Zordur, Hakkari'de yaşam. Dağlar geçit vermez, hırçın ve öfkelidir mevsimleri...
Güneydoğu Anadolu'nun vahşi güzelidir Hakkari. Muhteşem dağların koynundaki zomalar
(yaylalar), soğuk suları, Şemdinli balı ve kilimleriyle meşhurdur. Cilo Dağları,
doruklarında bir lale büyütür ki, görmeye değer! Dünyaca ünlü, her dalında 6
lalenin ters büyüdüğü, doğa harikası 'ters lale'dir bu... Gitmek isterseniz; Van'a
kadar uçakla gelirsiniz, sonra doğru otobüs garına. Bir tanıdık varsa, haber
salarsınız şehre; yarışırlar sizi arabayla almak ve evlerinde konuk etmek için.
Hakkari'den Van'a gelmek büyük değişikliktir çünkü... Yanlış anlamayın;
gittiğimizden, gördüğümüzden değil; Hakkarili yüreklerden sorduk bu diyarları.
Geleneklerden, aşiret yaşamından, sofra adabından, şenliklerden, beslenme düzeninden
söz ettik. Hepinizin yakından tanıdığı Yılmaz Erdoğan'ın anne ve babası; Nazım
ve Süheyla Erdoğan çifti, doğma büyüme Hakkarili. Pek çokları gibi onlar da baba
diyarını terk etmişler ancak, yürekleri kalmış şehirlerinde. 'Yaşam Hakkari'de
zordur' diye söze giriyor Nazım Erdoğan. Derinlere dalıp, dağlardan başlıyor
anlatmaya... Zoma zamanı 'Toprakların büyük kısmının dağlarla kaplı olması tarımı güçleştirir;
yöre insanı ekonomik açıdan da hayvancılığa bağlıdır. Senede 3 kez zomaya
(yayla) çıkılır. İlkbaharda, otlar çoğaldığında çıkılır, eylül sonuna kadar
kalınır. Temmuz sonunda 'Kuzu kırpma şenlikleri' düzenlenir, oğlaklar kesilir,
Gaylasehl (Gayla: Kavurma-Sehl: Sac) yapılır. Sacın iç kısmında kuşbaşı etler
kuyruk yağıyla birlikte kavrulur. Yağıyla birlikte tabağa alınır, ortaya konur,
sarımsaklı yoğurt ve lavaş ekmekle yenir. Yollar o zaman 6 ay kapalı kaldığı için
-şu an 3-4 gün kapalı kalıyor- stok çok önemliydi Hakkarili için. 12-13 çap (4
teneke) bulgur ve den stoklanırdı. 12-15 teneke peynir, 5-10 teneke mencel, teremast
denilen kışlık yoğurt... Sade yağ ve kavurma yapılırdı. Bizde Kadit diye bir şey
vardır; hayvanın kaburga kısmını unla sıvayıp asarak kuruturlar. Kışın genelde
pilavın üzerinde yenir. Şimdi çok az bulunuyor.' Bir tabakta otlu peynir geliyor; tadıyoruz,
nefiss! Nazım Bey, peynirin ilkbaharda yaylalarda yapıldığını söylüyor. Çünkü
süt, bu dönemde nisbeten daha az yağlı. Haziran ayında süt yağlandığından bu kez
yayıklarda tereyağı yapılırmış; sonbaharda da yoğurt. Büyük mencellerde
(kazanlar)-şimdi bidon kullanılıyor- yapılan yoğurdun üzerine bir tabaka tereyağı
dökülürmüş hava almasın diye; bu yoğurt bahara kadar tüketilirmiş bozulmadan.
Sonbahar sonuna doğru kavurma hazırlanırmış. 'Hakkari'de 3 bin metre civarındaki
dağlarda pek çok ot büyür' diyor. Siyabo, Mende, Sore, Sir (yabani sarımsak); bu
otlar nisan ayı başında toplanır, haşlanır, peynirin ana malzemesiyle birlikte
yoğurulur; kalıplara ya da bez torbalara konur. Örneğin, Gari denilen acı bir ot
vardır; önce damda ya da avluda kurutulur, sonra haşlanır. Birkaç kez suyu dökülür
tekrar haşlanır, ondan sonra yemeğe katılır. Çok lezzetlidir, biz çok severiz. Bir
de Alilo (ya da Alo) otu vardır, maydanoza benzer. Aynı ıspanak gibi haşlarsın,
istersen yumurtalı yaparsın, istersen sarımsaklı yoğurtla yersin.' Hakkari'de yaşam Şehirdeki yaşamı merak ediyoruz. 'Bizim kadınlarımız evde çalışır,
dışarı işlerine bakmaz' diyor Erdoğan. 'Yaylalarda, köyden getirilen ve 'maraba'
denilen kadınlar ya da erkekler işleri yapar. Kadınlar ev işi yaparlar ya da eve gelen
sütü işlerler. İyi bir ailenin ev yaşamı sabah 07:00'de başlar. Kadınlar semaveri
yakıp sofra hazırlarlar. Kahvaltıda lor -biz cacık deriz-, tereyağı, kaymak ve
yoğurt yenir. Peynir daha ziyade kışa saklanır. Bir de çörek, tandır ekmeği ve
tabii ki çay. Hayvancılığın bol olduğu zamanlar kaymak da çok olurdu. Yoğurdun
üzerindeki kaymağı sererek kuruturlar ve serin yerlerde saklarlardı. Kışın o
kurutulmuş kaymak kesilip tabaklara konur, üzerine bal dökülürdü. Kaymak kurutulunca
muhteşem bir şey oluyor! Öğleyin erkekler evdeyse ve misafir de yoksa öğün geçiştirilir;
ılıtma, yumurta, hafif etli yemekler yenir. Yemek ağırlıklı olarak bütün ailenin
toplandığı akşam vakti yenir. Yere bir muşamba serilip yer sofrası kurulur. Eğer
misafir varsa, tepsiler kurulur... Bir yemekten birçok tabak konur. Siz sofraya yeni
geldiniz diyelim, tabak hemen yenilenir. Ev sahibi, misafir sofradan kalkmadan sofrayı
terk etmez. Sofrada mutlaka peynir bulunur. Eskiden gelenekti, sofradan kalkmadan önce
son lokma olarak peynir yenirdi. Bunun da nedeni, peynir tuzlu ya, ağız tadını çaya
hazırlamaktı amaç; daha fazla çay içebilmek içindi. Sofradan kalktıktan sonra
semaverle çay gelir, misafir bardağı devirince 'ben içmiyorum, artık yeter' demekti.'
REHBER Telefon Kodu: 438 İLÇELER Hakkari (merkez), Çukurca, Şemdinli, Yüksekova ULAŞIM Uçakla Van'a kadar gelebilirsiniz. Van otobüs terminalinden de GEZİLECEK YERLER Melik Muhammed Esat Medresesi, Yüksekova Hırvata Kent Kalıntıları; Kelat ve
Kayme Sarayları, Şemdinli Deresi üzerindeki Taşköprü, Mağara Devri kaya resimleri
(Cilo-Sat Dağları'nın Gevaruk Vadisi), FESTİVALLER-ŞENLİKLER Kuzu Kırpma Şenlikleri: Temmuz ayı sonunda ÖNEMLİ GÜNLER Hakkari'nin Düşman İşgalinden Kurtuluşu: 12 Nisan KALINACAK YERLER Öğretmen evi: Hakkari merkez ÖNEMLİ TELEFONLAR İl Kültür Müdürlüğü: 211 28 81 |