaya çalışan akrebi kurtarmaya çalışmaktan vazgeçmesini söyler
Ama Hintli adam söyle der:
Sokmak akrebin doğasında vardır
Benim doğamda ise sevmek var
Neden sokmak akrebin doğasında var diye kendi doğamda olan sevmekten vazgeçeyim Sevmekten vazgeçmeyin iyiliğinizden vazgeçmeyin
Etrafınızdaki akrepler sizi soksalar bile

Asla ama asla sevmekten ve sevginizden vazgeçmeyin…
Logged

Dαğınığıм ben
Ruhu .. Beynii.. Mekαnıı..
Heryeri dαğınık..Öyle biriyiм..
Öylesine yαşıyoruм..
Öylesine..
Öyle..
Dishy.KartaL
PsikopatIdealci
******

Teşekkür Sayısı 40
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 2884


Yokum


« Yanıtla #16 : Nisan 25, 2011, 01:57:10 »

yazıo gene bsylerr hadı bakalım ummahh   Kiss
Logged
BoNCuK
IdealManyak
*****

Teşekkür Sayısı 12
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 919



« Yanıtla #17 : Nisan 26, 2011, 04:00:56 »

Bekliyorum uLan,
Herkese , herşeye ve en çokta sana iNat Bekliyorum Seni..
En güzel Kıyafetlerimi giyip, en güzel kokuları sürüyorum her gece !
'' Ve ben hergün, dün gecenin Özetini geçiyorum bugünLerde ! ''
Yani, Aynı Sokak başında Senin balkona Çıkıp birkaç dakka bakındığını görmek için bekLiyorum saatlerce !
Uzaktanda Olsa Seni görebiLme ihtimali...
Bu biLe Mutlu Ediyor Beni...

Nasıl bir Senaryo Yarabbim bu,
tek bir bölümden ibaret ve ben yıLLardır Aynı Senaryoyu canlandırıyorum....
Bıkmadan, Usanmadan...
Ve ben her çekime İlk günki heycanLa geLiyorum,
Sanki Mutlu Son'la bitecekmiş gibi...

Ve gariptir ki İnsanlar Anlam veremiyor yaptıkLarıma !
Belkide herkes '' deli '' niyetiyle bakıyor bana...
Ben sadece içimden Sessizce güLüyorum ! Smiley
Onların biLmediği Çok şey var !
Herkes Seni Sevdiğimi Sanıyor...
Oysa ben '' Seni Sevmeyi Seviyordum ''
Logged

Dαğınığıм ben
Ruhu .. Beynii.. Mekαnıı..
Heryeri dαğınık..Öyle biriyiм..
Öylesine yαşıyoruм..
Öylesine..
Öyle..
BoNCuK
IdealManyak
*****

Teşekkür Sayısı 12
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 919



« Yanıtla #18 : Mayıs 09, 2011, 23:17:10 »

Bana cok güclüsün dediler...
Her zaman degilim dedim...
 
Bana kalbin tastan mi dediler.... her zaman degildir dedim
 
Birisi okyanus olsa söndüremezmis beni, Hangi su yigini söndürürmüs ki günesi Ama ona mum isigi kadar zayifim dedim
bir defa üflese, hemen sönerim dedim...
 
BU YÜZDEN ISTE SANA YAKLASMAKTAN KORKUYORUM... BU YÜZDEN ISTE SENI GÖRDÜGÜM YERDE...
Logged

Dαğınığıм ben
Ruhu .. Beynii.. Mekαnıı..
Heryeri dαğınık..Öyle biriyiм..
Öylesine yαşıyoruм..
Öylesine..
Öyle..
BoNCuK
IdealManyak
*****

Teşekkür Sayısı 12
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 919



« Yanıtla #19 : Haziran 20, 2011, 20:22:18 »

Sen kimsin abi ya ? msj larina cvp vermedim diye bu kadar igrenclesiyorsun : ) beni gören gördü sana ne oluyor Smiley
Logged

Dαğınığıм ben
Ruhu .. Beynii.. Mekαnıı..
Heryeri dαğınık..Öyle biriyiм..
Öylesine yαşıyoruм..
Öylesine..
Öyle..
Dishy.KartaL
PsikopatIdealci
******

Teşekkür Sayısı 40
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 2884


Yokum


« Yanıtla #20 : Haziran 20, 2011, 20:29:10 »

tmm yaa arkadaslar butun suc bu soruyu soran bendeee  bu yazdıgınız kotu seylerıde sılınn hadı ıyı forumlar  Cool
Logged
Dishy.KartaL
PsikopatIdealci
******

Teşekkür Sayısı 40
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 2884


Yokum


« Yanıtla #21 : Haziran 20, 2011, 20:31:36 »

ne oluoo yaaaaaaa
Logged
Sayfa: 1 [2]
« önceki sonraki »
    Gitmek istediğiniz yer: