En Ideal Forum Adresiniz!
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Ekim 08, 2008, 14:00:56
834131 Mesaj 9059 Konu Gönderen: 6625 Üye
Son üye: SyM
En Ideal Forum Adresiniz!  | 
Ideal Club  |  Kırık Kalpler Kulubu  |  DostLuk üZeRine..
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1]
Gönderen Konu: DostLuk üZeRine..  (Okunma Sayısı 684 defa)
Nefret_1788
Ziyaretçi
« : Mart 09, 2008, 02:18:56 »


Gerçek arkadaşlık nasıl olur? Gerçek arkadaş kimdir? 

 Sevdiğini bırak... Geri dönerse senindir dönmezse zaten hiç senin olmamıştır... Yıllar önce duyduğum bu cümleyi defalarca tekrarlamama rağmen, derin anlamını sanki ilk kez duymuş gibi hissediyorum.

Sevilen kelimesi sadece aşık olunan, eş olan kişi için geçerli değil... Pek çok sevgi çeşidini ve pek çok sevileni kapsıyor… Bunlardan biri de dostluklar...

Soruyorum kendime gerçek arkadaşlık nasıl olur? Gerçek arkadaş kimdir? Peki ya ben birisine hiç gerçek bir arkadaş olabildim mi?

Cevaplaması zor olan sorular... Uzun bir düşünme süreci sonunda bazı çıkartmalar elde ettim, ama doğruluğunu ancak zaman test edecek.

Klasik dostluk tanımlarına girmeye kalkarsam, yanılma şansım çok yüksek... ki bunca yıldır düştüğüm yanılgıların bir nedeni de olayın, biri yüzeysel diğeri derin olmak üzere iki taraflı anlamı olması...

Şimdi anlıyorum ki,
Dostluk oturup saatlerce konuşabilmek, konudan konuya uçar gibi zıplamak, fikirleri tartışmak değilmiş....

Dostluk, onun ihtiyacı olduğunda sessizce onu dinleyebilmekmiş...

Dostluk, O'na kendi bakış açımı göstermek ve onun farklı bir görüş kazanmasını sağlamak değilmiş...

Dostluk, ne kadar ters olursa olsun, O'nun gözleri ile bakmayı başarabilmek demekmiş...

Dostluk, dostun bir yanlıştan öbür yanlışa adeta sürüklenircesine giderken, O'na dur demek ve hata yapmasını engellemek değilmiş...

Dostluk, O hata yaparken, acı çekerken ve sonucunda tecrübe kazanırken bu süreçleri onunla birlikte yaşayabilmek demekmiş...

Dostluk, O'na neyin doğru olduğunu söylemek değilmiş...

Dostluk, Onu kırmadan saygı ile dinleyebilmek ve söylediklerini eleştirmeden anlayabilmek demekmiş...

Dostluk, O'nun duygularını hiçe sayarak, katı dürüstlük demek değilmiş...

Dostluk, bazen O’nun duymak istediğini söylemek demekmiş…

Dostluk, O'nun adına karar vermek demek değilmiş...

Dostluk, O’nun ne istediğini öğrenmek için çaba sarfetmek demekmiş...

Dostluk, O'nu aynı ruhun parçası gibi benimsemek değilmiş...

Dostluk, O'nun tecrübesine, duygularına, düşüncelerine, kararlarına, isteklerine, hayallerine saygı gösterebilmek, farklılıklarını görebilmek demekmiş...

Dostluğu tanımlayan ve yapılması gereken bir kurallar listesi yokmuş...

Çünkü yapılan herşey doğal olarak kendiliğinden olurmuş...eğer olmuyorsa, o zaman dostluk zaten yokmuş...

Bu tür bir anlayışı içeren bir ilişki, adı ne olursa olsun, aşk, arkadaşlık, komşuluk, dostluk... güzel olmazda ne olur?
Logged
Nefret_1788
Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : Mart 09, 2008, 02:19:21 »

Hep düşünmüşümdür, dostum diyebileceklerim kimlerdir benim? Kime ´dost´ derim ben? Geriye baktığımda hayıflanmamak elde değil, ne kadar az dostum var gerçeği söylemek gerekirse. Ya kaybettiklerim?

Sorarım size nedir dostluk, kimdir dost?

Yanıtımda salt sözlüklerin tanımlarından yola çıkmamam lazım. Ama benim dost denince anladığım herkesçe anlaşılan mıdır? Büyük olasılıkla kişi yapar bu tanımı ve kavramını kendine göre, üstelik bilinçdışındaki dürtüleriyle. Görecelidir dostluğun tanımı; güzel´in tanımı, normal´in tanımı gibi... Söyleyin bana normal insan nasıl biridir? Ya güzel? Peki öyleyse nedir bu işin kıstası, nasıl edinir insan dostunu, nasıl oluşur dostluklar? Nasıl sevgiler aşar sınırları da, dostun için yapamayacağın birşey kalmaz olur? Beğendiğin, sevdiğin kişi senin için ideallerin en önde geleni oluverir? Keşke bilseydim yanıtları da sizi meraktan kurtarıp yazıverseydim hepsini şuracıkta. Ama gel gör ki bu iş hiç de o kadar kolay olmayacağa benzer.

Dilimizdeki bir deyiş ´Dostunu düşmanını tanı´ der. Demek ki dostluk karşıtı bir olay daha var, bu doğrudan düşmanlık olmasa bile. Yaşamında büyük bir bahtsızlık eseri hiç görmeyenleri ele alalım. Doğuştan körleri yani. Merak ettiğim, bu kişiler ışığı ve renkleri nasıl algılarlar? Hatta algılayabilirler mi dersiniz? Kuşkusuz olanak dışı bir şey bu. Onların yaşamı karanlığın içinde ve karanlığın kendisidir bize göre. Tanımlarınız nasıl ve hangi sözcüklerle olursa olsun bunlar ışığın karşıtı olan karanlıktan başkasını algılayamayanlar için büyük bir anlam taşımaz. Ya dostluk ögesinin karşıtı nedir? Basitçesi dostsuzluk. Biraz daha genişçesi, bir dostu kaybetmek olamaz mı? Siz bir dostunuzu kaybettiniz mi hiç? Sanıyorum, işte buradan yola çıkarsak belki biraz daha mantıksal bir iz sürmüş olacağız. Doğrudan ulaşamadığımıza dolaylı bir yöntemle varmak kısacası.

Büyük bir üzüntüyle söylemem gerekir ki yaşamımda dostum diyebileceğim az sayıdaki kişiler arasından dostluklarını tek yönlü yitirdiklerim oldu! Sizin de olmuştur. Nedenlerini, yıllar boyu düşünmüş ve elle tutulur bir yanıt da bulamamışımdır.

Oysa ben, onlar için, bütün dostlarım için, kayıtsız ve kuralsız verici olmuşumdur; asla bir karşılık beklemeden ve severek. Onlar için yapamayacağım hiçbir şey kalmamıştır. Değil alkış, ödün veya ödül beklemek, bunlar aklımın ucundan bile geçmemiştir. Kapım, evim ocağım, kalbim gibi hep açık olmuştur da hiç beklenmedik bir anda ve hiçbir görünür neden olmaksızın karanlığa gömülmeyi yeğlemişlerdir. Neredeyse ölümle özdeşebilecek bir yokluğu ve bunun vereceği acıyı bana hak görmüşlerdir, o kaybettiğim dostlarım. Demek ki onlar benim üzerine titrediğim, varlığıyla huzur bulup onurlandığım dostlarımken ben onlar için sıradan biri olmaktan öteye geçememişim de bundan haberim yokmuş! Bir kalemde silivermişler o kutsal dostluğu, en acımasız biçimde ve belki de ´Oh´ dercesine. Kapılarını ve kalplerini kapayıvermişler bana. Onulmaz boyutlarda bir acı... Bir dostun, ya da bir sevgilinin, kaybından doğan acıyı, kuşkusuz en iyi, onu yitirenler bilir. Hani şu boğazlarında solukları düğümlenen, gözpınarları dolu dolu olanlar. Dünyası yıkılanlar...

Dostlukların temeli, sağlam olmalı elbet. "Temelsiz dostluklar kısa ömürlü olur" dedi, bir dostum. Ya ne ola ki, nasıl ola ki dostlukların temeli? Bu temelin ölçütü nedir? Bence sağlam temelleri her iki kişinin beraberce atması gerekiyor. Birinin temeli sağlam, diğerinin heran yıkılmaya hazırsa kısa ömürlü oluyor işte dostluklar ve her tür ilişkiler. Atılmaya, satılmaya neredeyse hazır. Hoşuna mı gitmedi en doğal bir davranışı, bozuk para gibi harca dostunu! Ama... Zararı yok diyorum. Elbette sağlam temellere oturan, her türlü anlayış, hoşgörü ve sevgiyi içine alan, değer veren, verici olduğu ölçüde doyuma ulaştıran, saygın, bir yaşamboyu sürecek nice dostluklar da vardır.

Sonradan üzülmek istemiyorsanız, elinizde tuttuğunuz şu kristal dostluk bardağını ne olur kırmayın.
Logged
Nefret_1788
Ziyaretçi
« Yanıtla #2 : Mart 09, 2008, 02:22:24 »

Mevlana Hazretlerini rahmet ve sükranla yadediyor sözü; sözün sultanina birakiyorum:
"Dost
Genç adamin biri,
Dermis babasina her gün;
'Benim de dostlarim var, sendeki dost gibi'
Baba, itiraz eder, olmaz öyle çok dost, hakikisi
Belki bir, belki iki,
Fazlasini bulamazsin gerçek, hakiki...
Devam eder durur konusma...
Aralarinda baslar bir tartisma,
Karar verirler bir sinava,
Dostun hakikisini anlamaya...
Bir aksam bir koyun keserler,
Ve koyarlar çuvala.
Baba der ki ogluna,
'Hadi al bu çuvali, simdi götür dostuna'.
Çuvaldan kanlar damlamakta,
Sanki öldürmüsler de bir adami,
Koymuslar çuvala,
Distan böyle sanilmakta.
Delikanli sirtlar çuvali,
Gider en iyi bildigi dostuna, çalar kapiyi.
O dost, bakar ki bir çuvala hem de kanli,
Kapar hizla kapiyi delikanlinin suratina,
Almaz içeri arkadasini,
Böylece tek tek dolasir delikanli,
Kendince tanidigi, sevdigi dostlarini.
Ne çare, hepsinde de sonuç aynidir.
Evlat geriye döner.
Ama içten yikilir...
Babasina dönerek; hakliymissin baba, der.
Dost yokmus bu dünyada ne sana, ne de bana.
Baba 'hayir Evlat'der, benim bir dostum var bildigim.
Hadi, çuvali alda bir kerede git ona.
Genç adam, çuvali sirtlar tekrar.
Alnindan ter, çuvaldan kanlar damlar...
Gider, baba dostuna. Kabul görür, sevinir.
O dost, delikanliyi alir hemen içeri.
Geçerler arka bahçeye. Bir çukur kazarlar birlikte,
Çuvaldaki koyunu gömerler adam diye,
Üzerine de serpistirirler toprak.
Belli olmasin diye dikerler sarimsak...
Genç adam gelir babasina;
'Baba, iste dost buymus' diye konusunca,
Babasi; 'daha erken, o belli olmaz daha.
Sen yarin git O'na, çikart bir kavga,
Atacaksin iki tokat, hiç çekinmeden ona,
Iste o zaman anlasilacak, dostun hakikisi.
Sonra gel olanlari anlat bana...'
Genç adam, aynen yapar babasinin dedigini,
Maksadi anlamaktir dostun hakikisini,
Babasinin dostuna istemeden basar iki tokadi!
Der ki tokadi yiyen DOST;
'Git de söyle babana, biz satmayiz Sarimsak tarlasini böyle iki tokada'!
Sevilecek biri olmadigin zamanlarda bile Seni
Sevmeli...
Sarilacak biri olmadigin zamanlarda bile Sana
Sarilmali...
Dayanilmaz oldugun zamanlarda bile Sana
Dayanmali...
Dost dedigin; fanatik olmali;
Bütün dünya seni üzdügünde Sana moral vermeli.
Güzel haberler aldiginda seninle dans etmeli,
Ve agladiginda, seninle aglamali...
Ama hepsinden daha çok;
Dost matematiksel olmali;
Sevinci çarpmali...
Üzüntüyü bölmeli...
Geçmisi çikarmali...
Yarini toplamali...
Kalbinin derinliklerindeki ihtiyaci hesaplamali...
Ve her zaman bütün parçalardan daha büyük olmali...
Isi bitince seni bir tarafa atmamali..."
Logged
Nefret_1788
Ziyaretçi
« Yanıtla #3 : Mart 09, 2008, 02:27:57 »

GERÇEK DOSTLUK BÖYLE OLUR

Çok samimi iki dost ve arkadaşlardı. Fakat bir tanesi çok kurnaz atılgan ve hareketli, diğeri ise çok saf, dürüst ve sessizdi. Bir gün kurnaz olan arkadaş , diğer arkadaşın yanına giderek işlerinin bozulduğunu söyler ve kendisinden para ister. Samimi dostu onu hiç kırmaz ve elindeki bütün parayı arkadaşına verir. Arkadaşı bu parayla işlerini düzeltir. Bir süre sonra kurnaz olan yine arkadaşının yanına gider ve arkadaşının evlenmek üzere olduğu nişanlısını çok
beğendiğini ve kendisine vermesini ister. Arkadaşı çok şaşırır, ne diyeceğini bilemez.Fakat aralarında o kadar kuvvetli bir sevgi vardır ki arkadaşına hayır diyemez, nişanlısını arkadaşına verir.

Zaman içinde Saf olanın işleri bozulur ve birden arkadaşı aklına gelir
ben ona sıkıştığında iyilik yapmıştım diyerek arkadaşının iş yerine gider
ve kendisine çalışması için iş vermesini ister. Arkadaşı ona iş vermez. Bizimki pişmanlık ve üzüntü içinde geri döner ama yinede arkadaşına kızamaz. Bir gün sokakta dolaşırken yanına hasta ve yaşlı bir adam yaklaşır. Fakir olduğu için ilaç alamadığını söyler. Bizimki yaşlı adamcağıza acır, istediği ilaçları alır ve adamcağıza verir. Kısa bir süre sonra yaşlı adamın öldüğünü duyar. Yaşlı adam çok zengindir ve bütün mirasını kendisine bırakmıştır.

Saf adam artık zengindir. Biraz da sevdiği dostuna olan kırgınlığıyla dostunun iş yerinin karşısında bir ev alır ve oraya yerleşir. Bir gün evinin kapısını dilenci bir kadın çalar. Yaşlı kadın çok aç olduğunu, kendisine yemek vermesini ister. Bizim saf hiç düşünmeden kadını içeri alır karnını doyurur, Kimsesi olmadığını
öğrendiği kadına; Kendisinin de yanlız olduğunu söyler ve bu evde birlikte
yaşıyalım sen evin işlerini ve yemekleri yaparsın der, yaşlı kadın hiç
düşünmeden kabul eder. Bir süre sonra yaşlı kadın bizimkine, kendine
uygun bir kız bulup evlenmesini söyler. Bizimki böyle bir kızı nasıl
bulacağını, kendisinin tanıdığı olmadığını söyler.Yaşlı kadın ona uygun bir
kız tanıdığını ve kendisiyle görüştürebileceğini söyler. Görüşmeler
sonucunda evlenmeye karar verilir ve düğün davetiyeleri basılır. Bizimkisi
kırgın olduğu halde çok samimi dostunu yinede unutamamıştır. Biraz da
geldiği konumu görmesi açısından samimi arkadaşına da davetiye gönderir .
Düğün günü gelir çatar. Saf adam düğün salonunda bir şeyler söylemek
isteğiyle mikrafonu alır ve başlar yaşadıklarını anlatmaya; Eskiden çok
sevdiğim bir dostum vardı. Bir gün işleri bozulunca benden borç para istedi elimdeki bütün parayı verdim. Evlenmek üzere olduğum nişanlımı çok beğendiğini söyleyerek benden istedi. Çok üzülerek onu da kendisine verdim . Çünkü biz gerçek dosttuk onun üzülmesini istemedim. işlerim bozulduğunda onun fabrikasına gittim ve çalışmak için kendisinden iş istedim. Bana iş vermedi. çok üzüldüm, ama yinede arkadaşıma kızmıyorum .çünkü biz gerçek dosttuk. Bu konuşma üzerine kurnaz olan arkadaşı daha
fazla dayanamaz mikrofonu eline alır ve başlar konuşmaya;
Benim de bir zamanlar çok sevdiğim bir dostum vardı.
İşlerim bozulduğunda kendisinden para istedim, bütün parasını bana verdi.
Sonra ondan nişanlısını istedim, üzülerek nişanlısını da verdi. Nişanlısını
istememin nedeni o kadının arkadaşıma layık olmamasıydı (Hayat kadınıydı)
Kendisi çok saf olduğu için arkadaşımı o kadından bu
şekilde kurtardım.İşleri bozulduğunda gelip benden iş
istedi, Arkadaşımı kendi emrimde çalıştıramazdım, o yüzden iş vermedim.
Günün birinde karşılaştığı yaşlı adam benim babamdı. Babam ölmek
üzereydi, onu arkadaşımın yanına ben gönderdim ve mirasını ona ben bıraktırdım. Evine gelen dilenci kadın benim annemdi.Ona bakıp iyi yaşamasını sağlamak için gönderdim. Şu anda evlenmekte olduğu kız de benim kız kardeşim. Onu arkadaşımla evlenmesine ben ikna ettim. Değerli misafirler, işte biz böyle dostuz.

Dostlukla ve Sevgiyle kalın.


DOSTLUGUN KIYMETİNİ BİLİN...
Logged
calimerooo
Ziyaretçi
« Yanıtla #4 : Mart 10, 2008, 18:46:20 »

grçk dost var mı ki:)
Logged
bRonzé
Administrator
***

Teşekkür et +133/-44
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 14072


Trance Forever ...


« Yanıtla #5 : Mart 10, 2008, 19:23:37 »

çok arkadaşım var ama sadece 2 tane dostum var iyiki hayatımdalar çok seviyorum onları
Logged

Sana “sus”arken...
öLüme “su”sarken...
MüpteLâsıyken kahramanı bıçakLanmış masaLLarın
aşk için aşıkLarı ezip geçmişken...
susma ömrüm...!
Şehâdet getir cinnetime...


R d e
tarih
idealsekeri
*

Teşekkür et +0/-0
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1


« Yanıtla #6 : Mart 22, 2008, 18:14:35 »

ARKADAŞLAR BEN YENİ UYELERDENM MERABAAAAAAAAAAAAAA TARİHİ COK SEVİYORUM VAZGECILMEZLERIMDENMDR
Logged
FıRtıNa
PsikopatIdealci
*****

Teşekkür et +33/-8
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 15471

Sıyırmıs


« Yanıtla #7 : Mart 22, 2008, 18:19:32 »

arkadaslarım var fakat dostluk ayrı birsey gercek bir dost bulmak cok zor bu devirde kime güvenceğimi bilmez haldeyim..
Logged
BuKet
Bayan Moderator
**

Teşekkür et +24/-0
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 3313


...вιя güи кανυѕ∂υк ∂ιує нαукιяα¢αgιz...


« Yanıtla #8 : Mart 27, 2008, 09:26:58 »

ßana görede sen gercek dostluk edersen ,elbetde ol oljak (gercek) Dostlarin
Logged


[.. Sénin Yanındaykén  ..]
Hayat Canımı Yakmıyor ßénim, Aksiné GüLümsüyor ßana
Zaman Duruyor SéninLéykén, SaniyéLér Géçmiyor, DakikaLar Atmıyor
// ßüyük ßi MutLuLuk Sarıyor Dünyayı \\
Sévgin UmutsuzLara ßiLé Umut Işığı OLuyor
Sén Varsın Ya, Günéşté GüLüyor ßana, Ay da, Dünya da !..
.. . Séni Sévmék O Kadar GüzéL ki . ..
{... İyiki Varsın // İyiki AşkıMsın ...}

AsiBoy'uM ¯)
Nefret_1788
PsikopatIdealci
*****

Teşekkür et +0/-0
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 2217


Ha ha ha / İşte hayatın böyle boş bir kahkaha


« Yanıtla #9 : Mayıs 08, 2008, 23:17:41 »

Firtina Sen Benim DostumSun öLe de kaLacaksIn Smiley
Logged

HasreT öLüm/SenSizLik ZuLüm/Elßet ßirqüN qeLiRim ßekLe ße qüLüm../
LéthaL
PsikopatIdealci
*****

Teşekkür et +8/-1
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 3800


• öLümLü Düş'Lerim •


« Yanıtla #10 : Mayıs 22, 2008, 12:00:48 »

DostLuk zordur
qüven yoh :s
Logged

SusuşLara PrangaLı diL.
idea
IdealManyak
*****

Teşekkür et +0/-0
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 559


..::EyLuL::..


« Yanıtla #11 : Mayıs 22, 2008, 12:25:00 »

dostlukmu hani nerde göremiom hiç
Logged



Ya Sahip Olursun ßana ßu Hayatta
Ya Hayal oLur KaLırım RüyaLarında
Ya $arkın oLur DoLanırım DudakLarında
Ya Uzaktan geLen Ses oLur,KaLırım kuLakLarında 
     
Sayfa: [1]
« önceki sonraki »
    Gitmek istediğiniz yer: