En Ideal Forum Adresiniz!
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Aktivasyon mailiniz gelmediyse buraya tıklayın.
Mayıs 24, 2012, 23:46:40
1725403 Mesaj 29055 Konu Gönderen: 27085 Üye
Son üye: Onepliple
En Ideal Forum Adresiniz!  | 
Ideal Club  |  IdeaL Acık Oturum  |  KémâLîzm. .
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1]
Gönderen Konu: KémâLîzm. .  (Okunma Sayısı 1347 defa)
HeLin
PsikopatIdealci
******

Teşekkür Sayısı 514
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 39604


tırnaklarına gözyaşı ojeleri süren.


« : Nisan 10, 2007, 13:20:32 »


Kemalizm, tıpkı liberalizm ve sosyalizm gibi, bir devrim ideolojisi olarak doğmuştur. Ama, liberalizm ve sosyalizmden farklı olarak, geri kalmış bir ülkedeki devrim koşullarının gereksinimlerini yansıtmaktadır. Bu nedenle de, Kemalizmi iyi değerlendirebilmek için, geri kalmış ülke devrimlerinin gelişmiş ülke devrimlerinden farkını anlamak gerekir.

Fransız Devrimi, evrim sürecinde önlerde yer alan bir toplumda rastlanabilen devrimlerin en ünlü örneğini oluşturur. Koşullar ve toplumdaki güç dengesi değişmiş, ama eski koşullara göre oluşan ve eski güç dengesini yansıtan toplumsal ve özellikle de siyasal kurumlar değişmemekte direnmiş, toplumsal - ekonomik gelişmeyi zorlaştırmaya başlamıştır. Kentsoylular ( burjuvazi ) yeni bir toplumsal sınıf olarak doğmuş, güçlenmiş, ama güçleri ölçüsünde siyasal rejimde etkili olamamışlardır. Bir anlamda toplumun altyapısı değişmiş, ama üstyapı bu değişikliğe uymamıştır. Burada sözkonusu olan, eski kurumları yeni koşullara, yani üstyapıyı altyapıya uydurmaktır; değişen koşullarla, koşulların yarattığı gereksinmeleri karşılaması gereken kurumlar arasındaki çelişkileri gidermektir.

Evrim sürecinde geride kalmış toplumlarda görülen devrimler ise, belirli tarihsel koşullardan yararlanarak, bu toplumların evrimini hızlandırmak, bazı evreleri atlatmak amacını taşır. Birinci grup ülkelerdeki devrimciler, koşulların gereğini yerine getirmek ve gereksinimlerin doğurduğu devrimci ideolojiyi izlemekle yetinmek durumundadırlar. Toplumun henüz ulaşamadığı bir aşamaya göre kurumlar oluşturmak, böylece gelişmiş ülkelerle aralarındaki açığı bir ölçüde olsun kapatmak zorundadırlar. Kendilerinden çok önce o aşamaya ulaşmış olan toplumların deneyimlerinden ders alabilmek olanağına sahiptirler. Ama o devrimin doğal taşıyıcısı, itici gücü olan toplumsal sınıfın bulunmaması nedeniyle de işleri çok daha zordur. Ancak eski düzenin savunucusu güçlerin - tarihsel nedenlerle - zayıflamış oldukları bir andan yararlanarak iktidarı ele geçirebilirler. Temel devrimci gücün yokluğunu ya da zayıflığını ise, ideolojiye büyük ağırlık vererek ve o ideoloji etrafında iyi örgütlenmiş "bilinçli" bir çekirdek güç oluşturarak telafi etmeye çalışırlar.

Toplumlardaki güçler dengesinin değişmesine karşın, eski güçler dengesinde ağır basan güçlerin çıkarlarına ve dünya görüşlerine göre biçimlenmiş olan kurumların değişmemekte direnmesi, devrimin nesnel ( objektif ) koşullarını oluşturur. Varolan bu düzeni eleştiren ve yeni bir düzenin ilkelerini içeren ideoloji ise, devrimin öznel ( subjektif ) koşulu sayılabilir. Devrimi, bilinçsiz bir ayaklanmadan, kızgınlık birikimlerinin kırıp - dökmeye dönüşmesinden ayıran ana özellik, sahip olunan "devrimci bilinç", yani "bilinç" ögesidir.

Evrim sonucu doğan devrimlerde, ideoloji evrime koşut olarak doğar, devrimci eylem içinde gelişir. Böyle bir devrimde ideolojinin ağırlığı, nesnel koşulların, çok gerisinde kalır. Oysa geri kalmış ülkelerde nesnel koşullar yeterinde oluşmamış olduğu için, ideolojinin önemi artar. İdeoloji, devrimi olanaklı kılan ortamdaki, somut koşullardaki eksikliği giderme, boşluğu doldurma işlevini üstlenir. Burada ideoloji, yine devrimci eylem içinde bazı değişikliklere uğramakla birlikte, devrim öncesinde hazır olarak vardır ve çoğunlukla da, ana çizgileriyle gelişmiş ülkelerden aktarılmıştır. Amaç zaten o ülkelerin düzeyine daha hızlı bir biçimde ulaşmak olduğu için, bunu doğal karşılamak gerekir. Devrimci ideoloji, devrimin öncüsü güçlerin toplumsal özelliklerine göre bazı değişimler geçirmekle birlikte, ana doğrultuda aynı kalır.

Her devrim belirli toplumsal güçlere dayanarak gerçekleşir. O güçlerin yeterince gelişmediği ortamlarda ise, devrimci ideolojinin kendisi, yaratığı bilinç ve kitlesel etkisiyle devrimci bir güç oluşturabilir. Bir ayaklanmanın, bir hükümet darbesinin, bir bağımsızlık savaşının, tarihi hızlandırmak amacındaki bir devrime dönüşmesinde, devrimci ideolojinin etkisi büyüktür. Ama ideolojinin devrimdeki ağırlığının artması ölçüsünde, o ideolojinin dogmatikleşmesi olasılığı da artar. Çünkü söz konusu ideoloji, bir anlamda, varolması istenilen, ama henüz varolmayan koşulların ürünüdür.

Mustafa Kemal, tıpkı Lenin gibi, Birinci Dünya Savaşı'nın ülkesindeki eski düzenin temsilcilerini maddi ve manevi açıdan yıpratmasından yararlanarak, evrimin henüz zorunlu kılmadığı yeni bir toplumsal - siyasal düzeni yaratacak süreçleri harekete geçirmiştir. Lenin, Rusya ordusunun perişan olması sayesinde, küçük ama iyi örgütlü ve bilinçli bir güce dayanarak siyasal iktidarı ele geçirirken; Mustafa Kemal, ülkesini düşman işgalinden kurtarmanın kendisine kazandırdığı olağanüstü etkiyi kullanarak devrimi gerçekleştirmiştir. Lenin'in Rusya'nın koşullarına uydurmaya çalıştığı marksist ideoloji - yukarıda değindiğimiz nedenden dolayı - dogmalaşırken; Mustafa Kemal, liberealizm ve sosyalizmden yararlanarak Türkiye'nin koşullarına göre oluşturmaya çalıştığı devrimci ideolojinin dogmalaşma olasılığını önlemeye çalışmıştır. İdeolojik kalıplaşmanın hızlı bir değişim süreciyle bağdaşmayacağını vurgulayarak, bir anlamda "sürekli devrimcilik" anlayışının öncülüğünü yapmıştır. Bazılarının ileri sürdüğünün tersine, kemalizmin ideolojisi vardır, ama "öğreti"si ( doktrini ) yoktur.

Kemalizm'in önünde iki aşamalı bir amaç vardı: Bağımsızlık ve çağdaşlaşma. Bu ereklere ulaşmak için, ideolojinin çerçevesini oluşturan ulusçuluk, cumhuriyetçilik ve laiklik ilkeleri Fransız Devrimi ve dolayısıyla liberalizmden; devletçilik, halkçılık ve devrimcilik ilkeleri de sosyalizmden esinlendi.

Ahmet Taner Kislali
Logged

Hepinizin aLter egoSuyum.
Tormentor
PsikopatIdealci
******

Teşekkür Sayısı 3
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 7448


Hatred is forever.


« Yanıtla #1 : Nisan 12, 2007, 23:32:58 »

bence ideolijisi bile yoktur kemalizmin
çünkü atatürk renk değiştirmiştir yeri gelmiş bir faşist yeri gelmiş bir devrimci gibi konuşmuştur anlamak zor
Logged

ChesteR
IdealManyak
*****

Teşekkür Sayısı 1
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 608


Türk karır, kılıcı karımaz


« Yanıtla #2 : Nisan 13, 2007, 03:17:54 »

"milliyetçi ve yenilikçi" diye de ifade edilebilir bence.
Logged

SLeePY
idealsekeri
*

Teşekkür Sayısı 0
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 24


« Yanıtla #3 : Nisan 13, 2007, 13:48:18 »

Tormentor Sen Biraz Agir oLsana Smiley anlamadigin konuda ideolojin olcunde konusma bence Wink fasizm demisken mussolini sana ne yapti yada hitler seni sabunmu yapti ?  yada mao zamanında sadece kizil kitabi okumayami zorlandin yada burjuvasin diye bolsevikler tarafindan evin yagmalandi colugu cocugunmu olduruldu ? sence fasizm nedir ? sag fikirmi ? ögrenin arkadaslar cehalet kotu bir hastaliktir:) Atatür ile fasizmi aynı cumlede kullanmamani tavsiye ederim Wink

Ruhlarinizin Ezikliginden kurtulun Artik . anlayinki esirsiniz.
Logged
Tormentor
PsikopatIdealci
******

Teşekkür Sayısı 3
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 7448


Hatred is forever.


« Yanıtla #4 : Nisan 16, 2007, 00:44:37 »

atatürk hakkında bilgi toplarsan anlarsın ne demek istediğimi
Logged

SLeePY
idealsekeri
*

Teşekkür Sayısı 0
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 24


« Yanıtla #5 : Nisan 16, 2007, 12:58:05 »

bence sen bunu yanlis adama diyorsun Smiley bunu soylemen gereken kisi sensin . Wink bence sen sadece Atatürk Hakkinda degil sahibi oldugun fikirler hakkindada bilgi topla ideolojiler falan , Türkiyede Atatürkü elestirmeye onun yaptiklarinda kusur bulmaya bir tek kisinin bile hakki yoktur. Wink
« Son Düzenleme: Nisan 16, 2007, 12:58:39 Gönderen: SLeePY » Logged
artemis
IdealMesajcı
**

Teşekkür Sayısı 0
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 63


« Yanıtla #6 : Nisan 16, 2007, 14:54:31 »

arkadaşlar daha 5 gün önce yeni bir site ye üye oldum.Yıllarca Atamızın izinde yürüyeceğimize andiçtiğimiz günlere ne oldu anlamak mümkün değil.Ne kadar çok  Atatürk düşmanları doğmuş.Gençlerimize neler olmuş böyle.Lütfen bunca akan kanları ve şehitlerimizi unutmayalım.Kimse mükemmel değildir,mükemmelliklede şavaşlar kazanılmamıştır.aç ve çıplak, silahsız ve savunmasız bu ülkeyi kuran Atalarımızı unutmayalım .Artık dünyamızın sadece barışa ihtiyacı var.
"ne kadar çok Atatürk düşmanları doğmuş" derken buradaki arkadaşları kastetmedim.sakın yanlış anlama olmasın.
Logged
HeLin
PsikopatIdealci
******

Teşekkür Sayısı 514
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 39604


tırnaklarına gözyaşı ojeleri süren.


« Yanıtla #7 : Nisan 16, 2007, 17:41:27 »

Smiley her yerde var.
Logged

Hepinizin aLter egoSuyum.
Tormentor
PsikopatIdealci
******

Teşekkür Sayısı 3
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 7448


Hatred is forever.


« Yanıtla #8 : Nisan 21, 2007, 19:13:56 »

bence sen bunu yanlis adama diyorsun Smiley bunu soylemen gereken kisi sensin . Wink bence sen sadece Atatürk Hakkinda degil sahibi oldugun fikirler hakkindada bilgi topla ideolojiler falan , Türkiyede Atatürkü elestirmeye onun yaptiklarinda kusur bulmaya bir tek kisinin bile hakki yoktur. Wink
ben yaptıklarına birşey dediğimi hatırlamıyorum
ideolojik olarak eleştirdim sadece
Logged

Sayfa: [1]
« önceki sonraki »
    Gitmek istediğiniz yer: