En Ideal Forum Adresiniz!
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Aktivasyon mailiniz gelmediyse buraya tıklayın.
Şubat 09, 2012, 14:36:50
1724500 Mesaj 28948 Konu Gönderen: 35690 Üye
Son üye: airmaxUritiow
En Ideal Forum Adresiniz!  | 
Ideal Club  |  IdeaL Acık Oturum  |  YA KÜRTLER SORUN; YADA SORUN KÜRTLER
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: 1 [2]
Gönderen Konu: YA KÜRTLER SORUN; YADA SORUN KÜRTLER  (Okunma Sayısı 1764 defa)
RedDragon
PsikopatIdealci
******

Teşekkür Sayısı 11
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1148


Yaşamak Ağır Bedel İster.....


« Yanıtla #15 : Eylül 17, 2009, 21:17:14 »


konuyu ben deil sen algılayamıyorsun

ben kürdüm ama pkk yandaşı deilim  pkk nın çıkış sebebi söylim mi sana zamanın da yapılan haksızlık ve işkenceler  eskiden pkk kürt haklarını savunur du şimdi ise terör  yanlızca terör kürdü braktı  ona buna hizmet ediyor artık 
« Son Düzenleme: Eylül 17, 2009, 21:30:38 Gönderen: RedDragon » Logged


.. Vefa Semt Adı Değildir. 4 Yıl Kan Kusup,Ölümüne Arkasında Durmaktır ..
Her Şartta,Yıkılmaz Bir Duvarcasına
Tarih, Tozlu Bir Sayfa Değildir.. Gerçektir,Yaşamdır
. . .
.. 1905'te Doğup Ciltlere Sığmamaktır ..
MupTeLa
PsikopatIdealci
******

Teşekkür Sayısı 76
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 7661


»»» Harun'm «««


« Yanıtla #16 : Eylül 18, 2009, 00:46:41 »

KOnuyu iyi algılıyamıyorsun sen bence. !

nie sinir yapiosnki simdi? artistliqin ne luzumu var ?
Logged

Tarik
PsikopatIdealci
******

Teşekkür Sayısı 21
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 2574

Tarık | a$k miLitanı


« Yanıtla #17 : Eylül 18, 2009, 15:26:22 »

Canımı sıqma benım efendı konus kimsenın artistlik felan yaptıgı yok
Logged

Tanrısı Olduğunuz Ütopyaların Ateisti olurum..

ChσcσŁâtε
Forum Yönetimi
*****

Teşekkür Sayısı 141
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 8545


[.¤. .ߣâck Swâη. .¤.]


WWW
« Yanıtla #18 : Eylül 18, 2009, 16:01:54 »

sakin.
Logged


âŞk -Séni dé ßéni dé- Sınâmâdı mı ?. ..

Kâzânân yok âslındâ .. . / Kâybédén Vâr .. .

                         - Séη vé ßéη -
                                       . . .
erkancatr
idealsekeri
*

Teşekkür Sayısı 0
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 5


« Yanıtla #19 : Mart 09, 2010, 01:55:37 »


bu  yazıyı okuyan lütfen sonuna kadar okusun okumayan yorum yapmasın

Kürtlerin Tarihi

Kürtler, Mezopotamya'nın yerlilerinden olup Zagros dağlarından, Toros dağlarına kadar uzanan coğrafyada yaşayan 20-30 milyon kişiden oluşan etnik gruba mensup ve Hint-Avrupa dili konuşan halklardan biridir.

Din Kürtler, dini bakımdan çok heterojen bir halk olup aralarında birçok farklı dine mensup gruplar vardır. Kürtlerin çoğunluğu Sünni Müslüman olup Islamiyeti kabul etmiştir. Türkiye ve İran sınırları içinde yaşayan Kürtlerin çoğunluğu sünni, diğerleri alevidir.(irandaki alevi kürtlere ehl-i hak denir.). Ayrıca Şii,Yezidi, Yahudi, Zerdüşt ve Hıristiyan Kürtler de vardır.

Dil Kürtçe, Hint-Avrupa dil ailesinin Hint-İrani kolunun kuzey-batı İrani grubuna ait bir dildir.1 Kürtçe, dünyada tahminen 30-40 milyon insan tarafından konuşulmaktadır. Kürtlerin konuştuğu lehçeler şöyle sıralanabilir: Kurmanci, Sorani ve Kelhuri. Ayrıca Zazaca da lehçelerden biridir.

Kürtçe, bugün Türkiye, İran, Irak, Suriye, Sovyetler Birliği, Lübnan gibi değişik devletlerin sınırları içinde yaşamakta olan Kürtlerce konuşulur. Kürtçe Irak'ta resmi dil olarak tanınmıştır. Dil içerisinde, Farsça, Arapça ve Türkçe kelimeler bulunmaktadır.

Kürt edebiyatı; halk edebiyatı ve yazılı edebiyat olarak ikiye ayrılır. Sözlü edebiyat, yani halk edebiyatının tarihi binlerce yıl öncesine kadar dayanıyor. Yazılı edebiyat ise bin yıl öncesine kadar dayanıyor. Hemadani Baba Tahir (935-1010), Kürt edebiyatının ilk yazılı örneğini, bin 100 yıl önce İran'da Arap alfabesiyle Kürtçe yazmıştır.

Kürtçe'nin eski ve güçlü edebi ürünlere sahip diğer bir lehçesi de Kurmanci lehçesidir. Kurmanci lehçesiyle bu güne kadar ulaşmış şiirler yazan Kürt şairleri arasında ilk akla gelenler: Elîyê Herîrî (1425-1495), Feqîyê Teyran (1590-1660), Melayê Cizîrî (1570-1640) ve Ehmedê Xanî (1650-1707)'dir. Ehmedê Xanî'nin Mem û Zîn adlı ünlü eseri ilk kez 1730'da çevrilip yayımlanmıştır.

Ortadoğu'da Kürtler Kürtler yoğun olarak Toros ve Zagros dağlarının kesiştiği, Mezopotamyayı da içine alan, Türkiye'nin Doğu ve Güneydoğusu, Irak'ın kuzeyi, İran'ın Kurdistan, Batı Azerbaycan, Azerbaycan (Zengilan, Laçin, Kubadli, Kelbecer) Kermanşah ve Loristan eyaletlerinde yaşarlar.

Türkiye Nüfus
Türkiye'deki Kürt kökenli Türk nüfusuna dair sayım Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından 1965'de yapılmıştır. Buna göre, 1965'de 31.391.421 olan Türkiye Nüfusu'nun 2.219.502'si ana dili olarak Kürtçe'yi beyan etmiştir. Bu sayı, toplam nüfusun yüzde 7,07'sine tekabül etmektedir. 2000'li yıllara bakıldıığında ise Türkiye'de yaklaşık 15 milyon Kürt asıllı Türk vatandaşı olduğu belirtilmektedir. [1]

Coğrafya
Türkiye'deki Kürtler Cumhuriyet'in ilk yıllarında yoğunlukla Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgesine yayılmış halde bulunuyorlardı. Son yıllarda yaşanan iç göçler nedeniyle, bu bölgeden İstanbul, Adana, İzmir, Bursa ve Mersin gibi büyük kentlere göç etmişlerdir. Bu nedenle, özellikle Anadolu'nun batısında yaşayan Kürt kökenli nüfusun, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'ya göre çok daha fazla olduğu tahmin edilmektedir; ancak yukarıda belirtildiği gibi, nüfus sayımlarında vatandaşlık esas alındığı ve etnik köken sorulmadığı için, Kürt kökenli nüfusun nerede daha yoğun olduğu konusunda kesin bir şey söylemek olanaksızdır. Ayrıca evlenmeler sonucu da nüfus karışmıştır. Bir kısım Kürt kökenli Türk vatandaşı ise başta Almanya olmak üzere, çeşitli Batı Avrupa ülkelerine göç etmiştir.

İran Nüfus
İran'da yaşayan Kürtler çoğunlukla Kordestan Eyaletinde yaşamaktadırlar. Kürt nüfusunun 8 ila 9 milyonu (2000) bulduğu tahmin edilmektedir. [2]

 

Suriye Nüfus
Tahmini nüfus 1 ila 2 milyon arasındadır. [3] [4]

Coğrafya
Suriye'deki Kürt nüfusu genellikle Suriye-Türkiye ve Suriye-Irak sınırlarına yakın bölgelerde yaşamaktadır.

Politika
Türkiye ile Suriye ülke sınırlarından en rahatsız insanlar sürekli konu edilmiştir, Propaganda filmi gibi bir çok filmde konu çok fazla değişmemiştir. [5]. Günümüzde de sınır bayramlaşmaları olarak isimlendirilen bu tür buluşmaların odağında Kürtler vardır.

Keskin politikalarıyla 'Çöl tilkisi' [6] olarak isimlendirilen Suriye Devlet Başkanı Hafız Esad'ın amaçlarından biri Kürt nüfusunun Suriye'den ayrılmasını engellemek ve hafif politikalarıyla nüfusu Suriye'ye entegre etmekti. Esad, Abdullah Öcalan'ı destekleyerek bazı Kürtleri arkasına alıp yıllarca kendisini desteklemeyen çeşitli Kürt gruplarını bir şekilde susturabimişti.

Suriye Devletinin Öcalan'ın Suriye yaşantısı boyunca Kürtlerle ikili ilişkileri ve Hafız Esad'ın bu politikayı farklı kullanımı defalarca dikkat çekmiş ve hatta ciddi krizlere dönüşmüştü. Uzun bir süre sonra Türkiye Süriye'yi uyarmıştı [7] bu uyarılar Suriye'den yanıt bulmuştu ve PKK'nin en büyük ismi Abdullah Öcalan Suriyeyi terketmişti.

Süriye'nin Kürt nüfusu üzerindeki iletişim politikası değişmiş ve artık günlük hayatta farklı şekillerde karşılaşılan bu tür baskılar nihayetinde bir futbol maçında patlak vermişti. Arap taraftarların Saddam Hüseyin lehine sloganlar atarak başladıkları olaylı bir futbol maçında Kürt ve Arap taraftarlar arasındaki kavgaya polisler müdahele etmiş ve onlarca kişinin hayatını kaybettiği maçta yüzlerce insan yaralanmıştı. Onbinlerce Kürdün sokaklara döküldüğü olaylar Suriye devletinin yanlış yaklaşımlarıyla bir anda isyana dönüşmüştü [8].

Bu olaylardan sonra özellikle yabancı basının Suriyenin Kürt Kimliğini tehlike olarak gördüğüne dair açıklamaları Suriyenin devlet politikasını bir daha değiştirecekti. [9]

Irak Coğrafya
Özerk bölgeyle beraber Irak genelinde Kürt nüfusu 5 milyonun üzerindedir. [10]

Nüfus
Irak'ta Kürt nüfusunun geneli Irak Kürdistan Özerk Bölgesi sınırları dahilinde yaşamaktadır. Geri kalan nüfusun büyük bir kısmı Bağdat'ta yaşamaktadır. 2002 yılından beridir süregelen savaştan zarar gören Bağdatlı Kürtlerin çoğunun savaşın zararlarını tekrar yaşamamak için Özerk bölgeye göçleriyle Özerk bölgenin nüfusunda değişiklikler meydana gelmiştir.

 

Ermenistan Nüfus
Ermenistan'da yaşayan 40.000 Kürt halkının çoğunluğu Yezidilerden oluşmaktadır. [11]



Yazar & Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/K%C3%BCrtler

Logged
erkancatr
idealsekeri
*

Teşekkür Sayısı 0
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 5


« Yanıtla #20 : Mart 09, 2010, 02:01:35 »

buda  devamı bunuda okuyun lütfen  okuyan yorum yazsın  


Kürt sorununda tarihi kavşak
30 Kasım 2009 Pazartesi, 00:01
 
Van’ın, Batman’ın ve Diyarbakır’ın sorunlarını çözmeden İstanbul’un, Mersin’in ve Antalya’nın sorunlarını çözemeyiz. Bu bölgeler rahata ermeden batı rahat bulamaz. Çünkü artık sorunlar da çözümler de birbirine bağlı hale gelmiştir.

AHMET ÖZER

Türkler ve Kürtler söz konusu olduğunda ya da Kürt sorunu tartışıldığında çok sık kullanılan iki klişe deyim var: Birincisi, “Türkler ve Kürtler bin yıldır bu coğrafyada birlikte yaşıyorlar” klişesidir. İkincisi ise, “Biz etle tırnak gibiyiz, ayrılamayız” söylemidir. Bu iki söylem açılım tartışmalarının son sürat gittiği bu günlerde irdelenmeye değer bazı mesajlar içeriyor. Birçok klişe deyim arasından bu ikisini seçmemizin nedeni iki ayrı durumu (temsilen) formüle ettiği içindir. Birinci deyim tarihsel bir perspektife sahipken ikinci deyim daha ziyade günümüzde Kürtler ve Türklerin içinde bulunduğu durumu ifade ediyor.

Şimdi bu iki söylem ve içerdikleri mesajlara kısaca bakalım: Türkler ve Kürtler yaklaşık bin yıldır bu coğrafyada bir arada yaşıyorlar. Zaman zaman ayrışsalar da genellikle birlikte bir tarihsel süreci paylaşmışlardır. Malazgirt’te tohumları atılan, Çaldıran’da belgeli bir ittifaka dönüşen Türk ve Kürt beraberliği (1071-1847) yaklaşık 777 yıl sürmüştür. Bu ittifak 1847’de Osmanlının baskısı sonucu Bedirhan Bey’in ayaklanması ile Osmanlılar tarafından rafa kaldırılmış; 1891 yılında

II. Abdulhamid’in bozulan ilişkileri ümmet politikasıyla revize etmeye çalışmasıyla kısa bir süre onarılmış gibi görülse de kalıcı olamamıştır.

Kurtuluş Savaşı’ndaki birliktelik, 1923 yılında Cumhuriyetin kurulmasından sonra Kürtlere verilen sözlerin tutulmaması ile tekrar bozuluyor. Kürtler bu duruma itirazlarını isyanlarla dile getirirken merkezi otoritenin buna yanıtı hayli sert ve kanlı oluyor. 1923-1938 yılları arasında başta Şeyh Sait (1925), Ağrı (1930) ve Dersim (1938) olmak üzere bir dizi isyan ve ayaklanma oluyor ve bunların tümü çok şiddetli ve kanlı bir şekilde bastırılıyor.

12 Eylül silindiri

1938’den sonra Kürt hareketi bu şiddetli ve kanlı bastırmaların etkisiyle uzunca müddet suskunluk içine girmiştir. 1968’de dünyada baş gösteren gençlik hareketleri hem Türkiye’deki sol hareketlerini hem de Kürt sol hareketlerini (fraksiyonlar halinde) su yüzüne çıkarınca yeni bir konjonktür oluştu. 12 Mart muhtırası bu fraksiyonları ortadan kaldırmak bir yana daha da güçlendirdi. Buna karşılık 1980 askeri darbesi ise solun üzerinden ezici bir silindir gibi geçti, toplumsal yapı ve dokulara çok büyük zararlar verdi. Bu darbe süreçlerinde en çok Kürt hareketlerinin ezildiğini ve Kürtlerin mağdur olduğunu ayrıca belirtmek gerekir.

  12 Eylül despotizminin uygulamalarıyla güçlenmesine yol açtığı PKK, bir yandan bölgedeki diğer Kürt ve sol hareketlerini sahneden silip kendi lehine alan kapatırken, bir yandan da devletin güvenlik güçleriyle çatışmaya başladı.

1984’te silaha başvuran örgüt 99’da Öcalan’ın yakalanması ile strateji değişikliğine giderek yeni tezler savunmaya başladı. Önceleri Bağımsız Birleşik Kürdistan için yola çıkan ve bu yolda siyasal mücadelenin önünü açmak

gayesi ile silahlı mücadeleye başvurduğunu iddia eden bir hareket iken sonraları bundan vazgeçerek Demokratik Cumhuriyet isteyen ve siyasal mücadele yoluyla bir takım demokratik

hakların tesis edilebileceğini söyleyen bir örgüte evrildi.

Bugün artık, bu bağlamda, Türkiye’de hem devlet organları hem de aydınlarca tartışılan iki konu var: 1) PKK’yı Kürt sorunundan ayırmak: Bu söylem düzeyinde geçerli olsa bile pratik olarak mümkün görünmüyor. 2) Kürt sorununun demokratik yollardan çözümü ve kimi adımların atılması için öncelikle PKK’nın silah bırakması gerektiği meselesi. PKK’ ye gelince, daha önce silah bırakmayı anayasal reformlar yapmak, anadilde eğitim, öz(erk) yönetim ve Öcalan’ın af edilmesi gibi şartlara bağlarken son zamanlarda gelinen noktada burada da bir paradigma değişikliğine gidildiği görünüyor.

İttifak kavşakları

Anlaşılan o ki örgüt, “önce bir af çıkarıp siyasi arenaya entegrasyonumuz sağlanırsa sonrasında demokratik mücadeleyle siyasi haklarımızı alabiliriz” noktasına gelmiş durumda. Bütün sıkıntılarına rağmen çözüm için ikinci yol birincisine göre daha rasyonel ve gerçekleştirilebilir gözüküyor. Ancak burada da geçmişten gelen yanlış bilgi bombardımanı sonucu toplumun yeterince empati yapmaması, süreci sabote etmek isteyenlerin eline güçlü kozlar veriyor. Tarafların plansız ve itinasız davranması ise süreci daha da zorluyor. Yalçın Akdoğan’ın Pazar günü Açık Görüş’te dile getirdiği, “eğer geniş mutabakat sağlanmazsa ikinci yol olarak AK Parti kendi gücüyle süreci götürecek” tespiti eğer gerçekten işleyecekse son derece önemlidir. Çünkü o takdirde mutabakat da destek de, süreç işledikçe, duygusal ortam dinip sonuçlar alınmaya başlandıkça dalga dalga yükselecektir.

Kim ‘et’ kim ‘tırnak’

Gelelim ikinci söyleme; yani “et ve tırnak” meselesine. Gerçekten bu neyi ifade ediyor? Kürtler bu konuda genellikle “onlar et biz tırnağız ve tırnak uzadıkça kesiliyor” serzenişinde bulunsalar da Kürtlerle Türklerin üç bakımdan kaynaştıkları bir gerçek: Birincisi, göçlerin yarattığı coğrafi karışımdır. Özellikle 1990’lı yılların başlarından itibaren Doğu ve Güneydoğu bölgelerinden önce buradaki büyük kentlere, sonra batı kentlerine doğru yaşanan yoğun ve dramatik göç dalgaları, kentlerin nüfuslarıyla birlikte sorunlarını da katlamıştır. 1991 yılında 35 bin olan Hakkâri’nin nüfusu 1996’da 80 bine; 150 bin olan Batman’ın nüfusu 250 bine; 153 bin olan Van’ın nüfusu 500 bine ve 380 bin olan Diyarbakır’ın nüfusu 1.300 bine çıkmıştır. Benzer bir durum batıdaki büyük (özellikle) kıyı kentleri için de geçerlidir. Çünkü bölgenin kırsal alanlardan bölge kentlerine yaşanan yoksul nüfus “göç ve kaçı”, birinci göç istasyonlarındaki duraklarının ardından batının büyük kentlerine aynı şiddetle devam etmiştir. Örneğin bu tarihlere kadar ağırlıklı olarak Türklerin yaşadığı Adana, Mersin, Antalya gibi kentler artık birer Kürt çoğunluğa sahip hale gelmiş bulunuyorlar. İstanbul 4 milyonu geçen Kürt nüfusuyla en büyük Kürt kenti olarak anılmaktadır. Bu kentlere göç eden nüfus, kendi kıt olanakları ve hemşeri dayanışması ile kentin varoşlarında yeni etki adacıkları oluşturmuştur. Büyük umutlarla kentlere akın eden kitlelerin umutları kentlerin beton bariyerlerine çarparak tuzla buz olurken, bu kitleler ekonomik, sosyal ve eğitsel olanaksızlıklardan dolayı kentlileşememiş ve arada kalmıştır. Buna rağmen, birçoğu, yaşamlarını idame ettirmek için kendi imkânlarıyla iş-güç sahibi olmuş ve bu mekânlara temelli yerleşmiştir. Bu göçler son yıllarda azalmış olmakla birlikte hala devam ediyor. Bu da gösteriyor ki Van’ın, Batman’ın ve Diyarbakır’ın sorunlarını çözmeden İstanbul’un, Mersin’in ve Antalya’nın sorunlarını çözemeyiz.

Buna bağlı olarak bilinmesi gereken bir başka önemli gerçek de şudur ki bu bölgeler rahata ermeden batı rahat bulamaz. Çünkü artık sorunlar da çözümler de birbirine bağlı hale gelmiştir.

İkincisi, evlenmeler yoluyla meydana gelen demografik karışım ve güçlenmiş olan akraba bağlarıdır. Artık neredeyse her Kürt ailede bir Türk gelin, her Türk ailede bir Kürt gelin vardır. Bu bağlar, ayrışmayı güçleştiren bir başka faktördür.

Pazar entegrasyonu  

Üçüncüsü, pazar ve piyasa yoluyla kurulmuş olan ekonomik ilişkilerdir. Birçok Kürt, batı kentlerinde arsa, arazi ve işyeri sahibi iken batıdaki birçok Türk firmanın önemli bayi potansiyelini ve pazar alanlarını doğu ve güneydoğu esnafı oluşturmaktadır. Dolayısıyla cumhuriyetin kuruluşunda gerçekleşmemiş olan pazar entegrasyonu, sanayileşme ve özellikle küreselleşmenin etkisiyle hızlanmış durumdadır.

Ancak bütün bu kaynaşmalar ve iç içe geçmeler Kürt etnik kimliğinin asimile edilmesini başaramamış aksine eğitim, iletişim ve yeni olanaklar Kürt etnik bilincini daha da güçlendirmiştir.

Çünkü etnik bilinç bu gelişmelerden önce ortaya çıkmış ve yerleşmiştir. Fakat her ne olursa olsun yaklaşık 25 yıllık acımasız çatışma ortamının iki toplum arasında bir çatışmaya yol açmamış olması önemlidir. Ancak bu uzun çatışma ortamının yarattığı önemli bir güven bunalımı söz konusudur. Türk milliyetçiliği bu önyargılar üzerinden büyümeye çalışırken karşı milliyetçiliği de beslemiş, bütün bu negatif algılar çözümü zora sokan işlevler yüklenmiştir.

Sonuç itibariyle, Kürtlerle Türklerin tarihten günümüze uzanan ilişkisi (daha çok Kürtlerin aleyhine olan) inişli çıkışlı bir yol izlemiş; tarihte karşılaştıkları beş büyük kavşak çelişki-çatışma-ittifak-birliktelik ve ayrışmalarla dolu olmuştur. Altıncı kavşak günümüz konjonktüründe geçiliyor. Yedincisi ise işin rengini belirleyecek olanıdır.

Türkler ve Kürtler birinci kavşakta bir araya gelip din adına Bizans’a karşı birlikte savaştılar. İkinci kavşakta beraberlik Şiia’ya karşı adı konulmuş bir ittifaka dönüştü. Bu Türkler için doğu kapılarını güvenceye alıp batıya daha rahatça açılmalarını sağlarken, beylikler şeklinde yaşamakta ısrar eden Kürtlerin de uzun süre kendi kendilerini otonom biçimde yöntemlerine yol açtı.

Üçüncü kavşakta ittifak, merkezin bastırması sonucu bozuldu. Dördüncü kavşakta II. Abdülhamid tekrar din

yoluyla suni Kürtlerle ittifak kurmaya çalıştı. Beşinci kavşakta yine din metaforu etrafında Türklerle birlikte mücadele eden Kürtler, savaş bitip de Cumhuriyet kurulduktan sonra kendilerine verilen sözlere bağlı kalınmayarak ihmal edildiklerini düşününce tekrar isyan ettiler ama bu isyanlar da bastırıldı. Şimdilerde altıncı kavşaktan Kuzey Irak’ta Federe bir Kürt Devletinin

oluşumu ile geçiliyor. Bu hem Kürtler hem de Türkler için önemli deneylerle yüklü bir kavşaktır.

Tarihi fırsatın vakti  

Yedinci kavşak (özellikle Türkiye Kürtleri açısından) bundan sonraki gelişmenin nasıl olacağını belirleyecek ve geleceğe damgasını vuracak olanıdır. Bu kavşak hem zaman hem de mekân olarak bir yol ayrımının başında bulunuyor: Ya Kürtler ve Türkler bundan sonra eşitlik, özgürlük ve gönencin hakim olduğu gerçek bir demokrasi içinde bir arada yaşayacak ya da anti demokratik ortamın hakim olduğu daha çatışmalı bir ortama sürüklenerek ayrışacaktır.

İşte demokratik açılımın tarihi önemi burada duruyor. Çağımızın gerekleri ve açılımı destekleyenler her ne kadar birinci yolu işaret ediyorsa da statükodan beslenenlerin zihniyeti ikinci yolu zorlamaktadır. Fakat çözümü getirecek olan siyasal iradenin basiret ve cesareti yanında halkların sağduyusu olacaktır.

Bu anlamda çözüm için tarihsel gerçeğin doğru tespit edilmesi, yaşanan sosyolojik durumun iyi tahlil edilmesi ve demokratik adımların vakit kaybedilmeden atılması büyük önem taşıyor.

« Son Düzenleme: Mart 09, 2010, 02:20:07 Gönderen: bRonzé » Logged
HeLin
PsikopatIdealci
******

Teşekkür Sayısı 514
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 39605


tırnaklarına gözyaşı ojeleri süren.


« Yanıtla #21 : Mart 10, 2010, 20:16:06 »

alıntı düşünceler bildiğni ispatlama deil kendini kurtarma çabasıdır:) varsa tarihe dair özgün yorum onları yzın ki fikir yürütelim,tartışalım bir kaç tarihi kaynakla biilgiçlik taslanmaz ki:)
Logged

Hepinizin aLter egoSuyum.
IRCpRenS
PsikopatIdealci
******

Teşekkür Sayısı 301
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 29632


Kendi Zarfında Saklı


WWW
« Yanıtla #22 : Mart 11, 2010, 16:40:50 »

sorun kürt sorunu die ortaya çıkanlar Smiley e bide pkk yandaşı olup hala kalbinin bi köşesinde yada en ufak bi duygusuyla kürtlüğün pkk ile yandaştıran ******** köpekler
Logged




Ama geri döndüğümde de -kokumu içine çekerek - öyle bir öperdin ki beni
. .. .Hep öyle kalalım isterdim. .. .

Gelişinin Dönencesinde En Uzun Özleme Gecesindeyim (!)

Tut Elimi Sımsıkı Titrémé Kıyamam Sana Gözyaşın Gözyaşım OLur Karışır Isyana
Sakın ßükmé ßoynunu Küsmé Hayata
. .. .ßén Varım ßundan Sonra. .. .
YéminLiYim Sana(!)
Tarik
PsikopatIdealci
******

Teşekkür Sayısı 21
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 2574

Tarık | a$k miLitanı


« Yanıtla #23 : Mart 12, 2010, 22:12:59 »

yAV sIMDI Bende buraya bir kürt tarhi mi atayım yanı ? Biz Bu konuları ınsanların fikirlerini anlamak için açıyoruz tarihi bigilerini kanalize etmek için değil!

Kişisel fikri olan varsa söylesın, yoksa sussun... Tabii, şiddet dışı olmak kaydıyla..
Logged

Tanrısı Olduğunuz Ütopyaların Ateisti olurum..

Sayfa: 1 [2]
« önceki sonraki »
    Gitmek istediğiniz yer: