En Ideal Forum Adresiniz!
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Ekim 12, 2008, 06:25:44
836555 Mesaj 9095 Konu Gönderen: 6644 Üye
Son üye: mennan
En Ideal Forum Adresiniz!  | 
Ideal Club  |  Sahaf Cafe  |  GönüL GemiLerinizin Rotasiz KaptanLari..
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: 1 ... 19 20 [21] 22 23 ... 28
Gönderen Konu: GönüL GemiLerinizin Rotasiz KaptanLari..  (Okunma Sayısı 3166 defa)
SvG
Ziyaretçi
« Yanıtla #300 : Mayıs 15, 2008, 15:02:49 »


Seni anlatmaya gücüm yetmiyor,bende ki seni sana,kalbine akıtacak kelime bulamıyorum. Tam anlamıyla benim olduğunu,sana ait olduğumu,delicesine seni sevdiğimi,canımı ayaklarının altına gözümü kırpmadan sereceğimi,her bakışında içimdeki fırtınayı,bir gülüşüne bin ömrü feda edebileceğimi,leyla'nın mecnunu sevdiği gibi son nefesinde bile sevdiği gibi, benimde seni sevdiğimi anlatacak kelime yok nefesim,yok!
Logged
DracuLa
İdeal Yönetim ****

Teşekkür et +12/-8
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 20374



« Yanıtla #301 : Mayıs 15, 2008, 15:16:45 »

gusel payplasiml;ar
Logged

Egilde Kulak Ver Ceddine!Turk'e Kefen Bicmek Kimin Haddine ?Avrupa'dan Cin Seddine...Hedef Turan    Rehber  Kuran!..
SvG
Ziyaretçi
« Yanıtla #302 : Mayıs 15, 2008, 15:17:35 »

saolasin Smiley
Logged
SvG
Ziyaretçi
« Yanıtla #303 : Mayıs 15, 2008, 15:20:18 »

Sessiz sokak, çakıl taşları bile dilsiz... Yalın hasretlerini yıldızlara dizdim, yıldızlar kaymamak için yeminli sanki, ay ise nöbette belli ki. Bundan böyle kelimelerin sustuğu, insanların ölüme meydan okuduğu yerdeyim. Elimde kana bulanmış barış elçin, bayrağın. Gözümde hatırlayamadığım varlığın... Bir seni unutmuş yazarlar, bir de beni. Yazacak kelime bulamamaktan. Renkler karelenmiş, ömür hedeflenmiş ve sevda kalakalmış sarı saçlı bir kız çocuğunun avuçlarında...
Logged
SvG
Ziyaretçi
« Yanıtla #304 : Mayıs 15, 2008, 15:20:51 »

Söylesene aşk mutluluk mu acıtan, yoksa acı mı mutlu kılan? Her acıdığında yüreğimiz, aşkın acısını aşk ile kapatma çabalarımızın, altında yatıyor ezberlediklerimiz...
Logged
SvG
Ziyaretçi
« Yanıtla #305 : Mayıs 15, 2008, 15:21:40 »

Biliyor musun, çocukken sallanan salıncakların beni hep göklere uçuracağını sanırdım, hızlanırdım. Ama sadece nefesimi keserdi bu heyecan, çıkamazdım göklere, yalnızca ayaklarım yerden kesilirdi. Aşkının hazzı tıpkı yükselme heyecanlarıma yenildiğim salıncaklara benziyor. Uçacağım zannederken ben, hiç ummadığım bir anda beni yere çakıyor. Şimdi seni susturmalı mı, yoksa biraz daha konuşmana izin mi vermeli bilmiyorum. Omuzlarında mı ağlamalı, yoksa seni gökyüzündeki meleklerin yarattığı boşluğa mı emanet etmeli onu da... Kalan kalıyor sanırım bu gece hoyratlığında, klavyenin ateş çıkaran yangınlarında...
Logged
SvG
Ziyaretçi
« Yanıtla #306 : Mayıs 15, 2008, 15:22:16 »

Sana neden bu kadar yazma isteği duyduğumu bilmeden yazıyorum. Kaldırım taşlarına kazınan gerçeklerin yanı sıra bir de yaşatmanı istediğim hayal dünyası var ki, içinden çıkmamak için, her gün yıldızlara adıyorum kendimi. Yenileyerek bedeninde bedenimi... Her hayalperest bilir, yoktur hiçbir hayalin bedeli...
Logged
SvG
Ziyaretçi
« Yanıtla #307 : Mayıs 15, 2008, 15:25:16 »

Yaşanmışlıkların ardında avuçlarında ne kalır insanların…
Birkaç güzel hatıra düşlerde, yalancı bir tebessüm yüzlerde ve hiç dinmeyen yaşlar gözlerde…
Elinizde kalan tek yırtık resimde hangi geleceği görüyorsunuz yaşamayı dileyip de dünlerde bıraktığınız.
Hangi gerçekler masala karıştı biliyor musunuz.
Peki ya sen biliyor musun ardında ne bıraktığını yada neleri de beraberinde götürdüğünü giderken…
Logged
SvG
Ziyaretçi
« Yanıtla #308 : Mayıs 15, 2008, 15:26:23 »

İçimdeki yarınlara dair inançlarımı da götürdün valizinde, yol arkadaşın ise gözlerimde silemediğin nefretin oldu haberdar mısın.
Açtığın yaraları senden başka kim silebilir ki kime bağlayayım umutlarımı kimin omzunda doyasıya ağlayayım.
Kime derdimi yanayım kimden merhem bulayım.Giderken silebilseydin keşke gönlümdeki yaşları da, onları da götürseydin yada.
Böylesine ağır gelmezdi belki nefes almak bile bana…
Şimdi evinin duvarlarında duyuyor musun sesimi yada gülüşlerimi gece yarılarına kadar gelmeni beklediğim penceren hatırlatıyor mu beni sana…
Logged
SvG
Ziyaretçi
« Yanıtla #309 : Mayıs 15, 2008, 15:27:02 »

Gülümseyerek çektirdiğimiz resimler bile ağlıyor şimdi. Ben ağlamışım çok değil ki…
Gelirken kucak dolusu sevgiden başka ne beklemiştim ki senden içimdeki sevgini de götürdün.
Logged
SvG
Ziyaretçi
« Yanıtla #310 : Mayıs 15, 2008, 15:28:23 »

Şimdi ardından adını bin defa nefretle anıyorum, seni düşündüğümde yazdığım her kelimeden kinim kokuyor buram buram duyuyor musun?
Son nefesimde bile O’na beddualar etmemi nasip et Allah’ım diye ettiğim duaları biliyor musun?
Neden böyle derinden ah çektiğimi her hücrenle hissediyor musun?
Nasıl duyacak ki taşlaşmış, sevgiyi bilmez yüreğin. Nasıl hissedecek çaresizlikle örülmüş hücrelerin.
Logged
SvG
Ziyaretçi
« Yanıtla #311 : Mayıs 15, 2008, 15:28:59 »

Anlayabilseydin sonu böylesine acı biter miydi bir sevda daha, küllenir miydi yakılmış mektuplarınla…
Şimdi senden bana tek kalan yakılmış mektuplar, yırtılmış resimler, yıkılmış bir hayat…
Logged
uuя ßöcέği
PsikopatIdealci
*****

Teşekkür et +50/-5
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 16504


« Yanıtla #312 : Mayıs 15, 2008, 15:35:29 »

ßen'de ben'i tüketmeden geL...
ÖyLesine arama beni,
ÖyLesine geLme bana;
qeLeceksen aDam qibi qeL.. ;(
Logged
SvG
Ziyaretçi
« Yanıtla #313 : Mayıs 15, 2008, 15:38:58 »

Hep böyle sensiz mi bu şehir?
Hep böyle ayrılık mı kokar?
Hep geceye küskün müdür güneşlerim?
Hep sevdaların sonunda ayrılık mı var?...
Logged
Nefret_1788
PsikopatIdealci
*****

Teşekkür et +0/-0
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 2217


Ha ha ha / İşte hayatın böyle boş bir kahkaha


« Yanıtla #314 : Mayıs 16, 2008, 01:43:31 »

“ Cümleleri yine sana yordum..
Kabul eyle..”

Ağlama sakın / Yıkılırım…

Sakın bir damla gözyaşı dökme kirpiklerinden. Yıkılır ölüme kurduğum barikatlar. Bağlanır dilim. Sakın akmasın yüreğin ayak uçlarına. Sarılır dudaklarım senden önce saklambaç oynadığım gecelere. Susuzluğuma bakıp da sakın nehirleri giyinme üzerine...Tel tel kızarmasın gözbebeklerin. Sancılanır yine umutla sardığın yamalarım..Kapanır kepenkler. Nice aynalar kırılır yüreğimin sahnelerinde..Ağlama diyorum sana. Bulutlara özenip sağanak halinde yağma üzerime..Bıçağın en keskin yüzü ol da saplan böğrüme. Ama kızarmasın gönül bahçem. Ellerimizle ektiğimiz ve gülüşlerimizle yeşerttiğimiz “ umut “ sahifesi ıslanmasın..Yetim kalan serçeler üşümesin ıslak kirpiklerinde. Gülümsemene alışmış gökyüzü yine kara bulutlara rehin düşmesin..Ağlama..Düşerim..Yalpalarım ağlayışların sessiz çığlıklarında. Biliyorum hayata rehin bir mültecisin kendi yüreğinde. Yangınlara verdin tüm defterleri. Elinde sadece birkaç umut yaprağı ve de yorgunluktan muzdarip ben..Aldırma sen…Her şeye inat bana dik durmayı sen öğretmiştin. Şimdi sıra sende..Bu zamana kadar akıttığın her gözyaşına bir gülü feda ettim. Sakın ağlama ne olur. Sen ağladıkça yüreğimden bir parçayı koparıyorum..Kopardıkça kaybediyorum. Kaybettikçe ölüyorum. Sorma neden diye.Sen sicim sicim yağdıkça üzerime..Ben yavaş yavaş ölüyorum…

Korkma sakın / Yanında ben varım..

Ben seni bir kelebeğin en narin dalında büyüttüm. Dünya’ya gözlerini yeni açmış bir bebeğin narinliğinde sakladım seni..Biliyorum dönsen karanlığın ayak dibi, yürüsen bir adım sonrası uçurum. Kal öylece..Çıkar kendini kuyulardan. Yetmedi mi kendinle savaşın ? Yetmedi mi kendine zalimce saldırışın ? Korkularınla savaşmaktansa ölmek çare ise vur kendini. Ama önce beni çiğnemelisin..Yılgın olabilirsin hayatın isimsiz ihtilallerinde..Her buluttan bir hüzün çalmış olabilirsin..Bu kadar çaresiz, bu kadar dirayetsiz olamazsın. Eğer benim sevdiğim isen bu kadar pes edemezsin. Bırak üzerine yürüsün hayat. Bırak üstüne çullansın acılar..Sığın bir nefeslik Cennetime. Sokul bir umut türküsüne..Korkun ölüm ise; dudaklarımda saklı son nefesin. Korkma kendinden. Korkma bizden..Biliyorum uçsuz bucaksız düşüncelerdesin. Diptesin. En derinde..Yetmedi mi kendini ipsiz uçurumlara saldığın ? Yetmedi mi korkularına inat kendini “ kendi “ yüreğine astığın ? Kendime yarım cümlelik adam dediğimde bana delice kızan “ sen “şimdi korkulara yenik düşen yüreğine çift sözün yok mu ? Bırak korkular çerçevelesin etrafını. Eğme başını diyorum eğme. Bitâp düşsen de gece yarısı korkularından gözlerimde yeşeren hayatla umutlan sen..Sokul çatısı olmayan evimizin sıcaklığına..Yoksa sen korktukça tükenirim. Tüketirim bendeki beni..Bir serçeye özenirim yüzüm..Bir namlunun sıcaklığına kanar çocukluğum. Kaybolurum..Yok olurum…Tutuklu kalırım kalemin sızlayan dibinde. Akmaz sözlerim dilimin ucundan..Düşerim. Düştüğüm yer senin korkuların olmasın sakın..Gözlerini kapama sakın..Korkularında bir martı can verir..Bir de ben..Sabırsızımdır bilirim. Ya ben senden önce korkularına yenik düşersem..Ya ben ölümü mavzere hediye eylersem ..Sığınacak bir yer olarak karanlığı belleme. Diren ve savaş. Kendin için savaşacak takat bulamıyorsan bari “ umut “ için savaş..Hadi bu gece uykusuzluğu sil at gözlerinden..Korkularına inat sen sevmeye devam et…Yoksa..Yoksa…Gözlerimdeki gökkuşaklarını bir bir sererim sabırsız toprağa…

Susma sakın / Her cümlende ben nefes alırım…

Göremezsen de gözlerimdeki kanatsız kelebekleri, sen cümleler kur bana dair. Yorgunluğuma, uykulardan arındırılmamış sevdama aldırmadan sen anlat beni. Bırak beni anlatmaya çalışırken katili ol alfabesin. Titresin dudakların adımı anınca. Ama sakın susma. Susarsan kefen olur nefesin. Bilmediğim okyanuslar çatlamış dudaklarıma el sürer. Sen sustukça kirlenirim çelimsiz duraklarda. Ve bilirsin suskunluğun kirini ancak ölüm paklar..Biliyorum mevsimlerden sonbahardasın..Dalların solmakta yine. Yine acılar yüreğinde başrolde. Gel etme. Diline kepenkler vurulsa da sen giyme susuzluğu..Bizim / benim sana ihtiyacım/ız var..Susarsan tek bir kum tanesi akmaz zaman zulasından. Dibe vurur köklerim..Bilirsin ben yüzme bilmem..Boğulurum sessizliğin kör derinliğinde..Eririm. Çözülürüm yavaş yavaş. Esirgeme beni dudaklarından..Olur olmadık an ismimi. Her bir cümlene katmasan da her gülüşünde sayıkla bendeki “ seni “. Susma, karanfiller örtmesin üzerimi..Kıyısız kalmasın bendeki öznelerin. Susma, içimdeki dilenci kanamasın. Rehin düşmesin mürekkebim bozkır toprağına. Susma ne olur. Kopmasın sende saklı kıyametim..Biliyorum attığın her adım sonrası yangın yeri..Köşe başları tutulmuş..Eller tetikte. Her kelimende bir ölüm saklı..Ama sen konuş beni. Bedeli ne olursa olsun sen sadeliğimi kelimelerinle zenginleştir. Yeni anlamlar yükle sevdamın yalınlığına. Dudaklarındaki en değerli hazine olan nefesine kat. Öznesizliğim yeniden kanamasın..Sakın susma…

Etrafta bir yalnızlık kokusu…
Kuyularda Yusuf susturulmuş..
Köşe başları ise tutulmuş..
Korkular revaçta.
Başrollerde ise ölüm..
Ve mevsim sonbahar..
Ve gözlerden akan,
Bir “ umut “ yalnızlığı…
Hem de sicim sicim…

Doğrul eğildiğin yerden..
Kopar at serçe ıslaklığı kirpiklerinden..
Adının sadeliğinde yaşa sadece.
Sana reva görülen acıya inat,
Sen şükret Eyyubvari..
Bu kadar kolay olmamalı pes etmek ?
Bu kadar zor olmamalı direnmek ?
Alnının ortasına dayansa namluyu hayat,
Bu kadar suskun olmamalı ölmek ?


Pes ediyorsan,
Namlu hazır..

Yenilgiyi kabul ediyorsan,
Mezar hazır..

Hayatı değil de,
Uykusuzluğu istiyorsan
Ölüm hazır…

Ama tek bir şartla..
Önce beni öldür..


“ Kazandığım her şeyi senden bildim ben..
Varsın ölüm sen diye gelsin kapıma…”
Logged

HasreT öLüm/SenSizLik ZuLüm/Elßet ßirqüN qeLiRim ßekLe ße qüLüm../
Sayfa: 1 ... 19 20 [21] 22 23 ... 28
« önceki sonraki »
    Gitmek istediğiniz yer: