En Ideal Forum Adresiniz!
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Aktivasyon mailiniz gelmediyse buraya tıklayın.
Mayıs 24, 2012, 22:27:36
1725402 Mesaj 29055 Konu Gönderen: 27079 Üye
Son üye: tponyzmql
En Ideal Forum Adresiniz!  | 
Ideal Club  |  IdeaL Acık Oturum  |  Anayasa değişikliği için referandum hakkındaki fikriniz
0 Üye ve 3 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: 1 ... 5 6 [7]
Gönderen Konu: Anayasa değişikliği için referandum hakkındaki fikriniz  (Okunma Sayısı 5312 defa)
Azé
PsikopatIdealci
******

Teşekkür Sayısı 122
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 6054


« Yanıtla #90 : Eylül 11, 2010, 21:47:54 »


Günlerdir kıvranıyorum burada artık siyaset tartışmamak için. Ama dayanamadım. Belki son anda birkaç kişi okur da neden hayır demesi gerektiğini anlar.
Yarın ülke için büyük bir sınav olucak bu konuda herkes hemfikir sanırım. Bu sınavı yapanlar Ombudsman, HSYK, Sayıştay, Danıştay, Yargıtay, Anayasa Mahkemesi, Kamu Görevlileri Hakem Kurulu, Yüksek Askeri Şura, Yargı Denetimi gibi bir sürü kurumu tanıdığımızı üstüne bir de bu kurumlarda yapısal bazı düzenlemeler gerektiğini düşündüğümüzü kabul ederek bir dizi değişiklik paketi hazırlamışlar. Bize bu paketin işe yarayıp yaramayacağını soruyorlar. İşin ilginç yanı doğru cevabı sormuyorlar, sadece verdikleri cevaba katılıp katılmadığımı soruyorlar. Bunu da tek başına bir parti yapıyor. Sözlerimden de anlaşılacağı gibi bu referandumun yapılmasını doğru bulmuyorum. Çünkü bu kadar teknik düzenlemeyi hakkınca değerlendirecek formasyona sahip olmadığımızı düşünüyorum. Akciğer kanser tedavisinde radyoterapi mi yoksa kemoterapi mi daha iyidir diye halka sormak ve tedavinin alınan cevaba göre düzenlenmesi kadar absürd.  Bir de şu var. Bu pakete hayır demek 1982 anayasasını desteklemek demek değildir.  Veya tam tersi evet dediğinizde 1982 anayasına hayır demiyorsunuz. Çünkü oylanan 2010 anayasası. 1982 anayasasını oyladık ve kabul ettik! Eğer bu paket oylanacaksa maddeler tek tek oylanmalı. Şahsen bir litre süt için bir inek besleyemem=)  Eğer evet dediğim şey paketse paket içinden çıkacak yanlışlar için tarihte bu vebali yüklenmek istemiyorum. Bu vebali çekmektense bundan önceki, bildik, tanıdık tabloyu tercih ederim. Çünkü eski hal devam ederken direnen azeyi, bu yanlışlara onay veren azeden daha değerli kılarım. Eski durumda aze daha iyisini isteme talebinde bulunabilir, düzeltebilir ama yanlışa onay veren azeyi bu yanlışa onay verdiğinde daha iyisini istediğinde kim dinleyebilir. Bu bahsettiklerim paketi vicdanen reddetme sebebim:) Bir de akıl kısmı var. Çünkü ben bu paketi hem aklen hem vicdanen reddediyorum.

Bunu yaparken de bir sürü kopya çektim. Eh kimse anlatmadı bize bu anayasayı dimi. Tek sermayemiz okuma yazma biliyor olmamız sanırım.  İlgilenenler için özellikle Akp resmi web sitesinde 1982 anayasasıyla bir kıyaslama tablosu mevcut. Çok faydalandım bu tablodan, çok aydınlattı beni doğrusu.

Madde 10’da pozitif ayrımcılığın anayasal düzenlemeyle pekiştirildiği iddia ediliyor.  Madde tam net haliyle şöyle “Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz. Çocuklar, yaşlılar ve engelliler gibi özel surette korunması gerekenler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılamaz.”  Şeklinde düzenlenmiş. Bu madde devletin pozitif ayrımcılıkla ilgili yapması gerekenleri tanımlamıyor, ancak diyor ki, “eğer ki önüne pozitif ayrımcılıkla ilgili bir düzenleme gelirse sakın ola ki iptal etme!” Meclisten iptale konu edilecek pozitif ayrımcılığı içeren bir düzenleme çıktığını hatırlamıyorum. Ama başka iki olay hatırlıyorum devletimizin pozitif ayrımcılığında gösterdiği performansla ilgili. Mecliste kadın kotası isteyen kadın örgütlerine karşı pis pis gülerek “Hani kadın erkek eşitliğini savunuyordunuz?” diyen bıyıklar, ikincisi “Ruanda’da bile var” diyerek kadın kotası Hülya Gülbahar’a “Sen Ruanda mı olmak istiyorsun, buyur ol" diyen Başbakan. =)

Madde 20: “Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla istenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir” İlk okunduğunda kulağa çok hoş geliyor, birden özel hayatın korunmasının anayasayla korunma altına alındığı izlenimi veriyor dimi. Diyor ki yıllardır insanların hayatını karartan fişleme tarihe gömüldü. İddia edilen bu. Halbuki durum şu ki yıllardır iktidarların kabul etmediği bir uygulama iken, artık anayasa ile meşruluğu sağlanmış oluyor.  Artık iktidarlar gerine gerine fişliyorum kim ne diyebilir diyebilir. Bizlere de düşen kendi fişini okuyabilme özgürlüğü=)

Madde 23: “Vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyeti, ancak suç soruşturması veya kovuşturması sebebiyle hâkim kararına bağlı olarak kısıtlanabilir”. Daha önceki vatandaşlık ödevi (vergi kaçakçılığı) ve suç soruşturması nedeniyle yurt dışına çıkış engeli kaldırılıyor. Madde olumlu gelişmeleri getirse de vergi kaçakçılarına geçtiği kıyağı hazmedemiyorum.

Madde 41: Çocuk haklarıyla ilgili bir madde. Olması da gerekiyor. Ama anayasa benim çocuk haklarından anladığım şeyi anlamıyor. Ya da ben anlamıyorum. Madde şöyle “Her çocuk, yeterli himaye ve bakımdan yararlanma, yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça, ana ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahiptir. Devlet, çocuk istismarı, cinsellik ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alır.”
Çocuk haklarından anlaşılan burada, çocuğun sağlıklı büyümesi için anne babasının yanında kalması, şiddete, tacize ve tecavüze uğramaması. Bu kadar sınırlı. Çocuğun ısınması, beslenmesi, oynaması, eğitilmesi gibi asıl sorunlar kapiztalizme bırakılmış!

Gelelim madde 53’e. En kritik düzenlemelerden biri bence. Bu madde ile anayasal olarak grev hakkı yasaklanarak, toplu sözleşme hakkı veriliyor. “Memurlar ve diğer kamu görevlileri, toplu sözleşme yapma hakkına sahiptirler. Toplu sözleşme yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması halinde taraflar Uzlaştırma Kuruluna başvurabilir. Uzlaştırma Kurulu kararları kesindir ve toplu sözleşme hükmündedir. Toplu sözleşme hakkının kapsamı, istisnaları, toplu sözleşmeden yararlanacaklar, toplu sözleşmenin yapılma şekli, usulü ve yürürlüğü, Uzlastırma Kurulunun teskili, çalısma usul ve esasları ile diğer hususlar kanunla düzenlenir.” Burada kamu işvereni olan hükümet ile kamu görevlisi arasında toplu sözleşme görüşmelerinda sorun çıktığında kararı bir hakem olarak, sözlediği kanun sayılan ulu Uzlaştırma Kurulu vericek. Uzlaştırma kurulunu ise hükümet yani işveren belirleyecek. Hangi suçlu istemez suç ortağı tarafından yargılanmayı hı=)1982 Anayasasından bir metin çıkarılmış. “Sendikalar ve üst kuruluşları, üyeleri adına yargı mercilerine başvurabilir.” Eski düzenlemeden daha geri bir anayasayla karşı karşıyayız.

Madde 125’te YAŞ’ın kararlarının yargı denetimine açıldığı iddia ediliyor. Ama sadece YAŞ’ın ilişik kesme ile ilgili düzenlemelerde yolu yargıya açık, diğer düzenlemeler için böyle bir şey söz konusu değil. Ayrıca cumhurbaşkanının aldığı kararlarda hala yargı yolu kapalı.

Madde 129’da çok olumlu bir düzenlemeden bahsediliyor. Kamu görevlilerine verlilen disiplin cezaları yargı denetiminden geçicek. (Yargının akpnin elinde olmadığını düşündüğümüzde çok güzel bir düzenleme)

Madde 149 diğer olumlu bir düzenleme. Siviller savaş hali dışında hiçbir şekilde askeri mahkemede yargılanmayacak.

Madde 146’da Anayasa Mahkemesinde radikal bir değişiklikten bahsedilmekte. AYM üye sayısı 19’a çıkarılıyor. 5 üyeyi Danıştay, Yargıtay, ve Askeri Yargı; 3 üyeyi TBMM, 3 üyeyi YÖK, 7 üyeyi ise direk olarak cumhurbaşkanı belirliyor. Cumhurbaşkanı ve TBMM’den gelen aday sayısı 10, YÖK’ün de 3 adayının yürütme organının saflarında olduğunu düşünmke hiç de zor değil. Yani yürütme 13, yargı 6. Patronun tarafsız adamları yine sahnede.

Madde 148 ile AYM’ye bireysel başvuru hakkı tanınıyor. Baktığında çok olumlu bir düzenleme. Ama Avrupa İnsan Hakları sözleşmesindeki hak ve özgürlüklerin ihlali ile ilgili kısıtlı. Mesela vatandaş olarak nükleer santrelleri ile ilgili başvuramayacağım. Bu düzenleme AHİM’lere yapılan başvuruları azaltmak için olabilir mi?

Madde 159 çok karmaşık bir düzenleme getirmiş. Hukuksal ayrıntıları çok anlamadım açıkcası. Ama şunu fark ettim. HSYK’nın başkanı aynı zamanda hükümet üyesi olan Adalet Bakanı, Adalet Müsteşarını da aynında getirmiş. İkisinin de oy hakkı var. Adalet Bakanı istediği hakime savcıya dava açabilir. Davayı aslında HSYK müfettişleri yürütüyor, ama HSYK’nın başkanı Adalet Bakanı olduğu için sonucu görmek çok zor olmasa gerek.

Gelelim şu meşhur maddeye. Madde 15. 1982 anayasasındaki 12 Eylül generallerinin dokunulmazlığı kaldırılıyor=) Harika di mi. Yuppi darbeciler sonunda yargılanacak. Hiç heveslenmeyin. Yarın Yani 12 Eylül 2010 darbenin 30. yılı. Zaman aşımıyla yırttılar. Hepimize hayırlı olsun. Yoksa siz 12 Eylülü bir raslantı mı sanıyordunuz?

Uzaktan baktığımızde bu pakete, 3’de2'sini yargı organlarıyla ilgili düzenlemelerin kapsadığını görüyoruz. Sağlam dayanaklara oturtularak açıklandığını düşünüyorum.Alıntılarla destekledim. Hala madde madde açıklayın diyen evetçilerin, neye evet dediklerini gerçekten hala merak ediyorum.

YARSAV başkanınız sözlerini de size iletmeden edemeyeceğim:

"Yaşanan süreç bizleri zaten tedirgin etmektedir. 12 Eylül sonrasında yapılacak ikinci bir anayasa değişikliği ile ülkenin üniter yapısının tehdit altına gireceğini görüyoruz. Endişe verici bir durum... Anayasa değişikliği olması durumunda Anayasa Mahkemesi'nin 17 kişilik üyeleri, tamamen yürütme organı tarafından seçilecektir. Yani siyasal iktidarın işaret ettiği kişilerden oluşacak bir Anayasa Mahkemesi ile karşı karşıya kalacağız"

"Demokratikleşmeden, örgütlenmeden ve açılımlardan söz edilirken aslında bunun tersinden okunması gerektiğini biz tecrübelerimizle öğrendik" diyen Tarhan, "Çünkü 'demokratikleşme' denilirken aslında şu anda yaşadığımız korku imparatorluğundan bahsediyorlardı. Biz YARSAV olarak, her şeyi tersinden okumayı öğrendik. Yargılama derken, aslında bir infazdan söz ediyorlar. Özgürlükten söz ederken, aslında tutsaklıktan söz ediyorlar. 'Darbe izlerini silmek için biz Anayasa'yı değiştirmeye çalışıyoruz' dediklerinde biz; 'Eyvah' dedik ve dehşetle irkildik. Çünkü tersinden okuduğunuzda bunun ne anlama geldiğini gayet iyi çözebilirdiniz. Darbenin ruhuna sadakati simgeliyordu bu sözler"

Sanırım bu konuya son msjım olucak
« Son Düzenleme: Eylül 11, 2010, 21:55:29 Gönderen: Azé » Logged
HIRÇIN
PsikopatIdealci
******

Teşekkür Sayısı 30
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 2667



« Yanıtla #91 : Eylül 12, 2010, 00:56:55 »

öncelikle, üstteki yazıyı yazan arkadaşın fikirlerine saygı duyuyorum. ama eleştiriyorum.
yazıyı hayır demenin mantıklı olduğunu belirtmek için yazdığına inansamda, 'hayır diyenlerin doğru düzgün sebebi yok, kem küm, ve paranoylar sadece'  söylemimi desteklemek için yazılmış gibi duruyor.
işte hayır diye bağaran birinin maddeler hakkında düşünceleri bu.
   


uzun yazmak istemiyorum millet okumaya üşenmesin diye ama sözlerim de askıda kalmasın diye, yazıdan bi kaç örnek vercem.


Bunu da tek başına bir parti yapıyor. Sözlerimden de anlaşılacağı gibi bu referandumun yapılmasını doğru bulmuyorum. Çünkü bu kadar teknik düzenlemeyi hakkınca değerlendirecek formasyona sahip olmadığımızı düşünüyorum.

bunu tek başına yapmak istemediğini muhalefetle işbirliği halinde olmak istediğini belirtirken, tekrar seçim olsun ondan sonra yaparız ancak diye cvplar aldı. var mı böyle saçmalık.

Anayasa herkesinse herkes partisine göre değil, kendi fikrine göre cvp vermeli.. patileştirmek saçma ama muhalefet partisi olmak herşeye hayır demek olmadığını daha bizim birçok partimiz çözemedi. [/b]

bu kadar teknik düzenlemeyi hakkınca değerlendirecek formasyona sahip olmadığımızı düşünüyorum.
şu sözün üstüne gitsen benim oyumla, çobanın oyu bir olmamalı yorumuna kadar gider.
meclisten geçmiş, anayasa mahkemesi tarafından düzeltmeler de yapılarak bi sakınca yoktur halka sunulabilir denmiş bir anayasa taslağını,
bizi yargılayan, sonuçlarının direk muhattabı bizlerin olduğu bir anayasayı, bizler değerlendirmiycez de kim değerlendircek. 
nerde hakların özgürlüğü, hani emirvakilere son pankartlarınız.



Askeriye de siyaset olmamalı, adam kayırma olmamalı, sırf benden uzak bu adam die askeriyeden atılma olmamalı, oluyosa da bu yargıya taşınabilmeli. Asker askerliğini yapmakla uğraşmalı, başka şeylerle değil. sonra suyunu çıkartıp, bir ülkede hiç olmaması gereken şeyler duyuluyor bizzat seslerinden,
   
Madde 125’te YAŞ’ın kararlarının yargı denetimine açıldığı iddia ediliyor. Ama sadece YAŞ’ın ilişik kesme ile ilgili düzenlemelerde yolu yargıya açık, diğer düzenlemeler için böyle bir şey söz konusu değil. Ayrıca cumhurbaşkanının aldığı kararlarda hala yargı yolu kapalı.
     



seninde söyllediğin gibi yaş ın sadece ilişki kesme kararında yargı yolu açık olması, sence cumhurbaşkanının kararının da yargıya açık olmasını mı gerektiriyo.
iyi o zaman yürütmeyi kaldıralım onada yargı baksın?



   

Madde 23: “Vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyeti, ancak suç soruşturması veya kovuşturması sebebiyle hâkim kararına bağlı olarak kısıtlanabilir”. Daha önceki vatandaşlık ödevi (vergi kaçakçılığı) ve suç soruşturması nedeniyle yurt dışına çıkış engeli kaldırılıyor. Madde olumlu gelişmeleri getirse de vergi kaçakçılarına geçtiği kıyağı hazmedemiyorum.

     



yukarıdaki yazıda, suç soruşturması iki defa geçiyor;
bi birinci cümlede denene bakın; “Vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyeti, ancak suç soruşturması veya kovuşturması sebebiyle hâkim kararına bağlı olarak kısıtlanabilir”.

bi ikinci cümlede denene bakın; ''suç soruşturması nedeniyle yurt dışına çıkış engeli kaldırılıyor''

birinci cümlede yazandan, ikinci cümledeki sonucu çıkarmak, ne deyim pess



KOCAMAN BİR EVET DİYORUM

Logged

bildiklerimden eminim yaptıklarıma kefilim gidenlerime vedayım gelenlerime miirim..
IRCpRenS
PsikopatIdealci
******

Teşekkür Sayısı 301
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 29690


Kendi Zarfında Saklı


WWW
« Yanıtla #92 : Eylül 12, 2010, 01:05:32 »

yeni bir darbeye HAYIR
Logged




Ama geri döndüğümde de -kokumu içine çekerek - öyle bir öperdin ki beni
. .. .Hep öyle kalalım isterdim. .. .

Gelişinin Dönencesinde En Uzun Özleme Gecesindeyim (!)

Tut Elimi Sımsıkı Titrémé Kıyamam Sana Gözyaşın Gözyaşım OLur Karışır Isyana
Sakın ßükmé ßoynunu Küsmé Hayata
. .. .ßén Varım ßundan Sonra. .. .
YéminLiYim Sana(!)
Azé
PsikopatIdealci
******

Teşekkür Sayısı 122
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 6054


« Yanıtla #93 : Eylül 12, 2010, 01:21:08 »

Elbette ben de sizin fikirlerinize saygı duyuyorum HIRÇIN. Ben yazımda eleştiride bulundum. Hayırın ülkem için iyi bir sonuç olduğuna inanan bir vatandaş olarak tabi ki hayıra yönelik msj atacağım. Ama önyargısız okuduysanız olumlu düzeltmeleri de belirttim. Paket madde madde gelse, onay vereceğim düzeltmeler var.

Bunu tek başına yapıyor dememdeki amaç bir siyasi partiyi savunmamdan dolayı değil. Demek istediğim iktidardaki parti tek başına ülkenin kaderini etkileyecek bir paket sunuyor. Ve bunu gerçekten tek başına bir parti yapıyor. Kimin söz hakkı oldu. Bence iki seçenek sunulmamalı. Yani ya 1982 anayasası ya da yeni düzen deniyor. Anayasa illaki değişecekse ki iktidar değişmesine gerektiğine kanaat getirmiş, birkaç paket de sunulabilir. Toplumcu bir anayasa öne sürübilecek olanlar da vardır belki. (bir toplumcu anayasa okudum, meclise sunulamayan mesela)
Anayasa değişikliği çok teknik, maddelere baktığımızda anlamakta güçlük çekiliyor. Birçok bilinmeyen kurumdan bahsediliyor daha açık olması gerektiğini savundum. Çünkü görünüşte iddia edilenle içerik aynı değil. Elbette vatandaş olarak söz hakkımız olacak, bunu kim inkar edebilir.

Son konuya gelince ikinci cümle dediğiniz 1982 anayasasında yazan. İlki yeni pakette yazan. yani vergi kaçakşığı yani vatandaşlık ödevi cümleden çıkarılıyor.

Herkes kendine göre yarın sandık başına geçecek ve özgür iradesiyle paketi oylayacak. Bu saatten sonra tek diyebileciğimiz ülkemiz için en iyisi olsun. İşte burda "iyi" sözcüğü kişiye göre değişiyor. Yarın görücez.

e ben de HAYIR diyorum. Küçük puntalarla mütevazi bir hayır:P
« Son Düzenleme: Eylül 12, 2010, 01:27:03 Gönderen: Azé » Logged
Kursun
PsikopatIdealci
******

Teşekkür Sayısı 56
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 4561


AkLImda Sevdam VAr...


WWW
« Yanıtla #94 : Eylül 12, 2010, 01:31:04 »

E V E T
Logged

Benden önce öpülmüş dudaklarında bana ait cümleler aramam ben..!
HIRÇIN
PsikopatIdealci
******

Teşekkür Sayısı 30
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 2667



« Yanıtla #95 : Eylül 12, 2010, 01:33:31 »


Herkes kendine göre yarın sandık başına geçecek ve özgür iradesiyle paketi oylayacak. Bu saatten sonra tek diyebileciğimiz ülkemiz için en iyisi olsun. İşte burda "iyi" sözcüğü kişiye göre değişiyor. Yarın görücez.


bu konuda sonuna kadar hemfikiriz. sonuçlandıktan bir süre sonra tercihimizden pişman olmayacağımız bir sonuç çıkar inş.

bu ülkenin;  kavga ederek değil, tartışarak -  saygısızca değil, saygı duyarak fikir paylaşmaya ihtiyacı var.
Logged

bildiklerimden eminim yaptıklarıma kefilim gidenlerime vedayım gelenlerime miirim..
miķé
PsikopatIdealci
******

Teşekkür Sayısı 20
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 3381


bąd cąt şérąféttin


WWW
« Yanıtla #96 : Eylül 12, 2010, 12:37:03 »

herkes darbe diyo artık o kadar kolay değil darbe yapmak neyin darbesi bu :S
Logged
KusGribi
PsikopatIdealci
******

Teşekkür Sayısı 17
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 2342


Oyun bitince şah da, piyon da aynı kutuya konur


« Yanıtla #97 : Şubat 27, 2011, 01:39:05 »

Cheesy
Bu çığırtkanlık yapanlar neredeler?
Logged

Yapabilenler Yaparlar,Yapamayanlar ise Nasıl Yapılacağını Anlatır Dururlar !
Sayfa: 1 ... 5 6 [7]
« önceki sonraki »
    Gitmek istediğiniz yer: