En Ideal Forum Adresiniz!
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Ekim 08, 2008, 13:51:29
834119 Mesaj 9059 Konu Gönderen: 6625 Üye
Son üye: SyM
En Ideal Forum Adresiniz!  | 
Genel Konular  |  Kişisel Gelişim..  |  Ingilizce Pratik :)  |  Atatürk'S ChiLdhood . .
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: 1 [2]
Gönderen Konu: Atatürk'S ChiLdhood . .  (Okunma Sayısı 1362 defa)
OriGinaL
Ziyaretçi
« Yanıtla #15 : Nisan 08, 2007, 00:52:36 »


Turkce acıklaması olsaydı neyın ne oldugunu daha ıyı kavrıyabılırız.Sonrada yargısız ınfaz ne guzeL ideal bea Smiley
Logged
Cici
PsikopatIdealci
*****

Teşekkür et +0/-0
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 1313


♥My heart is crying out for you.♥


« Yanıtla #16 : Nisan 08, 2007, 12:17:14 »

adrub roısay en
« Son Düzenleme: Nisan 08, 2007, 17:03:06 Gönderen: Cici » Logged



Anladım ki; Adın Ebediyete Esir Verilmiş Bir Ruhun Tadında...

''Bir Kez Daha''...

Sıcacık Bir Ekmek Misali...

''Sevgili''...

ELeCtRiCkChi
PsikopatIdealci
*****

Teşekkür et +0/-0
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 3295


içimdeki ateş biter mi?


« Yanıtla #17 : Nisan 08, 2007, 12:31:31 »

Atatürk'S ChiLdhood . .  TÜRKCE VERSİYONU


Annesi ve kızkardeşle amcanın ekip biçtiğir onuna mustafa gitti.
Akşamleyin çiftliğe ulaştıkları zaman amcası çok hararetle onları selamladı. Sağlıkı ve onların akşam yemeyi yedikleri iltifatların hakkında bazıdan sonra sohbet eder. Akşam yemeğinden sonra sohbet hemen hemen bir devam etti , daha fazla ve sonra saatta yatağa gittiler.
çiftlikin çevresinde mustafayı alıp ona onun her bölümünü gösteren erkenci saat onun amcadaki sonraki sabah. öğleden sonra fasulye alana gittiler. Ulaştıkları zaman alan onun amcayla yiyen kargalara yöneldi , onunla alandaki tohumlar parmakla dokunup söyledi: “look mustafa siz şu kargaları görür müsünüz? Düşman sayımızlar bir. çalışıp çabalarım; Gelip tohumları yerler. Nasıl hoş! şu lanetlenmiş karga değil mi?. Sadece zarar verirler ve kayıp. Kargaya onların kafa ve o korkulukun omuzlarına üşüşüp ashamed oldukları değil bundan başka "cro… cro…"dan hoşlanır , korkuluk hemen bir isimdir. Buna bakın. Ya da beşi öttüğü dört onların tohumları yedikleri ona üşüştü; Meşgul ve güneşleniyorlar. Söyledi: Hadi , bırakan mustafa onları sürer away’.
Mustafa ve gelen amcasını gördükleri zaman kargalar uçup gittiler. Sonra oturuyorduyken alan bir ağacın altında bir dinlenme mustafa amcasına sordu: “  sayın amca her zaman bu alandır şöyle? “. “i kaba orada çalışıp alanı seyreden hiç kimse değilirken kargalar tohumları yerler mi? “
Amcası cevap verdi:
“they onların yaptıkları sayın mustafa evedim. Hiç kimseyle bir alanı görmemeliler  o. Onların yirmisi bir araya gelip alana saldırdığı on –. Seyretmezseniz yaparlar  hatta biraz weeks”deki dünyada tohum veren biriyi terk et. Mustafa özetlemeye ihtiyaç duydu: “ok amca tohumları yiyip bitirmek için kargalara izin vermemek için ardından düzende her günü seyretmelisiniz. “
“yes tam olarak. Orada birçok işerken çiftlikte yapmak için kargaları uzakta sürmek için buraya gelirim. Ben başka ne yapabilirim? Bu fasulye alan çok önemlidir. Fasulyeler bizi olgunlaştırdıkları zaman her iki satılmaya çarşıya onları yiyip onları alır; Onları satmakla iyi parayı yaparım.
Burayı seyreden “this çare iş geniş ölçüde sayın amcanıza set çeker. Ardından izin ver yarından burada bekle  kızkardeş makbulemle. çiftlikin diğer işiyle ardından meşgul olabilirsiniz. şunu tanımak için sizi isterim , izin vermeyeceğim , kargalar yerler , hatta field.”inizde biri tohum verdi
“long canlı mustafa siz akıllı çocuk! önce bunu düşünmemiştim. Kolayca benim birçok defayı düşündüğüm bu büyük sayıya çare buldunuz fakat bir çözümü bulma. Izin ver bugün akşama kadar burada kal. Bir alanı korumak için nasıl öğreniyorsunuz. Gerçekten zor sayın değildir. Az çok dikkatli ve kargaları seyretin. çiftliğe gerilediğimiz zaman akşamleyin annenizi söyleyeceğim. Too.”unu ikna etmeliyiz
Sonraki sabah mustafa börekleri koydu , teyzenin sahip olduğu onun bir çantada pişirip amcasının fasulye alanına vardı kızkardeş makbulesiyle. Alana üşüşen kargaları çıkarmak için geldikleri zaman başlattılar. öğle yemeği zamanının yanında her iki çok yorgundu. Sebep: Ilk önce alan oldukça genişti. Ne zaman varan kargalar bir yana tohumları yerseler  alan mustafa ve koşup onlar dışarıda araba süren makbule. Aynı karga çıkarıp alanın diğer yanına üşüşüyor. Bir taraftan koşaraktılar  bir diğeriye alan. Ne zaman diğer karga olan durum çok daha fazla katlanılmaz geldi. öğle yemeği zamanında oturup börekleri yiyorduyken teyzesi pişirmişti , mustafa makbuleye söyledi onun bir yolu bulduğu tamamen sayıyı çöz ve ekle:
“makbule yaptı , nasıl kargaların tricking olduklarını fark edersiniz biz? Bu alana vardığımız zaman şunu anladılar , acemileriz. Benim alede istediğim yöntem oldukça basittir. Izin ver bölen alan onun genişlikiyle ikiye alanın ortasında kulübe yoluyla bizim çizgi çektiğimizi san. Iki eşit bölüme bu çizgi alanı bölerdi. üst kısım az çok yatıktır , bu bölümü almalıyım. Daha alçak bölüm çok dairedir , bu bölümü almalısınız. Bizin heri kendi bölümümüzde kargaları çıkararak olacak. Bölümünüzün ortasının yanında bir yerde kalmaya çalışırsanız şunu göreceksiniz , yorgunluğunuz şunun yarımı olacak   sabah. şimdi siz sordurur musunuz? “
“what ben erkek kardeşi söyleyebilir miyim? Tam olarak ben söylediniz biz nemeliyiz. Sizin tamamen ben söylediğiniz görevimin yaptığı burada. “
“bravo. öğüdümü takip edip güçlü anlamaya sahip olan siz gibi bir asistanla çalışmak için benim için bir şereftir. Bu başarı değil yalnızca bana aitecek fakat ikimiz de. Bırakan şimdi acele eder böreklerimiz ve başlangıç çalışmayı ye. Onların etrafta hiç kimseyi gördükleri onların bir araya geldikleri kargalara bakın. Alanın üstünde uçandan hiçbirşeyi daha fazla yapıyor olmalarına rağmen ben yaparsayız birer birer alana üşüşmek için ** onların başlatacaklarıdan emin olur  acele. Benim amca o bana söz verdim kargaları bırakan nott teki field.”den tohum verdiği hatta biri yer miydi
Mustafanın icat ettiği yöntem başarılıydı. Akşamleyin onların aç ve yoruldukları uykunun yerleri ne zaman geri dönen kargalardır. Makbulenin söylediği çiftlikteki akşam yemeğinden sonra hakkında ne o gün oldu ve nasıl kargalar bir üzgün ve sefil durumda ayrıldı odadaki olanlar dışarıda gürültülü gülmeye yardım edemezdi. Anne zübeyde hanımı söyledi , "mustafam çok smart. ve alında onun sarışın ve mavi gözlü oğlu öp. Bu arada mustafa ağırbaşlı demeanorunu sürdürdü , fakat henüz birazcık gülümsüyordu.

Son


Logged


pısman deqılım herseye countıne
Helin
PsikopatIdealci
*****

Teşekkür et +19/-30
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 26146


*°•::MournfuL::•°*


« Yanıtla #18 : Nisan 08, 2007, 12:35:33 »

teşekkürler
Logged

Йа
Liz
Ziyaretçi
« Yanıtla #19 : Nisan 08, 2007, 18:20:09 »

ama cok düşük ve anlaşılmaz cümleler kurmuşsun:) biraz daha dikkatli yapabilirdin baya bi anlaşılmaz cünkü.. hazır boş zmnım varken cevirim bende Tongue
Logged
Liz
Ziyaretçi
« Yanıtla #20 : Nisan 08, 2007, 19:04:36 »



Mustafa amcasının ciftliğine annesi ve kardesiyle gitti. akşam vardıklarında amcası onları içtenlikle karşıladı. Sağlıkları hakkında sohbet ettikten ve iyi dileklerinden sonra akşam yemegi yediler. Yemekten sonra sohbetlerine yaklaşık 1 saat daha devam ettiler ve yataklarına gittiler. Ertesi sabah, erken saatlerde, amcası mustafayı ciftliğin her yerini dolaştırdı. Öğleden sonra fasulye(bakla vb.) tarlasına gittiler. Tarlaya vardıklarında kargaların tarladaki tohumları yediklerini parmağıyla işaret etti ve dedi : “bak Mustafa, ordaki kargaları görebiliyor musun? Onlar bir numaralı düşman. Ben calısıyorum ve cabalıyorum; onlar geliyor ve tohumları yiyor. Ne güzel! Bu lanet olası kargalar kimse için iyi değil. Onlar sadece zarar ve ziyan yapıyorlar. Bunu yanı sıra bostan korkuluğunun başına ve omuzlarına üşüşüp utanmadan “cro cro” diye ötüyorlar. ( :DDDD ) Bostan korkuluğu sadece isim. Buna bak. 4 yada 5 karga onun üzerine üşüştü, tohumları yemiş; doymuş ve güneşleniyorlar. O Dedi: “ gel Mustafa, onları uzaga gönderelim.”




The crows flew away when they saw Mustafa and  ................ bundan sonrası sonra artık Cheesy
Logged
ELeCtRiCkChi
PsikopatIdealci
*****

Teşekkür et +0/-0
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 3295


içimdeki ateş biter mi?


« Yanıtla #21 : Nisan 09, 2007, 12:13:01 »

cevir   şimdideden kolay  gelsin.  ßen  20  dk   cevirdim sen  de 20  günde  ceviririsin artık Cheesy:d.
Logged


pısman deqılım herseye countıne
Liz
Ziyaretçi
« Yanıtla #22 : Nisan 09, 2007, 22:38:28 »

20 dk da cevirmişsin ama pek bişi anlasılmıyo Smiley yine de saolasın emeğin için Wink
Logged
Serdar Yıldırım
idealsekeri
*

Teşekkür et +0/-0
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 20



« Yanıtla #23 : Aralık 19, 2007, 16:10:49 »



                                               
                                        ATATÜRK’ÜN ÇOCUKLUĞU

Mustafa, annesi ve kız kardeşi ile birlikte dayısının çiftliğine gitti. Akşamüstü çiftliğe vardıklarında dayısı onları çok candan bir şekilde karşıladı. Hal-hatır sormalardan, iltifatlardan sonra akşam yemeği yendi. Yemekten sonra bir saat kadar daha sohbet edildi ve ardından geceyi geçirmek üzere odalarına çekildiler.

Ertesi sabah sabahın erken saatlerinde dayısı Mustafa’ya çiftliğin her tarafını gezdirip gösterdi. Öğle vaktine doğru bakla tarlasına gittiler. Tarlanın kenarına geldiklerinde dayısı parmağı ile tarlasındaki tohumları yemekte olan kargaları işaret ederek: “ Bak Mustafa, şu kargaları görüyor musun? İşte bunlar bizim baş düşmanımız. Ben uğraşayım, çalışayım, onlar gelsinler tohumları yesin bitirsinler. Oh ne ala, ne ala! Kimseye faydası olmaz şu karga murdarının.  Yaptıkları anca zarar, ziyan.  Bir de şu korkuluğun omuzlarına, kafasına konarlar  “ gak gak “ diye öterler yüzlü yüzlü. Korkuluğun sadece adı korkuluk. Şu hale bak. Dört beş karga omuzlarına konmuş, yemişler tohumları, doymuşlar, güneşleniyorlar. Gel Mustafa, kovalım şunları “ diye söylendi.

Mustafa ile dayısının geldiklerini gören kargalar uçup gittiler. Daha sonra dinlenmek için bir ağacın altına otururlarken Mustafa,  dayısına: “ Dayıcığım, bu tarla hep böyle midir? “  dedi.    “ Yani içinde çalışan, bekleyen olmadığı zamanlar kargalar tohumları yerler mi? “

Dayısı:

“ Yerler Mustafa’m  yerler. Bunlar sahipsiz bir tarla görmesinler. Onu, yirmisi toplanır gelir. Böyle gündüzleri tarlada beklemezsen birkaç haftaya kalmaz toprakta bir tek tane bırakmazlar” dedi. Bunun üzerine Mustafa konuyu toparlama ihtiyacı hissetti: “ Peki dayıcığım, o zaman kargalar tohumları yiyip bitirmesinler diye sabahtan akşama kadar bekçilik yapmak zorunda kalıyorsunuz. “

“ Aynen dediğin gibi oluyor Mustafa. Çiftlikte yapılacak bir sürü iş varken, ben buraya gelip karga peşinde koşuyorum. Ne yaparsın ki, bu bakla tarlası çok önemli. Baklalar olgulaşınca hem kendimize yemeklik oluyor, hem de arabaya yükleyip pazarda satıyorum; iyi de para ediyor. “

“ Demek ki burada bekçilik yapmak işleriniz için büyük engel teşkil ediyor, sevgili dayıcığım. O halde izin verirseniz yarından tezi yok kardeşim Makbule ile gelip burada bekleriz. Siz de çiftlikteki işleri yoluna koyarsınız. Kargaların tarlanızdan bir tek tohum yemelerine izin vermeyeceğimi bilmenizi isterim. “

“ Hay, sen aklınla bin yaşa, Mustafa!  Bak bu hiç aklıma gelmemişti. Daha önce defalarca düşünüp de içinden çıkamadığım bu büyük sorunu kolayca çözüverdin. Bugün akşama kadar burada kalırız. Tarla bekçiliği nasıl yapılır iyice öğrenirsin. Zaten zor bir tarafı yok canım. Biraz dikkatli olup kargaları kollaman yeterli. Akşama çiftliğe dönünce annene ben söylerim. Onun da rızasını almak lazım. “

Ertesi sabah erkenden yengesinin hazırladığı börekleri bir torbaya koyan Mustafa kız kardeşi Makbule ile birlikte dayısının bakla tarlasına geldi. Gelir gelmez de, tarlaya inen kargaları kovalamaya başladılar. Öğle vaktine doğru ikisi de çok yorulmuştu. Bunun sebebi: Bir defa tarla oldukça büyüktü. Bir tarafa üç beş karga tohumları yemek için gelseler  Mustafa ile Makbule hemen koşuyorlar kargaları kovalıyorlardı. Aynı kargalar uçuyorlar, tarlanın öteki tarafına iniyorlardı. Tarlanın bir başından bir başına koşup durmak onları yormuştu. İşin içine başka kargalar da karışınca durum iyice çekilmez hal almıştı. Öğle vakti bir köşede oturup yengesinin hazırladığı börekleri yerlerken  Mustafa  Makbule’ye  sorunu kökünden halledecek bir yöntem bulduğunu söyledi ve şunları ekledi: “ Makbule, kargaların bize oynadığı oyunun bilmem farkında mısın? Biz bu tarlaya gelir gelmez acemi olduğumuzu anladılar. Uygulamak istediğim yöntem oldukça basit. Tarlanın ortasında bulunan kulübenin içinden tarlayı enlemesine bölen bir çizgi çektiğimizi farz edelim.  Bu çizgi tarlayı iki eşit parçaya böler. Yukarı tarafta kalan parça biraz meyilli, burası benim olsun. Aşağı tarafta kalan parça dümdüz, burası da senin olsun. Herkes kendi bölgesindeki kargaların kovalanmasından sorumlu olacak. Eğer kendi bölgenin ortalarına yakın bir yerde durmaya özen gösterirsen sabahki yorgunluğunun iki kat azaldığını fark edeceksin. Şimdi konuyla ilgili bana sormak istediğin bir şey var mı? “

“ Ne diyebilirim ki  Mustafa Abi. Sen yapmamız gerekeni tam olarak anlattın. Burada bana düşen görev anlattıklarını eksiksiz olarak uygulamamdır. “

“ Aferin sana Makbule. Senin gibi söz dinleyen, kavrayışı kuvvetli bir yardımcı ile çalışmak benim için şereftir. Bu başarı sadece benim değil, ikimizin başarısı olacaktır. Şimdi biraz acele edelim, böreklerimizi yiyelim de işe başlayalım. Bak kargalara, meydanı boş bulunca nasıl da çoğalıverdiler. Belki şu an için tarlanın üstünde uçmaktan başka bir şey yaptıkları yok ama eğer acele etmezsek birer ikişer tarlaya inmeye başlayacaklarına eminim. Dayıma, kargaların tarlanızdan bir tek tohum yemelerine izin vermeyeceğim, diyerek söz  vermiştim. “

Mustafa’nın  kendi buluşu olan yöntem başarılı oldu. Akşamüstü hava kararmaya başladığında kargalar geceyi geçirmek için konaklama yerlerine giderlerken aç ve yorgundular. Çiftlikte yenen akşam yemeğinden sonra Makbule, o gün olanları ve kargaların üzgün ve perişan bir şekilde gidişlerini anlatırken, odada bulunanlar kahkahalarla gülmekten kendilerini alamıyorlardı. Annesi Zübeyde Hanım, “ Benim Mustafa’m çok akıllıdır “ diyerek sarı saçlı, mavi gözlü oğlunu gururla alnından öperken, Mustafa vakur halini hiç bozmadan duruyor, sadece gülümsemekle yetiniyordu.

Yazan: Serdar Yıldırım

Slm arkadaşlar, biraz geç kaldım aranıza katılmakta. Google'ye        Atatürk's Childhood         yazınca  Atatürk'ün Çocukluğu   hikayesinin İngilizce versiyonuyla,  Türkçesini isteyenlerle ve tercümeyi deneyenlerle karşılaştım. İşte ilk elden ve ilk yazılışı. Bu yazı daha sonra İngilizce'ye çevrildi. HeLin tsk ederim bu hikayeyi bu foruma taşıdığın için.

Not: Bu hikayenin İngilizce versiyonu Atatürk's Childhood  9-1-2007 tarihinde dünyanın en büyük sitelerinden British Council'de çıktığına dair siteden e-mail alınca gözyaşlarımı tutamamıştım. Uzun yıllardır sürdürdüğüm bir ideanın tatlı bir anısıydı. Ben o siteye İngilizcesini göndermiştim ama İngilizler hafiften imlasıyla oynamışlar ve hikayeyi kusursuz hale getirmişler. Başka İngiliz, Amerikan ve Japon site ve forumlarında da İngilizce olarak çıkıyor. Saygılarımla.

www.britishcouncil.org/learnenglish-central-stories-ataturk-childhood.htm


Logged
Sayfa: 1 [2]
« önceki sonraki »
    Gitmek istediğiniz yer: